Gülin Yıldırımkaya

Gülin Yıldırımkaya

[javascript protected email address]

Boşanma davalarında soyadı devrimi

14 Aralık 2011 Çarşamba, 06:36:29Güncelleme: 13:28:57

Anayasa Mahkemesi, Soyadı Kanunu’nun, evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuğun babasının seçtiği veya seçeceği adı alacağına ilişkin hükmünü iptal etti. Siirt Asliye Hukuk Mahkemesi, baktığı bir davada, 2525 sayılı Soyadı Kanunu’nun 4. maddesinin 2. fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vararak, iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Yüksek Mahkeme, “Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk, anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği adı alır’’ hükmünü iptal etti. Boşanma sonrası çocuğun soyadına anne mi, baba mı, mahkeme mi yoksa çocuğun kendisi mi karar vermeli? Yeni düzenleme Türk aile yapısında çözülmeye neden olur mu? Demokratik mi, tartışmalara açık mı? Konunun uzmanlarına sorduk, işte farklı görüşler...

 


‘Velayet kimdeyse çocuk onun soyadını taşır, karar yerinde’
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saibe Oktay ÖZDEMİR

AYNI konu Medeni kanunu'nun 321. maddesinde düzenlendiğinden evlilik içinde doğan çocukların baba soyadını alacağı tabiidir. Medeni Kanun boşanma sonrasında çocuğun soyadının değişebileceği yönünde hüküm taşımamaktadır. Bu nedenle boşanma halinde bu soyadının değişmesi şu ana kadar mevzuat gereği mümkün değildi.
Ancak ben Çocuk Hakları Sözleşmesi ve CEDAW (Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Uygulanması Sözleşmesi) çerçevesinde hâkimlerin velayeti boşanan anneye bırakılan çocuklara anne soyadını verebileceklerini düşünmekteyim.
Soyadı Kanunu'nun iptal edilmesi bu yorum bakımından gerekli bir husus da değildir. Uluslararası anlaşmaların önceliği vardır.
Anayasa'ya uygun yorum budur. Doğrusu bu konuda mücadele veren bir bilim adamı olarak, her ne kadar gerekli görmesem de kanunun iptali belli bir bakış açısını gösterdiğinden gelişme beni son derece memnun etmiştir.
Ancak Anayasa'yı değil de kanuni mevzuatı sıkı uygulayanlar bakımından aşağıdaki değerlendirme de yapılmalıdır:
Nüfus Hizmetleri Kanunu ve Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik boşanma sonrasında çocuğun soyadının değişeceğine ait açık bir düzenleme yapmamakta, aksine evliliğin sona ermesinden itibaren doğan çocuğun da baba soyadını alacağını düzenlemektedir.
Boşanma kararı evliliği sona erdiren bir karardır. Açık hüküm olmadıkça hâkim tarafından acaba çocuğun soyadını değişmesine karar verilmesi mümkün olur mu? Kanun açıkça doğum sırasında anne baba evli ise çocuğun aile soyadını taşıması gerektiği yönünde hüküm içermektedir.
Soyadı Kanunu'nun bu hükmü iptal edilmiş olsa bile; Medeni Kanun'da yer alan diğer düzenlemeler açıkça doğrudan hâkimlere boşanan aile çocuklarına velayet verilmişse anne soyadını vermeyi mümkün kılmamaktadır.
Ancak Anaysa Mahkemesi kararı boşanma sonrasında çocuğunun soyadının değişmesi için Medeni Kanun 27. madde çerçevesinde dava açan anneler bakımından büyük bir engeli kaldırmıştır.
Kimin soyadı olacaktır: 18 yaşından küçükler için velayet verilen annenin soyadı verilecektir. 18 yaşından büyükler bakımından ise boşanma çocuğun soyadına etki etmez. Bu kişiler genel hükümlere tabi olurlar. Soyadlarını haklı bir sebep olursa değiştirmek için dava açabilirler.


‘Çocuğun babasının soyadına ihtiyacı var, aile birliği çözülür’
Avukat Hanife GÜVEN
SOYADINA çocuğun karar verip vermemesi konusu yaşına bağlı, herhalde böyle bir düzenleme getirilecektir. Velayet kimde kalacaksa onun karar vermesine ilişkin bir düzenleme olacaktır. Ama ben bu düzenlemenin Türk hukukunda çok fazla karışıklığa sebep olacağını düşünüyorum Nihayetinde çocuk babadan ayrılıp anneye verilse bile baba hegemonyası çocuk için her zaman daha yararlıdır. Elbette uç örnekler de var; babanın çocuğuyla ilgilenmediği ya da hukuken, ahlaken kabul edilemeyen bir hayat yaşayan babasının adı altında olmayı istemeyen çocuklar da var. O bakımdan yararlı olacaktır ama toplumda ahlaki açıdan çözülmelere sebep olacak, aile birliğinin çözülmesine neden olacaktır. O yüzden bence sadece istisnai durumlar için kabul edilmeli bu düzenleme. Mahkeme değerlendirmeli.


‘Nüfus kayıtlarında karışıklıklar olabilir, ek düzenleme gerekli’
Eski TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Güldal AKŞİT
BİLİNDİĞİ gibi bizde nesil babanın ismiyle devam eder ve babanın nüfus kaydı üzerinden yürür. Nüfus kaydıyla, ailesiyle ya da kendinin i alt ya da üst soyuyla bağlantı kurabilmek adına kişinin soyadı ve nüfusa kayıtlı olduğu kütük önemli birer unsurdur. Onun için bu karar beraberinde başka bazı düzenlemeleri de gerektirebilir. Ancak diğer taraftan; çocuğun anne veya babasından istediğinin soyadını seçmesi özgürlüğünün tanınması bence son derece mantıklı, demokratik ve güzel bir uygulama olacaktır. Özellikle kadın hakları konusunda, tabii biliyorsunuz biz Medeni Kanun'dan "Ailenin reisi erkektir'' hükmünü de çıkarttık. Artık Anayasamız'da "Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir'' hükmü yer alıyor. Ve bütün bunlara baktığımız zaman eşit haklara sahip olan kişilerin çocuklarına soyadını verme konusunda da eşit haklara sahip olması son derece demokratik ve şık bir karar olur. Ama hukukçularımız bunu düşüneceklerdir, bir sorun ya da bir kopukluk yaratılmayacak şekilde bir düzenleme yapılacaktır.

'Çocuğun soyadına anne baba birlikte karar vermeli'
Avukat Cengiz Hortoğlu

Birçok Avrupa ülkesinde boşanan ailelerde çocuğun soyadının ne olacağı meselesi tarafların birlikte karar verdiği bir durumdur. Muhtemelen Türkiye'de de bu böyle olacaktır. Çünkü Anayasa Mahkemesi bir maddeyi iptal ettiğinde o maddenin yerine mutlaka yeni bir düzenleme gelir. Zaten önemli olan da yeni düzenlemenin nasıl olacağıdır. Ben boşanan ailelerde çocukların tek bir soyadına mahkum olmama kararının alınmasının demokratik olduğunu düşünüyorum. Çocuğun soyadı meselesi tarafların inisiyatifine bırakılmalı anne ve baba çocuğun hangi soyadını kullanacağına karar vermelidir. Çocuk kendi soyadını alma kararını 18 yaşından sonra verebilir. Çocuk haklarının uygulanmasında Avrupa Sözleşmesi var. Bu sözleşmeye göre çocukla ilgili her kararda eğer çocuk kendini ifade edebilecek bir yaştaysa mutlaka çocuğun fikrinin alınması gerekiyor. Bu da 5-6 yaşına denk düşüyor, hatta çocuk kendisini bir avukat aracılığıyla temsil ettirmeyi talep edebilir. Bu anlamda soyadı seçiminde anne- baba haricinde çocuğunda söz hakkı olabilir. Mahkeme böyle bir karar verirken bir uzman eşliğinde çocuğunda görüşüne mutlaka başvuracaktır. 7 yaşında bir çocuk ben avukat istiyorum dediği zaman Avrupa Sözleşmesi'ne göre böyle bir hakka sahip oluyor. Eğer çocuğun soyadının illa ki babasının soyadı olması gerekliliği ortadan kalkarsa bu son derece demokratik bir karar olur. Ve bu karar alınırsa ebeveynler çocuğun görüşünü de alarak çocuğun hangi soyadını kullanacağına karar vereceklerdir. Ki çocuk 18 yaşını bitirdikten sonra tekrar soyadını değiştirip istediği soyadını alabilir. Hatta tamamen başka bir soyadı da isteyebilir.

'Avrupa'da evlilik devam ederken bile çocuğun soyadı değişebiliyor'
Avukat Gözde Kur

4721 sayılı Medeni Kanun'un 321.maddesine göre, "evlilik birliği içinde doğan çocuk babanın soyadını taşır". 2525 Sayılı Soyadı Kanunu m.4/f2 hükmüne göre ise, "evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği adı alır". Söz konusu düzenlemeler, eşlerin boşanmaları halinde çocuğun annesinin soyadını almasına imkan vermemektedir, çocuk ancak 18 yaşını doldurmak ve mümeyyiz olmak şartı ile annesinin soyadını seçebilir. Soyadı Kanunu'nun 4/f2 hükmünün iptali halinde kanunda, eşlerin boşanmaları durumunda çocuğun soyadına ilişkin boşluk doğacak. Bu durumda, çocuğun soyadına anne babanın ortak karar vermesi, anne babanın mutabık olamaması halinde ise çocuğun soyadına Aile Mahkemesi'nin karar vermesi boşluğun doldurulması bakımından ilk akla gelen çözümler. Diğer taraftan, çocuğun soyadı konusunda boşanmış anne baba arasında çekişme olması durumunda Aile Mahkemeleri'nin çocuğun soyadının belirlenmesi bakımından hangi kriterleri uygulayacağı önemlidir. Çocuğun velayetinin tevdi edildiği taraf ile çocuğun soyadının aynı olması verilecek karar bakımından etkili fakat kesinlikle tek belirleyici kriter olmamalıdır. Nitekim, velayetin tevdiinde olduğu gibi soyadının belirlenmesinde de öncelikle çocuğun menfaatlerinin zedelenmemesi temel amaç olacaktır. Ayırt etme gücüne sahip çocukların istekleri de mutlaka göz önüne alınmalı, mahkemede çocuklar dinlenmelidir. Alman ve Fransız hukuklarında eşlere evlilik birliği içinde dahi doğumdan sonra anlaşarak çocuğa annenin ya da babanın soyadının verilmesi imkanı tanınmıştır.

Diğer Yazıları

Spor yapmak kalp krizini tetikler mi?

  • Yayın Tarihi: 06/06/12 15:43
  • [javascript protected email address]
Devamını Oku

Haliç Köprüsü'nde neler oluyor?

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 18:59
  • [javascript protected email address]
Haliç Köprüsü'nde bir ihmal söz konusu mu, diğer köprülerde risk var mı? İstanbul Aydın Ünv. AFAM Başkanı Yard. Doç. Dr. Kubilay Kaptan, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe ve İnşaat Yüksek Mühendisi Altok Kurşun, Bloomberg HT'de...
Devamını Oku

"İmam hatip mezunlarının sınavı iptal edildi!"

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 20:36
  • [javascript protected email address]
Şehir tiyatrolarındaki yönetmelik değişikliği ile başlayan, Başbakan Erdoğan'ın "Tiyatrolar özelleşecek" açıklamasıyla büyüyen tiyatro tartışması Bloomberg HT'de Gülin Yıldırımkaya ile Gündem programında değerlendirildi.Programa tiyatro sanatçıları Can...
Devamını Oku

Adalet Sarayı’nı özel güvenlikçiler koruyabilir mi?

  • Yayın Tarihi: 10/05/12 05:59
  • [javascript protected email address]
SALI günü İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görülen duruşma sonrası tarafların birbirine girmesi ve silahlı saldırı sonucunda 1 kişinin ölmesi 2 kişinin yaralanması "Adalet Sarayı'nda güvenlik zafiyeti mi var?" sorusunu gündeme getirdi. Saldırganlardan...
Devamını Oku

Özel güvenlik güçlerinin halka karşı zor kullanma hakkı var mı?

  • Yayın Tarihi: 06/05/12 06:52
  • [javascript protected email address]
'Özel güvenlik, polis gelene kadar önlem almakla yükümlü' Bilgi Üni., Polis Akademisi ve Güv. Bil. Enst. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Önder AYTAÇ BURADA çok ince bir çizgi var, özel güvenliğin bu dozdaki müdahalesi doğru mu değil mi noktası tartışmalı. Özel...
Devamını Oku
Tüm Yazıları