• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
Fatih Altaylı

Fatih Altaylı

[javascript protected email address]

O fotoğrafın hikâyesi

23 Şubat 2012 Perşembe, 06:04:38

HABERTÜRK yine yaptı yapacağını.
Şike davasının görüldüğü mahkemenin fotoğrafları dün Habertürk’ün 1. sayfasında yayınlandı.
Bu yıllardır böyle. Daha doğrusu Habertürk yayın hayatına girdiği günden beri böyle.
Türkiye’nin merak ettiği her şey, Habertürk’te yayınlanıyor.
Bu yüzden de ödül üzerine ödül alıyoruz, 3. yaşımızı doldururken 3 yıldır neredeyse tüm kurumlar Habertürk’ü “Yılın Gazetesi” seçiyorlar.
Sağolsunlar.
Dün de şike iddialarının ve futbolda şiddet ve mafyalaşma iddialarının görüldüğü mahkemenin salonu ilk kez ve sadece Habertürk’te yayınlandı.
O salonu sadece Habertürk okurları gördüler.
Tabii hemen ardından “komplo teorileri” üretilmeye başlandı.
Neler neler yazdılar, dediler.
“Habertürk muhabiri salona gizlice girmiş ve tek kare çekip kaçmış” diyenler.
“Polis, adliyede Habertürk muhabirini kovaladı” diyenler.
“Bu fotoğrafı çekip Habertürk’e servis ettiler” diyenler.
Daha neler neler...
Okudukça güldüm.
Çünkü hiç de öyle bir şey yok.
Bu fotoğrafın çok basit, çok sıradan ama “gazetecilikten” ibaret bir hikâyesi var.
Önceki gün Mahkeme Başkanı, salona gazetecilerin alınmamasını, çünkü salonun çok kalabalık olduğunu söyledi.
Bunun üzerine gazeteciler itiraz edince, mahkeme salonuna bir kamera koyulması ve bunun başka bir odadaki televizyona bağlanmasına, gazetecilerin de duruşmayı bu odadan televizyondan izlemesine karar verdi mahkeme.
Kamera kuruldu. Yandaki bir odadaki televizyona bağlandı.
Bu çalışma sırasında o odaya giren muhabirlerimizden biri, televizyonda duruşma salonunu görünce bu görüntüyü fotoğrafladı.
Ancak daha sonra mahkeme heyeti karar değiştirdi ve bu yayından vazgeçildi.
Ama bizim arkadaşlar fotoğrafı çekmişti.
Biz de bu televizyon görüntüsünün fotoğrafını yayınladık.
Bunun adı gazeteciliktir beyler.
Nazar etmeyin ne olur.
Çalışın sizin de olur:)))

 

Tarihi fotoğraf ve yasalar

DÜN bütün gazetelerde Habertürk'teki fotoğrafın şoku yaşanırken, bir dönem Radikal Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmenliği'ni de yapmış olan İsmet Berkan, Twitter'dan "Bu fotoğraf da yayınlanır mı?" diyerek bizi eleştirdi.
Yayınlanır İsmet'cim.
Gazeteci olan bu fotoğrafı yayınlar. Yayınlamazsa senin gibi olur.
Başına geçtiği gazetenin tirajı yerlerde sürünür.
Bu fotoğraf Yassıada fotoğrafları gibi önemli bir tarihi belgedir.
Biz öldükten sonra bile bu fotoğraf belge olarak kalacaktır.
Gazetelerin işi de budur.
Bazıları da diyor ki: "Yasadışı iş yaptılar."
Bu fotoğrafı basmak yasal olarak doğru değilmiş.
Gazetelerin yazdığı haberlerin, bastığı fotoğrafların büyük bölümü yasalarla sıkıntı yaşar.
Gazetecilerin işi yasaları zorlamaktır, halkın haber alma özgürlüğünü artırmaya çalışmaktır.
Yasadışı dinleme kayıtlarının gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlandığı, gizlilik kararı alınmış davaların satır satır yazıldığı bir ülkede bu fotoğrafın basılması asla yasadışı değildir.
Çünkü mahkemenin gizlilik kararı yoktur. Aleni yapılmaktadır. Anayasa gereği duruşmalar aksi karar olmadıkça açıktır. Bununla ilgili düzenlemeyi yapan Türk Ceza Kanunu'nun 286. maddesi, "Soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan veya nakleden kişi, altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır" der. Ama bu soruşturma değil yargılamadır.
Ve zaten bu madde işlerliği olan bir madde olsa bizim bastığımız fotoğraf değil sanıkların mahkemeye götürülürken ve getirilirken çekilmiş fotoğraflarını yayınlamak bile aynı kapsam içinde suçtur.
Tüm gazete ve televizyonlar bu suçu her gün defalarca işlemektedir.


Gereksiz kahramanlık

YILLAR önce çok yazdım, "Bizim polislerimiz iyi eğitilmiyor" diye.
Polisler kızdı, "Eğitiyoruz" dediler.
Ama ben haklıyım.
İşte dün olan, içimizi yakan olay.
Bir emniyet müdürü, acemi bir genç polis de değil, emniyet müdürü, silahlı bir kişinin elindeki silahı almak istiyor.
Hiçbir önlem almadan saldırgana yaklaşıyor. Karşısındakinin güvenini kazanacak ve ikna edip silahı alacak.
Ama karşısındaki adam değil ki!
Vermiyor silahı.
Emniyet müdürüne saldırıyor ve boğuşma sırasında müdürü vurup öldürüyor. Geride hayatlarının bundan sonrasını babasız geçirecek bir aile kalıyor.
İş mi bu!
Polislerimiz Amerikan filmlerindeki kahraman polisleri gerçek mi zannediyor?
Bırakın silahlı birini, Amerika'da yolda trafik çevirmesinde bile polis geliyor ve ellerinizi direksiyona koyup durmanız gerekiyor.
Elinizi oynatsanız polis vurabilir.
Bizde ise müthiş bir rahatlık, müthiş bir lagarlık.
Sonra da böyle felaketler.
Sadece o mu?
Bir başka olayda bir başka motosikletli memur, bomba ihbarına gidiyor.
Bomba olması muhtemel çantayı alıyor ve açıyor.
Çok şükür bir şey olmuyor ama ya olsa!
Diyorum hep, "Polisimiz iyi eğitilmiyor ve olaylar karşındaki prosedürler net değil" diye.
Kimse dinlemiyor.
Olan yine polise oluyor!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Gazetecilere edilen küfürlerin bir etkisi olmadığını
küfredenler anladığı zaman.

 

Diğer Yazıları

Bu neyin tahriki

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 06:57
  • [javascript protected email address]
YILLARDIR söylerim, "Yasalar değil o yasaların nasıl uygulandığı önemlidir" diye. Anayasa başta olmak üzere bütün yasalarla ilgili düşüncem budur. Anayasa yazmakla demokrat olunmaz mesela. Amerikan Anayasası özgürlükçü değil midir? McCarthy dönemi de...
Devamını Oku

Bir bölünme hikâyesi

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 06:08
  • [javascript protected email address]
OLDUKÇA geniş topraklara sahip olan bir ülkede uzun süren bir iç savaş yaşandı.Yer yer düşük, yer yer yüksek yoğunluklu bir çatışma ortamı.Ülkenin on binlerce vatandaşı öldü, sakat kaldı. Milyarlarca doları bu savaşta heba oldu.Ülkenin gelişmesinin...
Devamını Oku

Aziz Yıldırım'ın stratejik dehası

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 06:18
  • [javascript protected email address]
DAYANAMADIM. Ben de yazacağım. Hatta yazıyorum.Alın okuyun.Ciddi bir mesele var ortada.Fenerbahçe'yi cemaat mi yaktı; cemaat Fenerbahçe'yi ele geçirmek istedi ama Aziz Yıldırım'dan ötürü geçiremeyince Fenerbahçe'yi bitirme operasyonu mu başlattı?Peşin...
Devamını Oku

Vay be! Kamu çalışanları grevde

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 06:18
  • [javascript protected email address]
ZOR iştir sistemin tamamına hâkim olmak ve topu atacak kimsenin kalmamış olması.AK Parti iktidar olmadan ve olduktan sonra yakın zamana kadar "sistemle kavga ederek" ilerledi.Doğruydu.Sistem dışı bir siyasi hareketti ve sistem, onun istediği...
Devamını Oku

Cumhurbaşkanı ne diyor, müsteşar ne?

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 12:17
  • [javascript protected email address]
GEÇEN hafta, yani birkaç günlüğüne araziye uymadan önce Türkiye'nin ABD'den "Silahlı Predatorlar talep ettiğini" yazdım ve bununla ilgili sürmekte olan pazarlıkları ve bu pazarlıktaki İran yaklaşımını anlattım.Yüzde bin doğru bir haber olduğu için...
Devamını Oku
Tüm Yazıları