Nimet gibi
Adamın kafasının üstüne kese kağıdı kaparsınız tanımazsınız, ama ayaklarını ve vücut yapısını görünce belki kim olduğunu tutturabilirsiniz. Ama dün ilk yarıdaki daha doğrusu geneldeki Fenerbahçe'nin kafasından aşağıya kese kağıdı değil ayaklarına kadar çuval geçirmişlerdi. Ve hiçbir şekilde bu takımının Fenerbahçe olduğunu anlamanın olanağı yoktu.
İlk yarıyı şöyle bir hesaplayınca Young Boyslar'ın nereden baksanız bakın 6 net pozisyonu var. İnanın eksiği yok. Hem de öyle böyle pozisyonlar değil, lokum gibi, şeker gibi pozisyonlar. İkinci yarıdaki pozisyonları hiç saymıyorum bile. Her İsviçreli kendi alanından aldığı topla 50 metrelik mesafeleri güle oynaya katederken, o sürede düşünmek için bolca süreye de sahip. İstediği yere veriyor, istediği yere adam kaçırıyor. Orta alanda bir tek Emre var. Ona yardım etmesi gereken Cristian hayata ve futbola küsmüş bir halde boş gezenin boş kalfası. Tamam teknik direktörün de müdahale etmesi gerekir. Ama Fenerbahçe'de etkili ve yetkili, yaşça ilerlemiş olgun futbolcular var. Örneğin Alex. Bari sen ağırlığını koy. Yalnızlığını doyasıya yaşayan Emre sanki orada heba olan o değilmiş gibi duyarsız. Herkes olan biteni izliyordu. Bir metre gitmeye bile gitmeye tenezzül etmeyen bir takımın görüntüsü vardı ortada. Peki diyeceksiniz ki nasıl oluyor da Fenerbahçe bu yarıyı önde kapadı. O da şundan. Parayı bastırır kaliteyi alırsan o oyuncular böyle durumlarda öyle nokta atışları yaparlar ki takım ne kadar kötü olursa olsun maçı kurtarıp götürürler. İşte Emre, işte Stoch. Yani anlayacağınız bu kalite İsviçre'de yoktu. Fenerbahçe'de vardı. Eğer onlarda dün o kalite olsaydı, Fenerbahçe alacağı sonuçla unutamayacağı bir perişanlık yaşayabilirdi.
Tabii Kazım'a büyük bir parantez açmak lazım. Yani insan bir çocuk ruhlu olabilir ama bu kadarı olmaz. Artık bu çocukluğu da aştı. Salaklığa girdi. Bir futbolcu bu kadar ama bu kadar ucuz bir kart görmemeli. Görürse cezasını da çekmeli. Toulouse onu belli ki paklamamış. Bir de Fas'a ya da Tunus'a belki de Yemen'e filan göndermek lazım. İnsan böyle bir futbolcuya söyleyecek kelime bulamıyor.
Bir takım bu kadar kötüyse ve üstelik bu kadar kötülüğün içinde bir de on kişi kalıyorsa ve buna rağmen gollü X beraberlikle geri dönüyorsa bu mucize gibi bir şey. Tam bir nimet. Öp alnına sür. Fenerbahçe herhalde bu nimetin kıymetini bilir İstanbul'da.
Tabii ki Volkan'ı ve Stoch'u unutmamak lazım. Volkan'ın kaç tane kurtardığını ben sayamadım. Beş mi on mu yoksa yirmi mi. Saymak mümkün değil. Volkan tartışılmaz bir gerçek. Bu ülkenin en iyi kalecisi. Stoch da ne yararlı bir transfer olduğunu gösterdi. Galatasaray'da Haldun Üstünel'in onu alamamasının ardından yaşanan olaylar ve yönetim için tepkilerin ardından istifaya kadar gitmesine Stoch'u görünce fazla şaşırmamak lazım.
Bu arada Young Boys'u isminden mi nedir, küçümseyenlere de son derece iyi bir ders oldu bu maç. Başta tabii ki ben!..