Ruhun kimliği
HAYATININ en karanlık günüydü... Elektrik çarpması sonucu kolları, bacakları yanmış, yüzü tanınmaz hale gelmiş; gözleri kör olmuştu. Ancak bu durum, 30 yaşındaki kendisini ve yakınlarını hiç kaygılandırmadı. Hemen organ naklinin en kaliteli gerçekleştirildiği hastaneye kaldırıldı. Bir süre tedavisiyle uğraşıldı. Uzun sürmedi, şanslıydı. Müebbede mahkûm bir katil, bir de hırsız hapiste intihar etmiş, dokuları da kendisiyle bire bir uyum göstermişti. Caninin yüzü ve gözleri, hırsızın da kolları ve bacakları nakledildi. Tıp çok ilerlediği, on yıllar önceki gibi organ nakli sonrasında ortaya çıkan komplikasyonların yarattığı ölüm olayları da neredeyse sıfıra yaklaştığı için süratle iyileşti. Kısa süre sonra da hastaneden taburcu oldu. Yeni bir kişi olup çıkmıştı.
Yukarıdaki anlatımım tamamen bir senaryodan ibaret. Gelecek yıllarda böyle bir senaryonun gerçeğe dönüşmesi olasılığı ise geçmişle kıyaslandığında oldukça yüksek.
NAKİL HUKUKU
Şimdi hukuk ve kimlik tanımı karşısında bazı şeyleri sorgulamaya başlayalım. Yeni yüz, kol ve bacak takılmış, gözlerini bir başkasından almış bu kişiyi nasıl tanımlayacağız. Eski yüzünden eser kalmamış, yepyeni bir yüze kavuşmuş, parmak izleri değişmiş, göz retinası ise başka birinin... Nüfus cüzdanındaki resmi gitmiş, yerine farklı bir adam gelmiş. Yurtdışına çıkmaya kalksa pasaportundaki kişi ile eski görüntüsü tezat. Hatta retina ve kamera taraması sonucu ekrana düşen kimliği de bir mahkûma ait. Parmak izinden yola çıkıldığında ise karşımıza çıkan bir hırsız. Hatta üzerine de öldüklerine ait not düşülmüş. Yani yurtdışına çıkışına engel her unsur mevcut.
BEYNİN FOTOĞRAFI
Bu kişiyi o an nasıl tarif edeceğiz? Eski kimliğiyle uyuşmayan yüz hatlarını bir yana bırakıp, içindeki ruhun eski kimlik olduğunu mu söyleyeceğiz? Bunun için yurtdışına çıkışından, tapu müdürlüğündeki, sürücü ehliyetindeki işlemine kadar var olan haklarını kullanmasını nasıl sağlayacağız? Vatandaşlık numarasına bağlı suretinin yerine bir diğerini nasıl koyacağız? Yoksa vatandaşlık numarası bağlamında yeni bir suret, kimlik, aidiyet tanımlamasını neye göre gerçekleştireceğiz? Yeni yöntemde beynin veya hadi bir adım daha gidelim ruhun fotoğrafını çekip onu nasıl nüfus cüzdanının üzerine yerleştireceğiz? Bu sorulara şu ana kadar hukuk da tam yanıt veremiyor. Dr. Mehmet Ali Zengin, iyi bir çalışma yapmış. “Biyoloji Uygulamaları ve Tıbbi Müdahaleler Karşısında İnsan Haklarının Korunması” isimli kitabında organ naklinin tüm hukuki yönünü ve klonlamayı incelemiş.
Dr. Zengin de bir sonuca varamamış. Akdeniz Üniversitesi ile başlayıp Hacettepe ile devam eden ve yakın gelecekte de Gazi Üniversitesi’nde bir adım ilerisi gerçekleşecek kompozit doku naklinde yeni bir döneme geçilecek. Bugün sıradan bir işlem haline gelen kalp, böbrek, karaciğer nakillerinde görüldüğü gibi diğer organlara yönelik de büyük ilerleme kaydedilecek. Ya hukuk bu alanda yeni bir açılıma yönelecek ya da gelecekte ciddi sorunlarla yüz yüze kalınacak.