Toplumsal faaliyet...
TARTIŞMA yıllar önce, "Devlet süt, yoğurt, et, halı, ayakkabı üretir mi?" diye başladı.
Ardından kamu kurumlarının "özelleştirilmesi" geldi.
O gün ortaya çıkan kaygıların anlamsızlığı sonra fark edildi.
Bugün, aynı paralelde yeni bir evreye geçiliyor.
Otuz yıl öncesinde başlayan sürecin bugünkü sorusu şöyle:
"Devlet, kurumlarıyla toplumsal faaliyette bulunur mu?"
Soruyu yöneltmemdeki amacım, YÖK'ün "Toplumsal Faaliyet Birimi"ni kapatma kararı...
DEVLETİN GÖREVİ
Önce YÖK'ün internet sitesinde yer alan "birimin" amacına bakalım:
"Devletimizin çeşitli kurumları ile stratejik konularda koordineli olarak çalışan birim, çeşitli kurum ve kuruluşların talepleri doğrultusunda öğretim üyesi görevlendirmesi işlerini yürütmek..."
Bugüne kadar hangi oranda kullanıldığını sorduğumuzda YÖK'ün eski ve mevcut yöneticilerinden, "Fazla kullanıldığını da sanmıyoruz" yanıtı geldi.
Birime neden ihtiyaç duyulduğu konusunda en belirgin olanı şu cümlede vardı:
"Ermeni, Kürt, Rum, Pontus ve Kafkas, Orta Asya gibi Türkiye üzerinde var olan çeşitli etnik toplumlar ve devlet aleyhine yürütülen faaliyetlere karşı durmak için akademik çalışmalar yapmak üzere bilim insanlarını görevlendirmek... "
YÖK'teki birimin 1990'11 yılların ikinci yarısında oluşturulduğuna işaret edildi.
Konuyla ilgili bir akademisyenin şu sözleri ise her şeyi özetlemeye yeterliydi:
"Düşün insanları böyle bir birime toplandığında burada üretilen fikirler akademik özgür düşün olmaktan çıktı, sıradan siyasal söyleme dönüştü. Karşısındakiler de kendisini bu kapsamda dinledi. Oysa akademisyen özgür olmalı, bilim dışında bağı bulunmamalı."
BİLİMSEL ÖZGÜRLÜK
Buna ilişkin birkaç örnek verdi.
Uluslararası toplantılarda bu birimlerde görevli akademisyenlerin görüşlerinin "devlet veya hükümet sözcüsünün açıklaması" olarak kabul gördüğünü belirtti.
Akademisyen arkadaşımın da vurguladığı gibi, devlet isterse Türkiye'deki vakıf veya kamu üniversitelerinden bilimsel veri toplayabilir.
Ancak hepsi de akademik özgürlük kapsamında olur; devlet de bu kapsamda gelen bilgi notlarını derleyip buna göre politikasını oluşturur.
Diğer türlü gerçekleşen ise emir komuta içindeki akademik çalışma olur.
Sonuçta Ermeni ve Kıbrıs meselesinde karşılaşılan tablonun ötesine geçilemez..
SAEMK NE OLDU?
Nitekim komuyla ilgili arkadaşım YÖK bünyesinde bulunan bir diğer birime, Stratejik Araştırma ve Etüdler Milli Komitesi'ne (SAEMK) de dikkat çekti.
Bir zamanlar etkin çalıştığını vurguladı.
"Türkiye'nin bölgesel, ikili ve çok taraflı uluslararası ilişkilerini kapsayan tarihi, kültürel, siyasi, iktisadi, hukuki, sosyolojik, jeopolitik ve stratejik yapısına yönelik bilimsel yöntemlerle araştırmalar, incelemeler ve değerlendirmeler" yapmak gibi yoğun programını sıraladı.
Bu kapsamda nelerin gerçekleştiği konusunda ise şunu söyledi:
"Karadeniz sahilindeki yemeklerin Pontus'a ait değil, öz be öz Türk yemeği olduğunu ispatlamışlardı."
Bunun bir espri olabileceğini söylediğimde ise telefondaki sesi oldukça ciddi geliyordu.