• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Fatih Altaylı

Fatih Altaylı

[javascript protected email address]

Kaç yıl yaşayacaksınız biliyor musunuz?

29 Ocak 2012 Pazar, 12:09:19

BUGÜN umut veren bir şeyler yazmak daha iyi olacak galiba.
Yok yok merak etmeyin.
Davos'ta Türkiye için söylenen "övücü" cümleleri yazmayacağım.
Doların düşmesinden, borsanın yükselmesinden de bahsetmeyeceğim. Daha iyi şeyler anlatacağım bugün.
Bir büyük holdingimizin bir süre önce konuşma için davet ettiği bir fütüristin anlattıklarının bir bölümünü aktaracağım.
Fütürist gelecekle ilgili öngörülerini aktarırken, en ilgi çeken "tahminleri" sağlık alanıyla ilgili olanlar olmuş.
Farklı yaş grupları için farklı tahminlerde bulunmuş. Sırayla anlatayım. Büyükten küçüğe doğru.

YAŞI 40 İLA 50 ARASINDA OLANLAR

Tıptaki gelişmeler ve bu gelişmelerin hızı göz önüne alındığında bugün 50 yaşın altında olanlar için gelecek güzel görünüyor. Çünkü bilimsel verilere dayanan tahminlere göre yaşı 50'nin altında olanlar, "olası yaşam sürelerinden" en az 20 yıl daha uzun yaşayacaklar. Yani normal şartlarda 30 yıl ömrü kalan 48 yaşındaki bir kişi, tıbbın getirdiği yeni olanaklarla bu süreye 20 yıl ekleyecekmiş. Yani 78 yaşında ölecekse bundan 20 yıl daha uzun yaşayacak ve 98 yaşında ölecekmiş.

YAŞI 20 İLA 30 ARASINDA OLANLAR

Henüz orta yaşa ulaşmamış olan bu kişiler için durum daha da umut verici. Tıptaki gelişmelerin bugünkünden daha hızlı bir biçimde olacağını düşünen gelecek bilimciler, bunun avantajlarından en fazla yararlanacakların bugün orta yaşın altındakiler olduğunu düşünüyor. 30 yaşın altındaki insanlar, bilimin zorladığı sınırlar sayesinde en az 100 yıllık bir yaşamı garanti altına almış durumdalar. 30 yaşın altındaki gençlerin yüzde 80'inin 100 yaşına kadar yaşayacağı düşünülüyor. Tabii buna kaza sonucu hayatını kaybedenler dahil değil.

20 YAŞIN ALTINDA OLANLAR

Bu yaş grubundakilerin de abi ve ablaları gibi en az 100 yaşına kadar yaşayacakları kesin gibi. Ama bir farkla. Bu gruptakilerin uzun yaşamının yanı sıra yaşam kalitelerini de çok uzun süre korumaları mümkün olacak. Yani yaşamlarının son yıllarına kadar aktivitelerini koruyacaklar. Yaşlılık arazlarından çok az etkilenecekler. Genç yaşlılar olarak ölecekler.

ÖNÜMÜZDEKİ 50 YIL

Henüz bebeklik çağında olanlar ve önümüzdeki yıllarda doğacak olanlar ise iyiden iyiye şanslı. Çünkü onların durumu biraz daha farklı olacak. Hem uzun yaşayacaklar -tahminen 100 ila 120 yıl- hem de genç olacaklar. "Genç olacaklar" derken hakiki gençlikten bahsediyorum. 2000'li yılların sonuna doğru 75 yaşındaki bir kişinin dış görünümü, bugün 25 yaşındaki bir kişinin dış görünümüyle aynı olacak. Yani cami de mihrap da yerinde kalacak.

VE KÖTÜ HABER

Tabii tüm bunlara sahip olmak için bir şart var:
"Zengin olmak."
Çünkü uzun yaşamın ve uzun gençliğin sırrı tıbbi gelişimlerde ama aynı zamanda bunlara erişebilmekte.
Kişiye özel ilaçlar, genetik haritaya göre hazırlanmış ilaç ve bakım ürünleri bu gençliğin sırrı olacak. Fakat bunlara ulaşmak da her babayiğidin harcı olmayacak.
Gerçek zengin olmak gerekecek.
Bana bunları anlatan dostuma "Hiç beğenmedim" dedim.
"Niye?" diye sordu.
"Çok sıkıcı. Ben şimdiden sıkıldım. Bir 50 yıl daha sıkılmaya hiç niyetim yok. İşi bıraksan zaman geçmez, bırakmasan 50 yıl daha çalışmak çok sıkıcı. Kızım şimdiden beni çağa ayak uyduramamakla suçluyor. Düşünsene torunlarımın çocuklarını falan görüp bir de onların gırgır konusu olmak var. Ben almayayım" dedim.
Masadaki diğer arkadaşımız, "Dert etme. Zaten zenginler içinmiş" dedi.

 

Patrondan fıkra

FÜTÜRİSTİN bu anlattıkları bu yaş gruplarının hiçbirine girmeyen holding patronunu pek mutlu etmemiş ve fütüriste, "Sana bir fıkra anlatayım" deyip anlatmış:
Adamın karısı ölmüş. Cenaze evinde herkes toplanmış.
Adam feryat figan ağlıyor. Kendini yerlere atıyor.
Arkadaşları teselli etmeye çalışıyor.
"Yapma. Bu kadar perişan etme kendini. Zaten hastaydı. Bekliyorduk ölümünü. Bu kadar üzme kendini" demişler.
Adam yanıtlamış.
"Ben ona üzülmüyorum. Karısız kaldım. Ne yapacağım bundan sonra diye kendime üzülüyorum."
Arkadaşları teskin etmeye çalışmışlar.
"Üzülme birkaç aya kadar sana yeni bir hanım buluruz."
Adam iyice sinirlenmiş.
"Birkaç aydan bana ne. O kadar yaşar mıyım bilmiyorum. Ben bu akşam ne yapacağım ona ağlıyorum."

 


Süper tekneler

DÜN yazdım, iki hafta önce Volvo Ocean Race'e gittiğimi.
Biraz da ondan bahsedeyim.
Bilirsiniz otomobil, tekne gibi giden her şeye hastayımdır.
Volvo Ocean Race tekneleri de tam hastası olunacak şeyler.
Bu yarışa katılan tekneler dünyada monohull, yani tek gövdeli yelkenli teknelerin ulaştığı en üst nokta.
Bu tekneler 70 feet boyunda. Yani 21.5 metre.
5.5 metrelik bir salmaları var.
Direk boyları ise 31.5 metre.
Tamamı karbon fiberden yapılmış.
Teknenin toplam ağırlığı 14 ton.
Bunun 5 tonu salmanın ağırlığı.
31.5 metrelik direk ise topu topu 130 kilo ağırlığında.
Üzerinde bu boy bir tekne için hayli büyük sayılabilecek toplam 900 metrekarelik yelkenleri var.
Tekneler uygun rüzgârda 40 knot sürate çıkabiliyor. Genelde 25 knot civarında bir hız yapıyorlar.
Teknede 11 yelkenci görev yapıyor.
Bunların en önemlileri skipper, yani dümenci ve meteoroloji uzmanı.
Bu ikili birlikte çalışarak rotayı belirliyor.
Teknede 2 tonluk malzeme var. Teknenin yattığı tarafa göre bu iki tonluk malzeme tekne içinde bir iskeleye, bir sancağa taşınıyor.
Teknede tek bir tuvalet var.
Ancak bir süre sonra kullanılmaz hale geliyor ve personel işini güvertede hallediyor.
Bütün yiyecekler ya toz ya kurutulmuş. Herkesin günde bir adet çikolatalı enerji çubuğu hakkı var. Bunun için zaman zaman kavga çıkıyor.
Bu teknelerle 11 denizci, 9 ayda 39 bin deniz mili ve artı 40 ila eksi 20 derecelik sıcaklıklar arasında değişen iklimlerden geçip tam bir dünya turu atıyorlar.
Bu yarış tüm yelkencilerin rüyası ve bu sporun zirve noktası..

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Ne kadar yaşadığımızın değil o yaşama neler sığdırdığımızın önemli olduğunu anladığımız zaman.

Diğer Yazıları

Bu neyin tahriki

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 06:57
  • [javascript protected email address]
YILLARDIR söylerim, "Yasalar değil o yasaların nasıl uygulandığı önemlidir" diye. Anayasa başta olmak üzere bütün yasalarla ilgili düşüncem budur. Anayasa yazmakla demokrat olunmaz mesela. Amerikan Anayasası özgürlükçü değil midir? McCarthy dönemi de...
Devamını Oku

Bir bölünme hikâyesi

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 06:46
  • [javascript protected email address]
OLDUKÇA geniş topraklara sahip olan bir ülkede uzun süren bir iç savaş yaşandı.Yer yer düşük, yer yer yüksek yoğunluklu bir çatışma ortamı.Ülkenin on binlerce vatandaşı öldü, sakat kaldı. Milyarlarca doları bu savaşta heba oldu.Ülkenin gelişmesinin...
Devamını Oku

Aziz Yıldırım'ın stratejik dehası

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 11:44
  • [javascript protected email address]
DAYANAMADIM. Ben de yazacağım. Hatta yazıyorum.Alın okuyun.Ciddi bir mesele var ortada.Fenerbahçe'yi cemaat mi yaktı; cemaat Fenerbahçe'yi ele geçirmek istedi ama Aziz Yıldırım'dan ötürü geçiremeyince Fenerbahçe'yi bitirme operasyonu mu başlattı?Peşin...
Devamını Oku

Vay be! Kamu çalışanları grevde

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 06:16
  • [javascript protected email address]
ZOR iştir sistemin tamamına hâkim olmak ve topu atacak kimsenin kalmamış olması.AK Parti iktidar olmadan ve olduktan sonra yakın zamana kadar "sistemle kavga ederek" ilerledi.Doğruydu.Sistem dışı bir siyasi hareketti ve sistem, onun istediği...
Devamını Oku

Cumhurbaşkanı ne diyor, müsteşar ne?

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 12:09
  • [javascript protected email address]
GEÇEN hafta, yani birkaç günlüğüne araziye uymadan önce Türkiye'nin ABD'den "Silahlı Predatorlar talep ettiğini" yazdım ve bununla ilgili sürmekte olan pazarlıkları ve bu pazarlıktaki İran yaklaşımını anlattım.Yüzde bin doğru bir haber olduğu için...
Devamını Oku
Tüm Yazıları