Çılgın takımın öğrettikleri
Doğru adamları doğru görevlere getirdin mi, transferde akıllı adımlar attın mı, sporculara paralarını zamanında ödedin mi demek ki oluyormuş. Beşiktaş Milangaz basketbolda bunu kanıtladı. Beşiktaş, tarihinde ilk kez Euro Challenge Kupası'nı, Türkiye Kupası'nı aldı, 37 yıl sonra lig şampiyonluğunun kapısına dayandı. Bu takım bunların hepsini bir sezonda başardı.
Ergin Ataman'ın çılgın takımı çılgın seyirci ile bütünleşti, basketbol salonlarında eşi benzeri görülmemiş bir atmosfer yaratıldı. Sezon başında Akatlar'da boş tribünlere oynanırken seyirci şimdi Sinan Erdem'e sığmıyor. Ataköy Beşiktaş'a yaradı.
Üstelik bu takım uçuk rakamlara kurulmadı. Toplam maliyet 5 milyon Euro. Bunun yanında Efes Pilsen 25-30 milyon harcadı. Fenerbahçe 20-25 milyon, Galatasaray 12 milyon Euro. Tablo ortada. Başarı için milyonları saçmak hem yetmiyor, hem gerekmiyor. Adam gibi bir lider gerekiyor. Hırs, arzu, istek gerekiyor. Takımdaşlık gerekiyor, ruh gerekiyor, verilen sözlerin tutulması gerekiyor.
Gerisi zaten geliyor.
Bu farkı iyi analiz edin
Sportif A.Ş eski Genel Müdürü Murat Ülgen, Bilgili Kartallar ve Önce Beşiktaş forumunun düzenlediği panelde ürün satış rakamlarını açıkladı. Ben de Fenerbahçe ve Galatasaray'ınkilerle karşılaştırdım. Durum vahim. Beşiktaş'ın tribün geliri, lisanslı ürünleri, dergi satışı, kredi kartları ile rakiplerinki arasında uçurum var. Sayın Ülgen söz konusu dönemde kulübün CEO'suydu. Haliyle bu başarısız rakamlarda kendisine de bir pay biçmeli de biz örneklere geçelim.
■ En çok forma satılan yıl 250 bin adet ile 100. yıl. İki sene önce Quaresma ve Guti transferleriyle 186 bin 500 forma satıldı. (F.Bahçe iki sezon önce 322 bin, geçen sezon 535 bin forma sattı)
■ Derginin aylık satışı 340 adet. 1.410 da abonesi mevcut. Dergi bedava yapılıp internete kondu, tüm dünyada tıklanma sayısı 21 bin. (F.Bahçe'nin aylık dergi satışı 65 bin. 30 bin abonesi var -G.Saray dergisi 20-22 bin aylık ortalamaya sahip.)
■ Geçen sezon satılan kombine sayısı 6 bin 400. (F.Bahçe 32 bin 500, G.Saray 27 bin kombine sattı)
■ Beşiktaş'ın tüm kredi kartlarının toplamı 97 bin. G.Saray'ın tek kartının 117 bin.
Beşiktaş yönetimi en büyük katkıyı taraftardan bekliyor da son yıllarda taraftarın da maçlara, ürünlere gösterdiği ilgi ortada.
Satışların endeksleneceği tek unsur sportif başarı. Basketbol başarılı, tribünlere yansıması da ortada. 16 bin bilet günler öncesinden bitiyor. Herkes böyle günleri özlemiş. "Büyük bir camianın taraftarı olduğumuzu hatırladık" diyorlar. Maç gününe denk gelen "FEDA" tişörtlerine ilgi de olağanüstü oluyor. Yani başarı varsa, maçlara da ürünlere de ilgi tavan yapıyor.
Albayrak 7/24 mesaide
Beşiktaş eskiden taklit edilen camiaydı, son yıllarda taklit eden camia oldu. Beşiktaş başkalaştırıldı. Bu kulübün malı deniz, yemeyen keriz mantığı ön plana çıktı.
Yeni yönetim eskiye dönüşün hayallerini kuruyor. Kulübün her kuruşunda yedi yetimin hakkı var diyorlar, Beşiktaş'ın menfaatlerini ön planda tutuyorlar.
Kartal Yuvaları'nda da vizyon aynı. Bu sorumluluğu üstlenen Metin Albayrak 7 gün 24 saat mesaide. En kaliteli ürünü, en hızlı, en cazip şartlarda taraftara sunabilmek için proje üstüne proje geliştiriyor.
Bugüne kadar uygulanan yanlış satış stratejileri ile bir yere varılamadı. Store'lar zarar etti, kimi store'larda korsan ürün satıldı. Şimdi hepsinin önüne set çekildi. Bazıları kapatıldı. Artık bayilik verilmeyecek. Yeni mağazaları kulüp işletecek. Yakında Beşiktaş'ın kalbi Çarşı'da da ihtişamlı bir Kartal Yuvası açılacak.
Abdullah Kiğılı Fenerium'u marka yaptı. Son G.Saray maçında Saracoğlu'ndaki Fenerium'un günlük cirosu tam 1.5 milyon lira. Aynı günün toplam cirosu 3 milyon lira. Fenerium'un mağaza sayısı 77. Sene sonuna kadar bu sayı 100 olacak. Darısı Beşiktaş'ın ve Metin Albayrak'ın başına.
Gökhan Sarı gerçeği
Gökhan Sarı. Beşiktaş Şirketler Grubu Genel Koordinatörü. Serdar Bilgili döneminde kulüpte çalışıyordu. Demirören başkanlığa gelince işine son verildi. Fikret Orman tekrar göreve çağırdı. Çünkü iyi bir Beşiktaşlı.
İyi Beşiktaşlı da düşmanı daçok. Sürekli yıpratılmaya çalışılıyor. “Kulübü mahkemeye veren biri nasıl olur da göreve getirilir?” diyorlar. Ama işin aslı öyle değil. Başkan da güveniyor. Bilgili, zeki, becerikli buluyor.
Şu noktayı herkes iyi bilsin ki Gökhan Sarı Beşiktaş’ı değil, Beşiktaş Gökhan Sarı’yı mahkemeye verdi. Üstelik sözleşmesi 2004’te feshedilmesine rağmen 2005 yılına ait belgeleri kamuoyuna açıkladığı gerekçesiyle! Görevden ayrılmıştı, o belgelere sahip olması mümkün değildi. O da hakkını aradı. 120 bin lira tazminat aldı. İstese o da kulübü mahkemeye verir, 120 değil 500 bin lira alırdı. Ama yapmadı.
Maaşı da speküle ediliyor. Bugün aldığı para 8 sene öncegörevdeyken aldığının çok altında.
Tüm hesapları didik didik ediyor. Geçmişi de, şimdi yapılan harcamaları da. Haliyle bazıları da tedirgin. Dedikodu yapıp kaçırmaya çalışıyorlar. Tanıdığım kadarıyla Gökhan Sarı’da kaçacak göz yok. Ama eğer bir usulsüzlük tespit ederse birileri kaçacak delik arar, o da başka mesele!