'Özel' uyarılar...
HÂKİMLER ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun hafta sonu Ankara'da yapacağı toplantının kapalı bölümünde olmak isterdim.
Nedeni de bir süredir yaşanan tartışmalara yol açanların, bu konularda ne düşündüğü...
Çünkü toplantı, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri'nde görevli hâkim ve savcılarla durum değerlendirmesi yapıp, ortaya çıkan karışıklığı çözmeyi hedefliyor.
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklanması dahil, CMK 250'ye göre yetki kullanan mahkemelerin ve savcıların, son dönem yaptıkları işlemlerin sorgulanması hedefleniyor.
SIZMA MI?
Şunu belirtmem gerekir ki HSYK, özel yetkili mahkemelerde görevli hâkim ve savcıların kararlarından sadece 5'inin tartışılmasından hoşnut değil.
Diğer davalarda yerinde kararlar verildiğine inanılıyor.
Beş davadaki sorunun odağına ilişkin olarak Başbuğ iddianamesi gösteriliyor...
Çünkü savcı iddianamesinde emekli Orgeneral Başbuğ için, "Ergenekon üyesi olarak Silahlı Kuvvetler'in içine sızdı" ifadesini kullanmıştı.
Bir subayın 40 yıldan fazla görev yaptığı, hatta çocuk denecek yaşta girip en tepesine kadar yükseldiği bir kurum içine "sızmasının söz konusu olamayacağı" kaydediliyor.
GÖREV İHMALİ
Başbuğ'un, nerede yargılanması gerektiği konusunda ise net konuşamıyorlar.
Bunun CMK 250'de sıralanan bir suç mu, yoksa kapsam dışında bir görev suçu mu olup olmadığı konusunda tartışmalara yanıt veremiyorlar.
"Bakanların görevi rüşvet almak mıdır? O zaman onlar neden Yüce Divan'da yargılanıyorlar?" sorusuna, "Göreviyle ilgili bir suçu işlediği için orada yargılanıyor, darbe görev kapsamında mı?" sorusuyla karşılık veriyorlar.
Genelkurmay bünyesinde kurulmuş internet siteleri üzerinden hükümete karşı yapılan girişimlerde Başbuğ'un pozisyonunu da "görevi kötüye kullanma" kapsamında değerlendiriyorlar.
Bu kadar çok kafa karışıklığının nedeni ise Anayasa değişikliği sonrasında uyum yasalarının çıkmamış olmasına bağlanıyor.
Bir süre daha çıkmaz ise sorunun çetrefilli bir hale dönüşeceğinin de altı çiziliyor.
YARGIYA GÜVEN
Şimdi gelelim madalyonun diğer tarafına, "Özel yetkili mahkemelerle ortaya çıkan bu durumun yargıya güveni ne kadar etkilediği" konusuna.
Buna ilişkin iki anket bulunuyor.
İlki, yargının süratle davaları sonuçlandıracağına ilişkin beklenti...
Her gün artan dava dosyaları karşısında yargıda işlerin süratle çözüleceğine olan inanç tam anlamıyla erozyona uğramış, % 48'den % 32'ye gerilemiş.
Yargının düzeleceğine olan inançta da artış olmuş, % 50'lerin üzerine çıkmış.
"İkisi arasında çelişki yok mu?" denildiğinde, rakam gösterilerek "Düzeleceği umudu var" deniliyor.
Sorunun köklü çözümüne ilişkin formül ise ilginç:
"Yargıtay, önüne gelen dosyaların hepsine ilk mahkemelerden geldiği gibi onama verse dosyaların % 80'i sorunsuz çözülüyor. Zaten % 20 hata payı hep olur... "
Son bir not; uygulanan kararlar dosyaların adaletten ödün vermeden hızla eritilmesine katkı sağlamış.
İşler hız kazanmışken, yeniden başa dönmek istenmiyor, istinaf mahkemelerinin kuruluşu bir yıl daha ötelenecek görünüyor.