Şans kapıyı kırınca ha babam uzaya gidersin
"BEŞ kişilik Yurdum Ailesi, bir yarışmada teselli ödülü olarak Barboonia (Barbunya) Adası'nda tam pansiyon tatil kazanır. Barbunya diktatörü ile Yurdum Ailesi'nin reisi tıpatıp birbirine benzemektedir. İkisi yer değiştirir ve olanlar olur. Yurdum Ailesi Barbunyalılara çekirdek çitlemeyi, okey oynamayı öğretir..."
Tayfun Güneyer'in 7 yıl önce sinemalarda gösterilen Şans Kapıyı Kırınca filminin konusu kabaca buydu.
Güneyer filmin galasında sahneye çıkıp, "Bir film senaryoyla başlar senaryoyla biter. Ben ne söylediysem filmimde söyledim. Zeki mizah yapmaya çalıştım" dedi. Ve ardından film başladı; Yurdum Ailesi'nin kaynanası osurdu, film bitti kaynana hâlâ osuruyordu.
O günlerde Zaga'da, "Osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur!" diye gülme üzerine manifestolar belirleyen Okan Bayülgen, Tayfun Güneyer'i konuk ettiği programında, içi kaynananın Atlas Okyanusu'nda osuruğuyla köpekbalığı öldürmesi gibi mizah adına dâhiyane sahnelerle dolu filme övgüler düzdü.
TV İÇİN MİZAHINI BASİTLEŞTİRDİ!
Yedi yıl önce yaptığı sinema filmindeki 'zeki mizahıyla' akıllara kazınan bir işe imza atan Tayfun Güneyer'in yeni dizisi Türk'ün Uzayla İmtihanı geçen çarşamba ilk bölümüyle ekranlara geldi. Şans Kapıyı Kırınca'da 'Pezevengos, Bekaretos' gibi zeki kelime oyunlarıyla dikkat çeken Güneyer, burada da yeteneğini sonuna kadar kullanmış. 1977 yılında Ablanlar Gezegeni'nden gelen bir gemi tarafından kendilerini delikanlı yapsın, racon öğretsin diye kaçırılan minibüsçü Ziya, muavini Namık ve platonik aşkı Alev'le bir kara deliğe düşüp Ablanlar Gezegeni'ne konmak zorunda kalan ilk Türk uzay gemisinin mürettebatının öyküsünü anlatan dizi için Güneyer, Milliyet Cumartesi ekinde şunları söylüyor: "Televizyon için mizah yazıyorsanız mutlaka daha geniş kitleyi yakalayacak daha basit bir mizah yapmanız gerekiyor... Özel hayatımda güldüğüm mizah değil aslında. Ama toplu izlemeyi artırmak istiyorsak o zaman bazı seviyeleri indirmeniz gerekiyor."
Sinemada yaşlı bir kadına osuruğuyla köpekbalığı öldürten, 'orta parmakla işaret parmağının arasına başparmağımızı sokarak' yaptığımız el hareketiyle Barbunyalıların selamının aynı olmasından doğan IQ'su yüksek mizahını yeni dizisinde "Kalkanları indirin" seviyesine kadar düşüren Tayfun Güneyer, "Dağdaki çoban, kahvedeki garson, evdeki Ayşe Teyze'yle benim güldüğüm şey aynı olamaz" demeye getirip televizyonda halkı için sinemadaki zeki mizahından fedakârlık ettiğini söylüyor kabaca!
Yersen...
İSTEDİĞİNİ İSTEDİĞİ YERE İNDİRİR!
İlk dizisi Çarli İş Başında için 'Çarli Amca' adlı bir Alman dizisinden esinlendiği söylenen, Yılan Hikâyesi ve Adanalı'daki birçok sahneyi Cehennem Silahı tarzı filmlerden, Türk Malı'nın özünü artık kült olmuş Married... with Children'dan alan Tayfun Güneyer istediğini istediği yerden istediği kadar indirmekte özgür tabii...
Ama ortalığın her yeni albümü için "Bu sefer içime sindi" deyip daha öncekilerin çok da iyi olmadığını kabul eden popçulardan, 10 dizi batırıp 1 tane tutturunca 'dâhi yapımcı' olan televizyonculardan geçilmediği ülkemizde milletin zekâsına bu kadar da hakaret etmemeli diye düşünüyorum.
Tayfun Bey, insanları güldüreceğim diye dizinin kahramanlarını uzaya gönderip espri seviyesini yerin altına indirmeye gerek yok! Bunu anladığınız gün sizinle röportaj yapmaya Los Angeles'a geliriz...