Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “Benim çocukluk içgüdüm annemi korumak üzerine gelişti. Onu döven adamdan, yani taptığım, örnek aldığım babamdan korumak üzerine... Babam, duygularını ve özellikle de ellerini kontrol edemeyen, sinirli, mutsuz, yılmış bir adamdı! Çocukken onu defalarca annemi döverken gördüm. Eğer o an başarabileceğimi bilsem onu düşünmeden öldürebilirdim. 7 yaşından itibaren günler, haftalar, yıllar boyunca öngürülemez, aşağılayıcı, yıkıcı bir duygusal ortamda geçen bir çocukluk düşünün... Babam, pazartesiden cumaya işinde gücünde, çevresi tarafından sevilen bir adamdı... Maceraları ve anlattığı öykülerle aklımı başımdan alan bir adam... Ama cuma geceleri olduğunda, bütün barlar kapandıktan sonra onun eve dönüşünü annemle birlikte büyük bir dehşet içinde beklerdik. Ben yatağımda olurdum ama gözümü bile kırpmazdım... O uyuyana kadar da asla uyumazdım. Babamın evin içindeki ayak seslerini dinlerdim yatağımın içinde. Şarkılar söylerdi. Bilindik şarkılar güvenliydi ancak askeri marşlar söylemeye başladığında neler olacağını ben de annem de bilirdik... Sessizlik ise en kötüsüydü!”

        DAYAĞA VE TACİZE GÖZ YUMANLAR VAR

        “Aile içi şiddetin bütün yoğunluğuyla yaşandığı küçük bir evde insan havayı koklamayı öğreniyor ister istemez! Ben de babamın bağırışlarının kesilip az sonra annemin yüzüne inecek yumruğunun havaya kalktığı anı odamda yorganın altında tam olarak kestirebiliyordum. O evde korkunç şeylere tanıklık ettim ancak annem için yapabileceğim bir şey gidebileceğim bir yer yoktu. Daha da fenası bu şiddete, tacize göz yumanlar vardı. Evimize gelen polislerin anneme, “Onu kışkırtacak bir şeyler yapmış olmalısınız...”, “Hanımefendi, kavga için iki kişi gereklidir...” dediklerini çok duydum... Ama ben biliyordum işte, zavallı annem masumdu... Aslında çevremizdeki herkes her şeyden haberdardı ama kimse yardım etmedi. Her pazartesi sabahı okula giderken, başım önümde hafta sonu bizim evde yaşananları duymuş olan bir arkadaşımla karşılaşmamak için dua ederdim... Utanıyordum...”

        KAPTAN PICARD KADINLARIN YANINDA

        Her yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü‘nde gözleri morarmış, ağızları bantlanmış ya da streç filme sarılmış yarı çıplak, üzgün gözlerle objektiflere bakan ünlü kadınlarımızın ‘aile içi şiddet’e dikkat çekmek için çekilen fotoğrafları önümden geçerken, bir yanadan da yukarıdaki satırları okuyordum. Bu satırların yazarı, Uzay Yolu dizisinin Kaptan Picard’ı, X Men filmlerinin Prof. Charles Xavier’ı Patrick Stewart, yaratıcılıktan yoksun, dön dolaş her yıl aynı yüzlerin gözümüzün içine baktığı, içi boş kampanyalarda ya da “sosyal sorumluluk görevimi de yerine getirdim” diyerek laf olsun torba dolsun türü eylemlerde bulunmak yerine elini taşın altına koymuş...

        DÖRT KADINDAN BİRİ DAYAK YİYOR

        Patrick Stewart, 2007’de babasının yıllar boyunca dövdüğü annesi gibi şiddet kurbanı kadınlara yardım eden İngiltere’deki Refuge adlı derneğin başına geçti. Her dört kadından 1’inin hayatında bir kez de olsa aile içi şiddete maruz kaldığını, İngiltere ve Galler’de her hafta iki kadının eşleri ya da sevgilileri tarafından öldürüldüğünü, aile içi şiddetin hükümete yılda 50 milyar dolar zararı olduğunu söyleyen Stewart, geçen haftalarda gazetelere bu konularda makaleler yazarak, hükümetle görüşmeler yaparak ülkesinde konuya sürekli dikkat çekiyor.

        YARATICILIK KABIZI KAMPANYALAR

        İlk karısını öldürdüğü için 10 yıl hapis yatıp çıktıktan sonra ikinci eşini, hem de Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, akli dengesi yerinde olmayan kuzenine öldürten bir adamın yaşadığı ülkemizde Patrick Stewart’ın öyküsü ne alaka diyebilirsiniz! Ama umarım Stewart’ın öyküsü bizim ünlülerimize örnek olur da, yaratıcılık kabızı pozlarla artık iyice ciddiyetinden uzaklaşan, fotoğrafı çeken fotoğrafçıdan ya da kampanyayı yapan firmadan başka kimselerin haberdar olmadığı projelerde mor gözlerle gözümüzün içine bakmak yerine daha gerçek eylemler yapıp, ‘aile içi şiddet’e hak ettiği şiddette bir tepki koyarlar bundan sonra...

        Diğer Yazılar