Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ‘Tutku Oyunu’ (L’amant double) pskiyatr sevgilisinin geçmiş sırlarını araştırırken tutku ve arzularıyla yüzleşen bir kadının öyküsünü anlatıyor. François Ozon’un yönettiği filmde başrolleri Marine Vacth ile Jeremie Renier paylaşıyor

        FRANÇOIS Ozon, bastırılan duyguların ve derinlerdeki içgüdülerin açığa çıkmasıyla ilerleyen öyküleri sever. Bazen öyküleri sade ve düzdür. Bazen de ilk anlardan alengirli bir hava taşırlar. Tıpkı ‘Tutku Oyunu’nda Chloe’yi canlandıran Marine Vacth’ın yakın planlarından oluşan açılış sahnesindeki gibi...

        Chloe’yi kronik mide ağrılarından ötürü psikiyatra yönlendiren doktoru dinlerken sonunda her şeyin bir travmaya bağlanacağını düşünmek mümkün. Ama merak etmeyin, Ozon’un yegâne numarası, travmayı ya da nevrozun nedenini finale kadar saklamak değil. ‘Tutku Oyunu’ bir insanın bilinçdışındaki karanlıktan duyduğu korku üzerine şekilleniyor ve psikanaliz sürecini getiriyor karşımıza. Bunlar kâğıt üzerinde karmaşık gelse de seyirciyi hemen yakalayan bir film var ortada...

        MUTLULUĞU REDDETME HALİ

        Öykü, Chloe’nin psikiyatrına (Jeremie Renier) âşık olması, onunla birlikte yeni bir eve taşınması, sevgilisinin ikiziyle tanışması gibi olaylarla hızlı ve ilginç bir biçimde gelişiyor. Gözden kaçırılmaması gereken nokta, Chloe’nin mutluluğu reddetme hali... İkiz Louis’nin Chloe’nin karşısına, tam da her şeyin yoluna girdiği bir dönemde çıktığını unutmamak gerek. Paul’ün sırlarını araştırdığını zanneden Chloe’nin kontrol edemediği cinsel arzularıyla karşılaşması da önemli. Bizi ‘filmin kalbi’ne götüren bir mesele bu; çünkü ikizlerin zıt kişilikleri üzerinden Chloe’yi daha iyi tanımak mümkün.

        Bir yanda şefkatli, anlayışlı, psikiyatrinin etik kurallarına bağlı Paul; diğer yanda ise onun tam karşıtı Louis var. Chloe’nin sorunu, ikisinin kişiliği arasındaki uçurum kadar derin... Chloe’nin kedisinden uzaklaştıkça sağduyusunu kaybedip yoldan çıktığını da unutmayalım. Paul’ün kediyi sevmemesi, aslında sorunların başladığı nokta. Komşu kadının evindeki doldurulmuş kedi ise sadece ölümü değil, Chloe’nin içindeki yaşam enerjisini kaybetme korkusunu da yansıtıyor.

        SONUNA KADAR İLGİYLE İZLENİYOR

        Ozon, Chloe’nin çevresindeki karakter ve mekânları zihninde olup bitenleri yansıtmak için kullanıyor. Kadınlar annesiyle ilgili duygularını, koruma görevlisi olarak çalıştığı müzedeki eserler ise iç dünyasını yansıtıyor. Rüyalar da sürpriz finali önceden haber veren önemli ipuçları taşıyor. Ozon’un kurduğu görsel atmosfer ve kadrajların, bazen diyaloglardan çok daha fazlasını söylediği kesin. Mesela, Paul ile terapi seansları bir mutluluk düşü gibi çekilirken, Louis ile olan sahneler daha gerçekçi... Açılış sahnesindeki başkası olma arzusu da önemli.

        Joyce Carol Oates’in romanından yapılan serbest bir uyarlama olan ve David Cronenberg’in ‘Ölü İkizler’inden (Dead Ringers) de izler taşıyan ‘Tutku Oyunu’, sağlıksız, hastalıklı zihinleri konu alan başyapıtların arasına koyabileceğim bir film değil. Bunun en önemli nedeni, finalde her şeyin bağlandığı noktanın bana etkileyici gelmemesi... Ama anlatımı, oyuncuları ve görüntü yönetimiyle sonuna kadar ilgiyle izlenen bir film. Kadroda 1970’lerin ikonik yıldızı Jacqueline Bisset’nin yer aldığını da belirtelim.

        Filmin notu: 6.5

        Diğer Yazılar