İşte üç protokol
DEMOKRATİK açılım çerçevesinde terörü sona erdirmek amacıyla PKK ile yürütülen görüşmeler kamuoyuna yansımıştı.
Her biri 2'şer sayfadan oluşan 6 sayfalık 3 protokol hazırlandığı ise BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın açıklamasıyla ortaya çıkmıştı.
Demirtaş, önceki gün Aslı Aydıntaşbaş'a yaptığı açıklamada bu protokollerden söz etti, ancak içeriği yer almadı.
Selahattin Demirtaş ile dünkü telefon sohbetimizde protokolleri anımsatıp elinde olup olmadığını sordum.
"Bende yok ama içinde ne olduğuna ilişkin tüm detayları biliyorum" dedi, ardından 3 protokol hakkında bilgi aktarmaya başladı.
Demirtaş, protokollerin eşzamanlı uygulamaya konulmasının da kararlaştırıldığı bilgisini verip başlıkları ve içeriklerini şöyle sıraladı:
1-MUHATARLIK: Demokratik ve Adil Barış İçin Acil Eylem Planı olarak da isimlendirilen bu birinci protokol, İmralı'da Öcalan, Oslo da da üst kadrosuyla yapılan görüşmelerden de anlaşıldığı gibi devlet PKK' yı muhatap olarak alıyor. İmralı da Öcalan'ın koşullarının iyileştirilmesi ve herkesle görüşme imkânı sağlanması da yer buluyor.
2- DEMOKRATİK ANAYASAL ÇÖZÜM SÜRECİ: Süreç yasal ve Anayasal düzenlemeler olmak üzere iki ayak üzerine kuruluyor. Anayasa Hazırlık Komisyonu' nun TBMM de kurulması, BDP başta olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşları ve devlet bürokrasisinin de bu komisyonda yer alması şartı koşuluyor.
Anayasa' nın tek uluslu, tek dilli yapısının değiştirilmesi, anadil hakkı verilmesi, adem-i merkeziyetçi sistem yerine yerel yönetimlerden başlamak üzere özyönetim hakkının esas alınması da bu protokolün önemli maddeleri arasında sıralanıyor; vatandaşlık tanımının değiştirilmesi de bu çerçevede yer alıyor.
3- BARIŞ SÜRECİ: Geçmişle yüzleşme, silahın terk edilmesi için Barış Konseyi' nin kurulması hedefleniyor.
Akil adamlardan oluşacak, DTK ve KCK'dan da kişilerin yer alacağı Barış Konseyi' nin, hem eylemsizlik sürecini denetlemesi, hem de silahsızlandırmaya ilişkin belirlenecek kriterlerin yerine getirilip getirilmemesinden sorumlu olması amaçlanıyor.
Konsey'in alt kolu olarak Hakikat Komisyonu da kurularak geçmişe ilişkin işlenen suçları araştırması öngörülüyor.
Nitekim Öcalan da iki yıl önce kendisiyle görüşen heyetin, Barış Konseyi kurulmasını kabul ettiğini açıklamıştı.
Görüşmeler sonucu hazırlanan bu üç protokol çerçevesinde PKK 13 Ağustos 2010'da ateşkes ilan etti.
Müzakereler ise 2011 'in bahar aylarında çok daha sıklıkla yapıldı.
Nitekim Demirtaş da sohbetimizde "Bu protokoller Oslo ve İmralı'da yapılan görüşmeler sonrasında oluşturuldu" deyip ekledi:
"Orada yapılan müzakereler sonucu bir noktaya gelinmişti, ama bu protokollerin hiçbiri uygulamaya konulamadı..."
KANDİL'DE EKLENEN
Demirtaş, "Kandil protokollere ekleme yapmak istedi" demişti. Dün kendisine "Görüşmeler bu nedenle mi kesildi?" diye sordum; yanıtı şöyle oldu:
"Hayır, çünkü eklenen usulle ilgiliydi. Tıkanmaya neden olacak bir madde değildi. Detay bir iki durumla ilgiliydi, süreci kesecek bir durum değildi... "
Hükümetin yeni konseptinin "terörle mücadele, siyasi temsilcileriyle de müzakere" olduğunu, muhatap olarak BDP'nin alınmasının kararlaştırıldığını anımsattım.
Demirtaş şunları söyledi: "Bizimle müzakere amaçlı bir diyalog kurulmuş değil. Meclis'te kanunların hazırlanması sırasında bakanlar veya hükümet çevreleriyle yapılan görüşmeler de müzakere sayılmaz."
BDP' nin terörle mücadele müzakerelerinde muhatap alınmasına da karşı çıkıp devam etti:
"Zaten diyalog için çağrı yapıyoruz. Hükümet bizimle ne görüşecek, neyi müzakere edecek? Biz PKK' ya şu veya bu düzeyde müzakere için gidemeyiz. Hükümet de bizimle müzakere edeceğini söyleyip işi sırtımıza yıkma çabasında. PKK ile müzakerede aracı olmayız."
Hükümetin "Anayasa da yaparım, silahlı mücadeleyi de yürütürüm" anlayışı içinde bir yere gidemeyeceğini de savundu.
Bakalım süreç ne gösterecek.