• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
Fatih Altaylı

Fatih Altaylı

[javascript protected email address]

Bu da mağdur

27 Ocak 2012 Cuma, 05:56:56

Bu da karşılıksız çek mağdurundan.
“Yaklaşık 520.000 TL geçen sene çekle mal sattık. Bankalardan aldığımız istihbaratta firmaya pozitif istihbarat verildi. Hiç yazılanı yok dendi. Vadeleri geldi, salkım salkım döküldü çekler. Bir arkadaşım da aynı firmaya 270.000 TL’lik mal vermişti.
İlk çeki tahsile gittik, ‘Karşılığı yok’ dendi. ‘Bekleyin’ dendi. Bir de baktık kapıda polis. Meğer çekler sahteymiş. Gittik ifade verdik. Tanıdıklar olmasa çek sahibini bulmadan salmayacaklardı bizi.
Neyse dava açtık. Adamı aldılar içeri. 4 ay sonra çıkardılar. Çekin sahte olduğuna dair bilirkişi raporu istediler. Adam çok içeride kalmış çıkaracaklarmış, neyse çıkardılar.
Şu an piyasada ve mal almaya, daha doğrusu çarpmaya devam ediyor.
Telefonu, adresi her şeyi var. Ellerimiz bağlı bekliyoruz. Bu meblağı ödemek için neler çektik anlatamam.
Bankalardan sonradan öğrendik ki, temiz firmayı çek karnesi ile beraber almışlar.
Size daha acısını anlatayım.
Avukatlarımızdan birisi anlattı.
Firmada imza yetkilisi müdüre çekleri imzalattıktan sonra imza yetkisini ortaklar kararıyla kaldırırsan çekler oluyor çöp.
Daha neler neler...
Bankaya gidiyorsun imzayı kabul etmiyor, şerh ile yazılıyor.
Bu iş hapis cezasıyla çözülmez Fatih Bey.
Resmi bir internet sitesi açacaksın mahkeme kararıyla, şeceresiyle birlikte mahkemeye kendini düzelttiğine ikna edene kadar yayınlayacaksın.
Herkesin sicili ortada olacak.
Saygılarımla.

***

Bu da mağdur

KARŞILIKSIZ çek mağdurlarının "mağdur" olmadığını yazıyorum. Yağmur gibi mail yağıyor.
Olayın iki tarafını da gösteren mail'ler.
Bu biri:
"Fatih Bey,
Hayatımda ilk defa bir köşe yazarına mail atıyorum.
Olur a belki okunur.
Konu, çek mağdurları ile ilgili yazınız.
Kendini çok iyi yetiştirmiş aydın bir insansınız. Her gün yazı yazmak ve fikir belirtmek zorundasınız. İşiniz çok zor, bu açıdan hatalısınız diyemem sadece kendi fikrimi-durumumu yazıyorum.
İTÜ Elektronik Yüksek Mühendisi'yim, 55 yaşındayım.
22 sene konfeksiyon ihracatı yaptım. Son 8-9 sene sigortalı 650 kişi çalıştırıyordum.
Çalıştığım firmalardan biri iflas etti. Diğeri satıldı ve üretim yerini Uzakdoğu'ya kaydırdı.
Kahraman Türk bankası anında krediyi kesti, çek yazdırmama korkusuyla tefeci Dış Ticaret Sermaye şirketi/tefeci Factoring firması/ve bunlardan daha insaflı tefeci şahıslara trilyonlar verdim.
Tazminat ödeyip 750 kişiyi çıkarttım.
Sonunda duvara çarptım. geriye hiçbir şey kalmadı.
2008 başından beri işyerim kapalı. İşsizim... 20 bin metrekare kapalı alanlı işletmeden 15 milyon doladık makinelerim icradan 200 bin TL'ye gitti.
Diğer yüzlerce makinem talan oldu. Her şeyim haciz altında...
Yaklaşık 24 bin adet çek yazmışım, son 28 adedini ödeyemedim.
1.5 yıldır aranmam vardı.
Gece yarısı polisler evimi bastı. Çatı arasında fare gibi yakalandım. Metris ve Silivri'de yattım. Çaresizlikten -hiç arzu etmediğim halde ve isteğim dışında- eşim bacanaktan para alıp beni kurtardı.
Şu an yeni dosyalar GBT'ye düştü. Tekrar girebilirim. Fare gibi yaşıyorum.
Hiç şerefsizlik, hak yiyiciliği, ahlaksızlık, görgüsüzlük yapmadım. Sonradan görme değilim.
Hapis çok ağır geldi.
Bu işte bir yanlışlık var dedirtti.
Kendimi 'çek mağduru' filan hissetmiyorum. Garibanizmden nefret ederim.
Hâkim karşılıksız çek yazmaktan hapis cezası verdi. Geçmişimi incelemedi.
Ben karşılıksız çek yazmadım.
Şerefsiz değilim.
İş hayatında o kadar çok parametre var ki. Kanunun beni suçlayıp hapse atması çok kolaycılık oldu.
Sadece siyah veya beyaz yok. Grinin tonları da var. Adalet bunları halledebilir. Ticaret ve İş Kanunu'nu yazanların hâkim çoğunluğuna, mutlaka 100'den fazla işçi çalıştırmış olma zorunluluğu getirilmeli.
'Komşu çadırdakinin mokasenlerini giymeden nasır ağrısını bilemezsin.' Kızılderili atasözü.
Yazarsanız lütfen adımı kullanmayın."

***

İstifa et başkan

DÜN Türkiye Futbol Federasyonu'nun genel kurulu vardı.
Sözde Türk futbolunu krizden çıkaracak, önünü açacak, yeni yönünü tayin edecek genel kurul.
Kurula şöyle bir göz gezdirdim.
Türk futbolunu kaostan kurtaracak olan kurula şöyle bir baktım; Türk futbolunu kaos ortamına sürükleyen, bu rezaletin sorumlusu kim varsa hepsi orada.
Sakın yanlış anlamayın.
Hepsi sorumludur demiyorum.
Ama sorumluların hemen hepsi oradaydı.
Birkaç spor yazarı, birkaç televizyon programcısı ve birkaç spor müdürü dışında.
Futbolun içinde olup da futbolu katledenler oradaydı.
Genel kurulu televizyondan izlerken en çok kimin için üzüldüm biliyor musunuz?
Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar için.
Onun gibi birinin o genel kurulda yeri yoktu.
Zaten sırıtıyordu da o ortamda.
Bu süreçte Mehmet Ali Aydınlar kırıp dökmemek, kimseyi mağdur etmemek, haksızlığa sebep olmamak için elinden geleni yaptı. Fazlasını yaptı.
Türk futbolunu korumaya, orta yolu bulmaya çalıştı.
Çok basit bir yönetim kuralını uyguladı.
"ÇÖZEMİYORSAN ERTELE" mantığıyla hareketetti.
Yargıyı beklemeyi tercih etti. 
Ama yine de bütün eleştirilerin odağı o oldu. Sanki Türk futbolundaki bütün bu pisliğin sorumlusu oymuş gibi hakarete uğradı.
Çok ama çok üzüldüm Aydınlar için.
Açıkçası o genel kurula yakışmıyordu Aydınlar. Oranın parçası gibi durmuyordu.
Bu yüzden kendisi için yapacağı en doğru şey, bir an bile vakit kaybetmeden istifa etmektir.
Ona temmuz ayında saatli bir bomba verdiler.
Aylardır o bombayı patlatmadan taşımaya çalışıyor.
Bıraksın gitsin.
Türk futbolunun içine eden kimse gelsin, onlar temizlesin.
Şu anda ortada bir kaos var. Aydınlar bir bıraksın asıl kaosu siz o zaman görürsünüz!

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Gazeteciliği gizli ajandayla yapanlar, herkesi kendileri gibi zannetmedikleri zaman.

Diğer Yazıları

O fotoğrafın hikâyesi

  • Yayın Tarihi: 23/02/12 06:04
  • [javascript protected email address]
HABERTÜRK yine yaptı yapacağını.Şike davasının görüldüğü mahkemenin fotoğrafları dün Habertürk'ün 1. sayfasında yayınlandı.Bu yıllardır böyle. Daha doğrusu Habertürk yayın hayatına girdiği günden beri böyle.Türkiye'nin merak ettiği her şey, Habertürk'te...
Devamını Oku

Biz spordan yanayız temiz spordan

  • Yayın Tarihi: 22/02/12 06:06
  • [javascript protected email address]
ŞİKE soruşturması başladığı günden bu yana "istikrarlı" olarak "Fenerbahçe küme düşmemeli" diye yazan bir tek kişi var. Kim biliyor musunuz? Ben. Fatih Altaylı. "Birkaç kişinin yaptıklarıyla Türkiye'nin en büyük spor camialarından biri...
Devamını Oku

Başbakan ne dedi

  • Yayın Tarihi: 21/02/12 06:07
  • [javascript protected email address]
Başbakan Erdoğan'ın AK Partili gençlere "videokonferans" yoluyla yaptığı konuşmayı pazar günü heyecanla izledim. Çünkü önceden aldığım duyumlar, Başbakan'ın "hayli sert" ve farklı kesimlere yönelik farklı mesajlar içeren bir konuşma yapacağı yönündeydi....
Devamını Oku

Yapacak bir şey yok

  • Yayın Tarihi: 19/02/12 08:38
  • [javascript protected email address]
Geçenlerde bir yemekte bir grup doktorun arasında kaldım.Hepsinin başında profesör unvanı olan doktorlar. Yakın zamana kadar üniversitede çalışan ama şimdi hepsi özel sektöre geçmiş doktorlar.Konuları her zamanki gibi "Tam Gün Yasası".Ana başlıklar...
Devamını Oku

Metris’te ölmek daha mı ucuz?

  • Yayın Tarihi: 18/02/12 06:05
  • [javascript protected email address]
DÜŞÜNDÜKÇE tepem atıyor, düşündükçe sinirleniyorum. Engin Çeber'in hayatına biçilen 36 bin TL bedele. Bilirkişi değer biçerken diyor ki: "Bu çocuktan bir şey olmazdı. Hayat boyu asgari ücretin de altında bir paraya çalışırdı. Sonra ölürdü. O yüzden...
Devamını Oku
Tüm Yazıları