Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 7 yıldır dağıttığı okul sütü yağsız” teşhisi(!)den sonra, şimdi de Kırıkkale Halk Sağlığı Müdürlüğü’nden İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne atanan Dr.Bediha Türkyılmaz‘ın “İzmir’in suyu yüzde 80 temiz” teşhisi(!)ini konuşuyoruz.

        Başka türlü okursak, “İzmir’in suyunun yüzde 20’si sağlıksız...”

        Müdire Hanım bunları söylüyor ama, elinde bir veri, bir çalışma, bir analiz sonucu yok.

        Olsa gösterirdi her halde.

        İzmir’in suyunun yüzde 80’i sağlıksız olamaz mı?

        Olabilir. Ama bunun bir bilimsel dayanağı olması, devlet memurunun, hele hele “bilim insanı” sıfatlı bir bürokratın da verilere göre konuşması lazım.

        Anlaşılan Dr.Hanım, hala kendisini AKP Kütahya milletvekili adayı zannediyor ve muhalif belediyeye eleştirel gönderme yapmayı, ayağının tozu ile bir gol atmış olmayı planlamış.

        İzmir’in yeni Halk Sağlığı Müdürü’nün hareket noktası da bir hayli popüler popülist; İzmirlileri damacana suyuna para vermekten kurtaracağız.

        Peki Halk Sağlığı Müdürlüğü bunu nasıl yapacak?

        Suyu arıtma-iyileştirme tesisi mi kuracak?

        Evlere birer tane su arıtma cihazı mı hediye edecek?

        Hayır...

        Yine kendi ifadesine göre; bunu suyun sorumlusu İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerini uyararak sağlayacakmış.

        Nitekim Müdire Hanım‘ın “yüzde 80”ine İzmir suyunun patronu İZSU’dan cevap gecikmiyor; Suyumuz yüzde 100 güvenli...

        Yeni Halk Sağlığı Müdürümüz Dr.Bediha Türkyılmaz’a bu münasebetle “hoş geldiniz” derken, İzmir’in “hava sağlığı” konusuna da eğilmesini rica edeceğim;

        İki çimento fabrikası ile binlerce dönümlük taş ocaklarını göbeğinde barındıran kentte, bu fabrika ve taş ocaklarının üzerlerine toz-duman yağdırdığı Naldöken, Mevlana Mahallesi, Altındağ, Çamdibi bölgesinde kurulu yüzlerce fabrikada çalışan insanlar üzerinde bir sağlık taraması yaptırın, üzerine de bir anket düzenleyin ve olumlu ya da olumsuz sonucunu kamuoyu ile paylaşın.

        Bu kentin hava kalitesinin, su kalitesi kadar önemli olduğunu sizin gibi bir uzmana hatırlatmaya gerek yok. İzmir’in hava kalitesi konusunda sorunu var. Kentin çeşitli yerlerine kuracağınız ölçüm cihazlarının sonuçlarını kent sakinleriyle paylaşın.

        Kolay gelsin...

        Trafik polisinin affetme yetkisi var mı?

        Geçenlerde bir haber vardı; İletişim uzmanı Yard.Doç.Dr. Cengiz Tüzün tarafından İzmir’de görevli 350 trafik polisine stres eğitimi verilmiş. Toplantının düzenleyicisi Trafik Şube müdürü Kadir Şen, “trafik polisi olarak vatandaşla daha etkin iletişim kurma amacında” olduklarını söylemiş.

        Trafik polisinin vatandaşa karşı nazik, kibar olması güzel.

        Ancak, görev sırasında bir o kadar da kararlı olması lazım.

        Hiçbir trafik suçlusunu affetme yetkisinin bulunmadığını bilmesi lazım.

        Bugün İzmir’de, benim de katıldığım yaygın kanaat şudur;

        Kentte işlenen her 100 trafik suçundan biri bile fark edilmiyor, cezalandırılmıyor. Üzerinde bir yılgınlık, bıkkınlık gözlenen trafik polislerimiz, çoğu yerde suça, suçluya arkasını dönüyor. İzmir’in her kavşağında her gün binlerce, “kırmızı ışık” ihlali yaşanıyor. Yeşil ışığa güvenip hareke geçen yayaların ve diğer sürücülerin hayatını tehlikeye atan gaza basmalar yaşanıyor.

        Adım başı yolcu alıp indiren, sürekli korna çalan, sabah ve akşam saatlerinde insanları üst üste bindiren dolmuş şoförleri, her halde bu kadar rahat davranacakları, bu kadar kuralsızlıkları üst üste yapacakları başka bir kent merkezi bulamaz diye düşünüyorum.

        Çünkü fırsat buldukça görüyorum...

        Acaba bu duruma sebep, trafik polisimizin “vatandaşı rahatsız etmeme” keyfisinden mi kaynaklanıyor.

        Ama şurası gerçek ki; kuralsızı rahatsız etmemek, kuralları benimsemiş ve harfiyyen uyan vatandaşları rahatsız ediyor.

        Diğer Yazılar