Kriz maddeleri değişiyor
YAZDIĞIMIZ gibi oldu, MİT Müsteşarı ve teşkilatın eski mensupları, savcının sözlü çağrısına uymadı, ifade vermeye gitmedi.
Bunun yerine MİT'ten, özel yetkili savcıya "Başbakanlık'tan izin talebinde bulun" tavsiyesi yapıldı.
Ancak bu yazı davanın kapanmasına yetmeyeceğine göre bundan sonra olacaklar da belli.
Ya savcı yeniden yazılı bir talimat gönderecek, burada MİT Müsteşarı ve teşkilatın eski mensuplarından, hangi sıfatla ifadelerini alacağını belirtecek.
Yani tanık mı, sanık mı, yoksa şüpheli olarak mı davetini yaptığını sıralayacak.
Ya da MİT'in savcıya gönderdiği yazıda da kaydedildiği gibi Ankara'da da devam eden KCK davasıyla birleştirilip, ifadeye çağırma takdirini Ankara özel yetkili savcılarının yapması yoluna gidilecek.
Veya hiç beklemeyip doğrudan mahkemeye başvurarak sözlü davet ettiği kişilerin polis zoruyla getirilmesini isteyecek.
ELDEKİ VERİLER
Yine de süreç tamamlanmış olmayacak.
İddialarda dile getirildiği gibi, bazı MİT mensupları görev alanlarının dışına çıkıp, "terör örgütünü takip edip raporlamak yerine, yönetici gibi eylemleri koordine eden" pozisyon aldıysa, yeni bir tartışmanın kapısını da aralayacak.
Özellikle Diyarbakır BDP il binasında bulunan mektuplar ve CD'ler ile Mersin'de ele geçirildiğinden söz edilen belgelerin yaratacağı sıkıntı, davayı farklı bir yere getirecek.
Buna bir de ifadelerde dile getirilen sözler eklendiğinde tartışma daha da büyüyecek.
İşte tüm bu gelişmeler de göz önüne alınmış olacak ki Ankara, krizin daha derinleşmesinin önüne geçmek için yasal bir formül arıyor.
Kriz ortaya çıktığından bugüne yeni bir formül üretmek için çaba gösteren Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ da dünkü sohbetimizde bir çıkış yolu aradıklarını gizlemedi.
Çıkış yolu hakkında bilgi vermedi, "Terörle mücadele eden teşkilatın en tepesinde bulunan istihbarat örgütünün başındaki insana, teröristle işbirliği içinde hareket ediyordu denilemez" demekle yetindi.
MİT'in görevleri arasında terör örgütünün içine sızıp bu çerçevede yapacakları eylemlerden önceden haberdar olmak bulunduğunu anımsattı.
"Suç bir yorumla çıkarılabiliyorsa, bu durum hukuk adına, hukukun işleyişiyle ilgili rahatsızlığı da göstermeye yeter"
dedi.
DEĞİŞİKLİK GELİYOR
Sözün anlamı açık...
Bir süredir rahatsızlık yaratan, Ceza Muhakemesi Yasası'nın (CMK) özel yetkili savcılara geniş yetki tanıyan 250-251 ve 252'nci maddelerinde değişikliğe gitmek.
Ancak görünen o ki bu konuda süratli hareket edilmeyecek.
Yani hemen değişikliğe gitme yerine, "bilgi kirliliğinin ortadan kalkması" beklenecek.
Ancak değişikliğin hangi konsept içinde yapılacağı konusunda da sıkıntı var.
Bir grup, yapılacak bir değişiklik halinde bugüne kadar CMK 250 kapsamında gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamaların ne olacağını sorguluyor.
Maddede yapılacak değişiklikten, tutuklu bulunan kişilerin nasıl devre dışı kalacağının yöntemi üzerinde duruluyor.
Özetle, CMK 250 konusunda baştan yanlış düğmelemenin yarattığı sorunun, düğmeler çözülmeden nasıl giderileceğinin formülü aranıyor.