Fatih Altaylı

Fatih Altaylı

[javascript protected email address]

Mağdur edebiyatı

25 Ocak 2012 Çarşamba, 05:59:25Güncelleme: 13:55:49

Sağım solum, önüm arkam mağdur.
Bayılıyoruz “mağdur” yaratmaya ve sonra üzerinden “edebiyat” yapmaya.
Mağdur edebiyatı.
Her konuda epey bir mağdurumuz var.
Ama konular ilginç.
Mesela, 12 Eylül mağdurlarımız var.
“12 Eylül’de 14 sene mahpusta yattım.”
Vah vah, 12 Eylül mağduru.
Peki neden yattın kardeşim?
“Önemli değil. Silahlı soygun yapmıştım. Karşıt görüşten 3 kişiyi öldürmüştüm. Karşıt fraksiyondan da 1 kişiyi yaralamışlığım var.”
Tüh tüh tüh!
Pek bir mağdur.
Bunlar eski mağdurlarımız.
Şimdi bir de yeni “mağdurlar” var.
Mesela çek mağdurları.
“Hayatım karardı. Karşılıksız çekten 5 aydır hapisteyim.”
Vah vah! Niye verdin karşılıksız çeki?
“Mal aldım. Çek verdim. Vadesi geldiğinde parayı denkleştiremedim. Çek karşılıksız çıktı.”
Tüh tüh tüh!
Peki mal aldığın ve parasını vermediğin adam ne oldu?
“Battı.”
O mu mağdur, sen mi mağdursun?
“Ben mağdurum.”
Tüh tüh tüh!
Enayi misiniz? Verin çeki, alın canınızın istediğini. Ödemeyin parayı. Olun mağdur. Hep beraber üzülelim sizin için.
Ha bir de kredi kartı mağdurları var!
Her bankadan bir kredi kartı almışlar.
Her kartla alışverişin dibine vurmuşlar.
Sonra ödeme günü gelince ödeyememişler. Olmuşlar mağdur.
Kardeşim kredi kartın var diye sana zorla kafana silah dayayıp mı alışveriş yaptırttılar?
“Yoo. Ama kart verdiler. Ben de aldım.”
Ee bilmiyor muydun bu kartları ödeyemeyeceğini?
“Öderim zannettim.”
Kazancının 10 katı harcamışsın. Nasıl öderim zannettin?
“Bilmem. Bir şey olur öderim dedim.”
Hıımm, sen hakikaten mağdursun.
Sadece mağdur değil, aynı zamanda malulsün.
Bakın bu çek meselesine bir çekidüzen elbet gerekiyor.
Ekonomik suçsa eğer ekonomik cezaya tamam.
Kredi kartına da bir düzenleme gerekiyor.
Ama bunlara mağdur falan demeyelim.
Bunlar işini bilmeyen çavuşlar sadece.

***

Tam gün ve vatandaş

TAM Gün Yasası'ndan ve Sağlık Bakanlığı'nın uygulamalarından şikâyet eden doktorlar bana da sitem ediyorlar.
"Siz haklısınız ama vatandaş uygulamadan memnun" dediğim için.
"Vatandaş ne olduğunun farkında değil" diyorlar.
Bu en büyük yanılgı.
Vatandaş cin gibidir. Lehine olan her şeyi fark eder.
Doktorlar ise "Ama sağlık sistemi çökecek. Olan vatandaşa olacak" diyor.
Vatandaş onu bilmez.
Bugüne bakar. Sistem çöker ve memnun olma durumu sona ererse o zaman yeniden değerlendirir.
Bakın işte dün Tam Gün Yasası'ndan şikâyet eden doktorlara karşılık vatandaştan gelen yanıt:
"Fatih Bey,
Genç bir doktorun mail'ini yayınlamışsınız, bir hocanın Başbakan'ın ameliyatını yaptığı için ancak 50 TL alabileceğini yazmışsınız.
4 sene önce, Cerrahpaşa Fakültesi'nde, Bağ-Kur'lu olan anneme endoskopi ve kolonoskopi yapıldı. Öğretim üyesi farkı diye bizden 750 TL tahsil edildi.
10.30'da randevu verildi, '1 saat erken gelin' denildi. 09.30'da Cerrahpaşa'ya gittik, 14.30'da sıra bize geldi. Annem o kadar saat aç susuz kapı önünde bekledi.
Endoskopi ve kolonoskopiyi uzman doktor yaptı, gözümüzün önünde odaya gidip Prof. bir zata imzalattı.
Aynı yıl eşime Gaziosmanpaşa'da özel bir hastanede endoskopi yaptırdım. SSK'lı olarak 80 TL fark ödedik.  09.30'da randevu verildi, 09.25'te işleme başladılar.
Elbette sistemin aksayan yanları oluyordur.
Fakat biz sağlık hizmetlerinden yararlananlar olarak, eski durum ile yeni durum arasındaki farkı çok açık bir şekilde görüyoruz.
Saygılarımla...."
Vatandaşın gördüğü bu.
Bunu gördüğü müddetçe de gıkını
çıkarmayacaktır. Haklı da olacaktır!

***

Benchmark ya da mihenk taşı

GEÇENLERDE Fehmi Koru için, "Hiçbir gazetecinin işsiz kalmasını istemem diyor ama bizim gazetenin kapatılmasını istedi. Matbaasıyla, şuyuyla buyuyla 900 kişinin işsiz kalmasını talep etti" diye yazdım.
Koru bir yanıt yollamış.
"Benim o yazıda bütün yaptığım, İngiltere örneğini hatırlatmak. Hatırlatmamdan çıkarılacak sonuç
HT'ün kapatılması arzusu mudur? Ben sanmıyorum.
Ben hiçbir gazetecinin işsiz kalmasını istemem. Gazetelerin kapanması bir tarafa sayılarının çoğalmasını arzularım. Neden tersini isteyeyim ki?
İngiltere'de bir gazetede yazıyor olsaydım, sonradan kapanmak zorunda kalmış gazetenin ilk hatasından sonra onu da uyarırdım. Bilesiniz istedim" diyor.
Yani "kapanmayalım" diye önceden uyarmış.
Öyle olsun. Bizi düşündüğü için teşekkür edelim.
Fehmi Koru demişken, Sabah-ATV'nin satışıyla ilgili olarak "Küçülmekte olan bir medya patronu ATV-Sabah için '1.5 milyar dolar eder' dedi" diye bir yazı kaleme aldı.
Fehmi Koru gibi akıllı birinin bu zokayı yuttuğunu zannetmiyorum.
Kastettiği medya patronu elbette öyle diyecek.
Öyle diyecek ki, elindeki medya daha değerli görünsün, "Benimki de 4 milyar" diyebilsin.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Her gün öldürülmüş bir değerimizi anmak zorunda kalmadığımız zaman.

Diğer Yazıları

Muhalefete geçince mi ayıp!

  • Yayın Tarihi: 16/09/14 01:28
  • [javascript protected email address]
GAZETECİ arkadaşım Avni Özgürel, "Gazetecilik hobi, asıl hedef siyaset" demiş. Lafın nedeni Enis Berberoğlu'nun Cumhuriyet Halk Partisi saflarına katılması ve partide genel başkan yardımcılığı görevine getirilmesi. Yani demeye getirmiş ki,...
Devamını Oku

En zoru kötülüğün tamiri

  • Yayın Tarihi: 14/09/14 04:39
  • [javascript protected email address]
DÜNKÜ yazımda "Çıkan çivileri yerine koymak yine laikler denilen Batılı düşünce yanlılarına kalacak"dedim ya, geleceğin Türkiye'sinde "tamirat" yapacakları bekleyen en zor iş ne biliyor musunuz? Yok yok ilk aklınıza gelenlerde yanılıyorsunuz. İçerde...
Devamını Oku

Halt etmişsin The Economist

  • Yayın Tarihi: 13/09/14 07:29
  • [javascript protected email address]
THE Economist Dergisi, Türkiye ile ilgili "yanlış" yorumlar yapmaya devam edecek gibi görünüyor. Son olarak yaptığı yorum haberde, "Türkiye'de laikler köşeye sıkıştı" demiş The Economist. Kelimenin tam anlamıyla "halt etmiş". Türkiye'de laiklerin köşeye...
Devamını Oku

IŞİD yüzünden Türkiye bölünebilir

  • Yayın Tarihi: 12/09/14 06:40
  • [javascript protected email address]
OBAMA, Türkiye Cumhurbaşkanı'na bir "saatli bomba" hediye etti son görüşmede. "IŞİD'e karşı yapılacak operasyona fiili destek vermeniz gerekiyor" dedi. Yani Türkiye'nin Irak'ta IŞİD'e karşı Irak ordusu ve bölgedeki diğer güçlerle beraber savaşmasını...
Devamını Oku

Sembolik makam Başbakanlık

  • Yayın Tarihi: 11/09/14 07:34
  • [javascript protected email address]
ANAYASAMIZ o şekilde oluşturulduğu için, biz öyle bildik, öyle yaşadık, öyle gördük. Türkiye'yi yasalar karşısında "sorumlu" Başbakan ve onun kurduğu hükümet yönetirdi. Yasalar karşısında makamı süresince hiçbir sorumluluğu olmayan cumhurbaşkanları ise...
Devamını Oku
Tüm Yazıları