CHP'nin orta direği
HAZİRAN sonrasında, sadece söylemde değil, eylemde de yeni bir CHP’ye hazır olalım. İddialı yazmamın nedeni CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibiyle önceki akşam dört saati aşan yemekteki sohbetimiz. Önce birkaç tespitimi aktararak başlayayım; Kılıçdaroğlu ile seçimden bu yana bu denli uzun sohbet etmemiştim. Var olan sakin gücüne, özgüven de eklenmiş. Önümüzdeki dönemde CHP’nin hangi politikalara ve kesimlere yöneleceği konusunda da düşüncesi berraklaşmış... Kendisinin de ifade ettiği gibi “CHP’de düne kadar tabu görülen” birçok engeli yıkmakta kararlı. Yine kendi deyimiyle “Nordic tipi” sosyal demokrat parti yaratma özleminde.
HEDEF KİTLE
CHP’nin şartların da zorlamasıyla, sosyal demokrat bir partide olmaması gereken söylemlere yönelmiş olduğunu kabul ediyor. Nitekim “Yerel yönetimlerde özerklik şartını uygulayacağız” demenin veya Van’a gidip Kürt Konferansı düzenlemenin 2 yıl önce CHP’de hayal olduğunu anımsattı. Bugünkü CHP’de bunların özgürce söylenebildiğine işaret etti. Bu noktaya gelmelerinde, CHP ile özdeşleşen, hatta parti politikalarını tahakkümü altına alan kesimlere karşı hükümetin başlattığı mücadelenin payını sordum. Yani devlet yönetimi üzerindeki militarizm ağırlığının azalmasının CHP’nin bu açılımları rahat yapmasına da katkı yapıp yapmadığı sorusunu yönelttim. Aksine, külfet getirdiğini söyledi. CHP ile kendisini özdeşleştiren bu kesimden, “Neden bizi savunmuyorsunuz?” beklentisinin artmasına, bunun da partiye yeni bir sorumluluk yüklemesine neden olduğunu belirtti. Parti üzerinde yaratılan algının, CHP’nin gerçek olgusunun önüne geçtiğinin de altını çizdi Bunun için CHP’nin düne kadar sahip olduğu kitlelere yeni yelpazeler ekleyeceğini ve yeni söylemlere yöneleceğini vurguladı. Konuşmanın bütününden çıkardığım kadarıyla CHP bir süredir fazla ilgi göstermediği “orta direk”le yeniden buluşmaya hazırlanıyor. Bu adımı atarken orta direğin bugünkü yapısının değiştiğinin farkında... Zaten anketlerle, kamuoyunda kelebek çarpanı yüksek olan bu kesimin gerçek anlamda sosyal demokrat bir parti kimliğine kavuşmaları halinde istisnasız oy vereceğini de tespit etmiş. Bir zamanlar CHP’de olan, son dönem AK Parti’yle bütünleşmiş, “bugün ise kaygılarından dolayı gidecek zemin arayan, beyaz yakalıların da arasında bulunduğu kesimi” yanlarına çekecek politikalar üretmede kararlı.
MERKEZ SAĞ
Ayrıca, geçmişte AP, ANAP, DYP saflarında yer almış, muhafazakâr kentli kesimin CHP’ye oy verir hale gelmesini sağlama gayretinde. Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu konuda önemli bir gelişme sağlayabileceklerine inancı da yüksek. Hatta 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’nin de belirlenmesine katkı sağlayacağı adayın seçileceği konusunda iddialı. Başta da belirttiğim gibi Kılıçdaroğlu, partiye yeni bir kimlik ve siyaset kazandırma konusunda iddialı. Karizmatik liderlik yerine, kendisi ve kurmayları halkın içinde olan, ekip hareketini öne çıkaran bir genel başkanlık yapmakta kararlı. Özetle, CHP’de yeni bir dönem başlıyor.