Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı “Ekşi Elmalar”, 1970’lerin sonunda Hakkari’de başlıyor ve 1990’lara kadar uzanıyor. Otoriter ve sert bir babayla üç kızının öyküsünü anlatan film, hüzünlü bir komedi

        Yılmaz Erdoğan’ın “Vizontele”si mizahı ve sahip olduğu nostalji duygusuyla ezberimizi bozan bir filmdi. Kamera hareketli, görüntüler canlı, renkler sarı sıcak, karakterler ise hayat dolu ve eğlenceliydi... Erdoğan, memleketin bir ucunda yaşanan unutulmuşluk duygusuna vurgu yaparken feodal ilişkileri fonda bırakıyordu. “Ekşi Elmalar”, ilk bölümündeki mizah ve nostalji duygusuyla “Vizontele” ruhuna sahip olsa da çok farklı bir film. Erdoğan, feodalizmi ve onun üzerine kurulduğu erkek iktidarını bu kez öykünün merkezine alıyor.

        REİS BEY VE ZÜHÜRT AĞA

        Reis Aziz Bey (Yılmaz Erdoğan), seçim kaybetmiş bir belediye başkanı. Yitirdiği iktidarını üç kızı ve eşi üzerinde sürdürüyor. Evde şefkat ve sevgi yerine otoriter bir bilgiçliği tercih ediyor. Evin içinde kızlarına ve eşine karşı sert, duyarsız... Bir sahnede kadınları “ücretsiz ev işçisi” gibi gördüğünü de anlıyoruz zaten. Aşı yoluyla değiştiremediği ekşi elma ağaçlarının tümünü kesmesi de manidar. Kızlarını ağaçları gibi görüyor. “Ekşi”liği, sıra dışılığı kabul etmiyor... Kızların kiminle evleneceklerine karar verirken onların duygularına önem vermiyor. Yılmaz Erdoğan, Reis Bey’i gelenek görenek adına Türkiye’de birçok kadının hayatını karartan erkeklerden biri gibi çizmekten kaçınmıyor. Onu seyirciye en çok yaklaştıran, Hakkâri’ye teleferik kurma hayali galiba.... Ama 12 Eylül ve sonrasında yaşananlar siyasi hayatına, hayallerine son veriyor ve Reis Bey bir “züğürt ağa”ya dönüşüyor...

        İKİNCİ BÖLÜME DRAM HAKİM

        “Ekşi Elmalar”, iktidar hayalleri kuran kibirli otoriter erkeklere karşı hayatı daha yaşanır kılmak için ellerinden geleni yapan gerçekçi kadınların hikâyesi... İlk bölümde kızların otoriteyi aşmak için gösterdiği çabalar eğlenceli anlar vaat ediyor, filme hafif bir komedi havası veriyor. İkinci bölümden itibarense dram ve hüzün ağır basıyor. Özellikle Antalya’da mühendisin eve geldiği ve herkesin sessizlik içinde oturup başını öne eğdiği o kederli sahne hayli çarpıcı.

        “Ekşi Elmalar” aynı temayı iki farklı tonla ele alması açısından seyirciyi rahatsız edebilecek riskli bir proje. Sonuçta, komedi formatı içinde ömür boyu süren mutsuzluklara, hayal kırıklıklarına şahit ediyor bizi.

        FİLM GERÇEKLERİ İZLİYOR

        Reis Bey, Türkiye’deki seyircilerin yakından tanıdığı bir karakter ama filmlerde ya kötü ya da tatlı sert adam olarak çizilmesine alıştığımız için bize şaşırtıcı geliyor. İlk yarıda onu sevmek istesek de sevecek bir yanını bulamıyoruz. Kötü adam gibi de bakamıyoruz. İkinci yarıda bir değişim, pişmanlık bekliyor ya da en azından “züğürt ağa” şirinliğine bürünmesini istiyoruz; ama film bizim isteklerimizden ziyade gerçekleri izliyor. Ben “Ekşi Elmalar”ı en çok bu gerçekçiliği ve tıpkı hayat gibi komedi ile dram arasında kalmışlığı nedeniyle beğendim.

        PRODÜKSİYON KALİTESİ YÜKSEK

        “Ekşi Elmalar” görüntüleri, sanat yönetimi, kurgusu, müzikleri ve birçok yerli filmin aksine her bir kelimeyi çok iyi duyup anladığınız sesiyle, miksajıyla prodüksiyon kalitesi yüksek bir film. Diyaloglar ve oyunculuklar diğer Erdoğan filmlerinde olduğu gibi hiç aksamıyor. Bütün oyuncular tek tek çok iyi ama filmde Reis Bey’in neredeyse karşıtı bir karakter olan ziraat mühendisinde Fatih Artman’ın yorumunun ayrı bir övgüyü hak ettiğini düşünüyorum. “Ekşi Elmalar”a sadece gülmek için değil de, buruk bir film seyretmek için giderseniz hayal kırıklığı yaşamazsınız.

        FİLMİN NOTU: 7

        Diğer Yazılar