Kimse kırılmasın
BEŞİKTAŞ, tarihinin belki de en çalkantılı, belirsizliklerle dolu günlerini yaşıyor. Günlerdir birçok aday ismi ortaya atıldı. Ancak camianın güveneceği kimse düne kadar çıkmadı. İlk listelerin divana teslimi için yarın akşam son gün.
Bu aralar Kartal'ın kalbi Çarşı'da atıyor... Yılların kongrecilerinden Turgut'un Yeri (Vidinli) dolup taşıyormuş. Eski kurtlar kendi aralarında adayları ve listeleri konuşuyormuş. Serdal Adalı gönüllerde taht kurmuş. Parası ve yüreği ile bu işi yapar ancak tek eksiğinin camiayı tanımaması olduğunu dile getiriyorlarmış. Adalı konuşulurken dün akşam saatlerinde kendisinin seçime girmeyeceğini öğrendik. Şaşırdık, biraz da üzüldük. Birçok nedeni varmış bu kararı almasında. En önemlisi Yalçın Karadeniz'in isminin ciddi olarak zikredilmesiymiş. Kendisi tek liste olması halinde adaylığı düşündüğünü daha önce açıklamıştı. Bundan da öte onursal başkan Süleyman Seba'nın Karadeniz'i resmen destekleyeceğini açıklaması Adalı'yı çok üzmüş. Yakın çevresine, "Beni bu kadar hakir görmeleri üzdü" demiş.
Buradan hepsine seslenmek istiyorum. Eğer Yalçın Başkan çıkıyorsa kendisi camianın büyüğüdür. Hem Serdal Adalı'yı hem Murat Aksu'yu kucaklamalıdır. Çünkü hem kendisinin hem de camianın bu iki isme ihtiyacı var. Onlar da bir ağabeyin altında çalışmaktan gücenmesinler. Son aldığım duyumlar da Yalçın Karadeniz, Fikret Orman'ı ikinci başkan yapacakmış. Orman şu an kararsızmış. Kendisine en büyük desteği veren Levent Erdoğan da yeniden asbaşkan olacakmış.
Karadeniz'in önündeki en büyük sıkıntı ise Demirören ailesinin desteğiyle çıkacağı yönündeki dedikodular. Kendisine bunu sorduğumda, "Yemin ederim böyle bir şey yok. Ben bütün camianın toparlanmasını istiyorum" dedi. Demirören'in uzantısı olacak mı? Olmayacak mı? Yakında göreceğiz. Ancak bu sözler söylendikten sonra başka bir düşünceye sahip olamayız. Karadeniz hakkında özellikle Aksu cephesinin düşünceleri bu yönde.
Yalçın Karadeniz'in vekil başkanlığı 10 günü geçti... Başkanın bu kısa sürede yaptığı icraatları öğrenince mutlu oldum. İlk iş olarak İspanya'ya bedavacıları götürmedi. Daha sonra kulüpte dünya para alan müdürlerin araçlarını ellerinden almış başkan. Akatlar'daki kongrelerin ses düzenini kuran ve üstelik tanınmış bir kongre üyesi olan bir arkadaşın kulüpten bu iş için 220 bin TL aldığını duyar duymaz önümüzdeki kongrenin 110 bin TL'ye Lütfi Kırdar'da yapılmasını sağlamış. Yıllardır yapılmayan bazı şeyler 10 günde olmuş demekki istenilince oluyor. Bakalım sayın Karadeniz aday olup seçilirse bu ilkeli yürüyüşü sürdürebilecek mi? Son olarak Quaresma, hocasına ana avrat küfür etti hala kulüpte. Gerçi ortada yönetim yok ama! Olan garibim İbrahim Üzülmez'e oldu. İspanya dönüşü takımla gelenler Üzülmez'in ölüsü solda oynardı diye konuşmuşlardı. Bence de öyle. Gelen yönetimin Üzülmez'in itibarını geri vermesi gerek. Quaresma'nın yaptıklarını görünce Deli İbo'ya bir kez daha yanıyorum.