Fatih Altaylı

Fatih Altaylı

[javascript protected email address]

PKK’nın anadili ne?

23 Mart 2012 Cuma, 06:01:25Güncelleme: 13:52:55

EMİN olun kimsenin özgürlüğünün kısıtlanmasından yana değilim.
Aşırı milliyetçi Kürtlerin de, Kürt faşistlerinin de, makul Kürtlerin de taleplerine hiç ama hiç itirazım yok.
Kürtçe konuşmak zaten yasak değil.
Kürtçe eğitim mi istiyorlar?
Karşı değilim.
Vallahi de değilim, billahi de değilim.
“Kürt coğrafyası” dedikleri bölgede iki dillilik mi istiyorlar?
O da olsun.
Zaten benim “makul Kürt milliyetçisi” dediğim, terörle arasına hep mesafe koymuş olan Şerafettin Elçi de diyor ki: “Kürtçe eğitim hakkı olmazsa PKK kabul etse ben etmem.”
Tamam arkadaşlar. Kabul.
Ama benim de bir basit sorum var.
Başlıkta sorduğum soru.
Taleplerinin büyük bölümü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin parlamentosu tarafından zaten kabul edilmiş olduğu halde, yukarıda belirttiğim iki talep yüzünden hâlâ kan akıtmaya devam eden “Kürtçü terör örgütü” PKK’nın kendi resmi dili ne?
Sorum size şaka gibi gelebilir ama değil.
Hiç merak ettiniz mi, PKK’nın kendi iç konuşmalarında, kendi iç yazışmalarında, kendi eğitimlerinde kullandığı dil ne?
Merak ettiyseniz hemen aydınlatayım.
Kürtçü terör örgütü PKK’nın resmi dili TÜRKÇE.
Evet. Bu da şaka değil.
Kürtlerin kültürel haklarını ve kendi diliyle eğitim hakkını savunan PKK’nın kullandığı dil Türkçe.
Kendi eğitim kamplarında Türkçe konuşuluyor.
Tüm eğitimler Türkçe veriliyor.
Örgütün tüm iç yazışmaları Türkçe’yle yapılıyor.
Yayınlarının tamamına yakını Türkçe yapılıyor.
Örgütün teröristleri telsiz konuşmalarında büyük oranda Türkçe kullanıyor.
Hatta dahasını söyleyeyim, örgüte Suriye’den, İran’dan katılan ve tek kelime Türkçe bilmeyen teröristler 6 ay içinde Türkçe öğrenmek zorunda kalıyor. Aksi takdirde örgütte kullanılan dili anlayamıyor, örgüt içinde iletişim sorunu yaşıyorlar.
Yani anlayacağınız PKK, Kürtlerin kültürel haklarını Türkçe arıyor.
Acaba milliyetçi ve faşist Kürtler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden önce kendi terör örgütlerinden “Kürtçe” talebinde bulunsalar daha mı doğru olacak!

 

Küçük insanların neresi uzar

"GALATASARAY, benim bildiğim Galatasaray olmaktan çıkmış" demek belki haksızlık olacak ama Galatasaraylılık benim daha doğrusu bizim bildiğimiz Galatasaraylılık olmaktan gerçekten çıkmış.
"Play-off'a ilk sırada katılana kupa veriyorlar da benim mi haberim yok. Bu neyin kutlaması" dedim, daha önce sövenler daha fazla sövmeye başladılar.
"Ben Galatasaraylı mıymışım? Ben kimmişim" diye başlayıp aile boyu gitmişler.
Serseriler.
Daha doğrusu şaşkın serseriler.
Serseri bile haddini bilir.
Bunlarda o dahi yok.
Peki ben Galatasaraylı değilim.
Ama Galatasaraylılığını "serserilerin bile tartışamayacağı" birileri vardır elbet.
Kim mi?
Galatasaray'ın gelmiş geçmiş en büyük başkanlarından biri.
En başarılı sonuçlara imza atmış başkan.
Galatasaray'da bana sövenlerin pek çoğunun ömründen daha fazla süre yöneticilik yapmış bir başkan.
Bir Türk futbol takımını Avrupa Şampiyonu yapmış ilk ve tek başkan.
Faruk Süren.
Bakın o ne diyor:
"Sevgili Fatih, Bugünkü yazında da çok doğru bir noktaya işaret ediyorsun. Hedef finale kalmak değildir! Hedef finali kazanmaktır. Hatırlarsan, Leeds'i yenip finale kaldığımızda yoğun televizyon yayın tekliflerini, oyuncuların demotive olmamaları için kabul etmiyorduk. Neyse geçmiş zaman. Ama bir Çin atasözü vardır: Küçük insanların gölgeleri büyüyorsa güneş batıyor demektir.
Sevgiler
Faruk."
Çin atasözü doğru söylüyor ama bizde durum daha kötü.
Sadece gölgeleri değil, dilleri de uzuyor küçük insanların!

 

NE ZAMAN O ADAM OLURUZ ?

Baktığımız ayna kırıldığında dev aynası olduğunu anlamadığımız zaman.

 

Diğer Yazıları

IMF'ye ödenenin 2 misli Hazine garantisi

  • Yayın Tarihi: 23/04/14 05:46
  • [javascript protected email address]
HAZİNE Müsteşarlığı, önceki gün bir yönetmelik yayınlayarak özel sektör projelerine Hazine'nin garantör olmasının yolunu "sınırsız" bir biçimde açtı. Aslına bakarsanız 3 milyar dolarlık bir sınır var, ama o sınır sadece "sıradanlar" için geçerli. 3....
Devamını Oku

Ülkeye hizmet için rüşvet verilir mi?

  • Yayın Tarihi: 22/04/14 05:53
  • [javascript protected email address]
REZA Zarrab'ı biliyorsunuz. Önce "damat" olarak tanıdık. Zengin damat. Popüler sanatçı Ebru Gündeş'le evlenmişti, magazin sayfalarındaydı. Mütevazı bir evden şık villaya, oradan da yalıya taşınmıştı. Uçak almıştı. Eşini hediyelere boğuyordu. Ama ne...
Devamını Oku

Makbuller ve hainler

  • Yayın Tarihi: 20/04/14 03:29
  • [javascript protected email address]
ALLAH var, AK Parti hükümetleri 12 yıllık iktidarları boyunca çok şey yaptılar. Binlerce kilometre duble yol yaptılar. Onlarca havalimanı yaptılar, yaptırttılar veya yenilediler, yenilettiler. TOKİ vasıtasıyla yüz binlerce konut yaptılar veya...
Devamını Oku

Passotakip bugün tribünde, yarın her yerde

  • Yayın Tarihi: 19/04/14 05:53
  • [javascript protected email address]
SEZON açılışında gündemdeydi e-bilet uygulaması. Elektronik bilet uygulamasına geçilecek, tribünde kim nerede oturuyor kesinlikle belli olacak, kimse aldığı bileti başkasına veremeyecekti. Gezi olaylarından yeni çıkmıştık ama siyasete yönelik tribün...
Devamını Oku

Seçim bitti, Yıldırım gitti

  • Yayın Tarihi: 18/04/14 05:53
  • [javascript protected email address]
FENERBAHÇE Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'a verilen hapis cezası aylar önce Yargıtay tarafından onanmıştı. Ancak karar infaz edilmiyor, Aziz Yıldırım yeniden yakalanarak cezaevine gönderilmiyordu. Herkes "Niye?" diye soruyordu. "Resmi yanıt" şöyleydi: ...
Devamını Oku
Tüm Yazıları