Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bugün 19 Mayıs... Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında milyonlarca evladını cephelerde, sağ kalanların çoğunu da açlıktan, sefaletten, hastalıktan yollarda kaybetmiş 619 yıllık Osmanlı‘nın kendisini işgalcilere teslim etmesinden sonra, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolun başlangıcıdır.

        Türk Ulusu’nun en önemli milli bayramlarından olan 19 Mayıs’ı, son günlerin tartışmalarına uyup ister kutlayın ister kutlamayın. İster şöyle kutlayın, ister böyle... Ama bu ülkeyi 19 Mayıs’a götüren “ahval ve şeraiti” (gidişat ve koşullar) asla unutmayın;

        -12 Ocak 1919... İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Wilson, Osmanlı’nın başkentinde İstanbul Polis Teşkilatı’na el koydu.

        -1914 yılında kaldırılan kapitülasyonlar, İngiliz Yüksek Komiserliği’nce geri getirildi.

        -22 Ocak 1919... Konya ve Eskişehir İngilizler tarafından işgal edildi.

        -Paris’te “Barış Konferansı” adı altında birçok ülke temsilcisi toplandı. Suriye, Mezopotamya, Filistin, Arabistan, Ermenistan ve “Kürdistan” dedikleri bölgelerin Osmanlı’dan ayrılması kararı çıktı.

        Yunanistan’ın İstanbul, Trakya ve Batı Anadolu’yu işgal isteğini değerlendirmek üzere bir komisyon kuruldu. 22 Şubat 1919... İngilizler Maraş’ı işgal etti.

        -23 Şubat 1919... Karadenizli Rumlar, Rum Karadeniz Cumhuriyeti karmaya karar verdi.

        -26 Şubat 1919... Ermenistan, Van, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Sivas, Erzurum, Dörtyol yöresi ile Adana ve İskenderun limanlarını istedi.

        -5 Mart 1919... İngilizler Samsun’u işgal etti.

        -8 Mart 1919... Fransızlar Zonguldak’ı işgal etti.

        -9 Mart 1919... Damat Ferit Paşa, İngiliz Yüksek Komiserliği Vekili Amiral Webb’e “Ben ve Sultan, Allah’tan sonra ümedimizi İngiltere’ye bağladık” dedi.*

        -14 Mart 1919... Gürcistan Rize’yi istedi.

        -26 Mart 1919... İran, Doğu Anadolu’nun bir kısmını istedi.

        -30 Mart 1919... Damat Ferit, İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe’a "Padişah Vahdettin’in takip ettiği gayenin, Osmanlı Hükümeti’ni İngiliz Devleti’ne mutlak bir teslimiyetle bağlamak" olduğunu söyledi ve "İngiliz mandası"nı isteyen projeyi verdi. 11 Nisan 1919... General Webb’in İngiltere’ye raporu; "Bu hükümetten (Damat Ferit Hükümeti) daha iyisini ve bize daha dostça davrananını bulamayız."

        6 Mayıs 1919... İngiliz ve Fransızlar, Yunanlılar’ın İzmir’i işgal etmesine izin verdi.

        Aynı günler... Fethiye, Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Foça, Karaburun, Urla, Torbalı, Seferihisar, Güllük, Menemen ve Manisa’nın Yunanlılar veya İtalyanlar tarafından işgal edildi. 15 Mayıs 1919... Yunanlılar, İzmir’e çıktı.

        ...ve 19 Mayıs 1919... Mustafa Kemal, Osmanlı Ordu Müfettişi olarak Samsun’a ayak bastı.

        Dipnot

        "Milliyetçileri öldürmek, din gereğidir!""Milliyetçileri öldürmek, din gereğidir!"

        Bir süre Padişah ve Sadrazam’la karşılıklı telgraflaşan Mustafa Kemal, Haziran 1919’da Osmanlı Ordusu’ndaki görevinden uzaklaştırıldı ve kurtuluşa giden hareket başladı.

        İstanbul Basını’ndan bazı kalemler, Doğu Anadolu’daki gelişmeleri alaycı üsluplarla değerlendirirken Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi de fetva yayınlıyordu; “Padişah’tan izinsiz olarak istilacılara karşı direnen milliyetçileri tek tek veya topluca öldürmek din gereğidir ve görevdir. Bu uğurda ölenler şehit, yaralananlar gazi sayılır...”

        İşte sevgili gençler... “19 Mayıs” dediğimiz bu...

        Yanlış bilgi virüstür ve tahribatını beyinlerde yaratır. Bunun da en iyi ilacı, doğru bilgidir. Size amaçlı yalanlara inanmak değil, doğruyu öğrenmek yaraşır.

        Diğer Yazılar