Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ŞAM'da dün 60'a yakın insanın hayatını alan bombaları kim patlattı?

        Bombanın sahibi muhalifler mi, yoksa iddia edildiği gibi Şam yönetiminin masumiyet oyununun bir perdesi mi?

        Sorular uzatılabilir; ancak bir gerçek var ki Şam veya çevresinde patlayan her bomba, bölgedeki hükümetlerin iç piyasalarına sürdükleri paraları da patlatıyor...

        Çünkü petrol zengini ülkeler, Arap Baharı'nın kendilerine ulaşmaması için, halklarına "Refah mı, demokrasi mi?" tercihini sunuyor.

        Bunun için de içeriye para basıp tüketimi körüklüyor.

        Dolaylı yoldan bazı ülkelerin kasalarını dolduruyor.

        4 TRİLYON DOLAR

        Özetle Arap Baharı ekonomi-politiğini doğurmuş bulunuyor.

        Bunu, bölgeyi iyi takip eden Doç. Dr. Mehmet Akif Okur'un konu üzerine yaptığı çalışmada da görmek olası.

        Doç. Okur'un makalesini de görev aldığı düşünce kuruluşu Ankara Strateji'nin sayfasında okudum.

        Makalesinde, Türkiye'de son dönemde her bir yerden fışkıran komplo teorilerinin takıntı haline gelmeye başladığına dikkat çekip şu soruyu yönelterek söze başlıyor:

        "Bölgedeki değişimin kime kazandırdığını bilmeden, ayakları yere basan yorumlar yapmak mümkün olabilir mi?"

        Sonra üretici ülkelerin, petrol fiyatındaki yükselişle birlikte kazançlarına dikkat çekiyor.

        Son iki yılda 4 trilyon dolar kazandıklarını anımsatıyor.

        Sadece bu yıl elde edecekleri kazancın 1.17 trilyon dolar olduğunu belirtip örnekliyor:

        "Çin'in 2000'den sonraki uluslararası ticaret faaliyetinden elde ettiği 2 trilyon dolar. Yani petrolün kazandırdığının yarısı..."

        PETRODOLAR

        Uluslararası Enerji Ajansı'nın verilerinden yola çıkarak ilginç tespitler yapıyor.

        Aktardığına göre, geçen yıl ABD'nin petrole ödediği paranın sadece % 34'ü ihracat aracılığıyla geri dönmüş.

        Bu oran Çin için % 64, AB ülkeleri için ise % 80'i bulmuş.

        Son iki yılda petrol üreten ülkelerdeki yatırım oranlarına bakıldığında ABD ilk üçte yer almamaya başlamış.

        Brezilya, Avusturya ve İspanya yukarı fırlamış.

        Doç. Dr. Okur, Arap Baharı'nın başladığı tarihten bugüne olan gelişmeleri de Bank of America ve Merrill Lynch'in raporlarından aktarıyor.

        Buna göre Körfez ülkeleri, Arap Baharı'nın daha etkisi yeni başladığı dönemde 157 milyar doları içeri harcamış.

        Sadece Suudi Arabistan hazinesinden geçen yıl çıkan miktar 220 milyar dolar olmuş.

        Kral Abdullah, mart ayında da 70.9 milyar dolarlık ek bir kaynak daha sürmüş.

        Bu da maaşlara yüksek zam, ev, hastane, sosyal tesislere aktarılmış.

        Bölgedeki hükümet harcamaları bir yılda 488.6 milyar dolara ulaşmış.

        SÜRDÜRÜLEMEZ

        Peki, 2003'te varilini sadece 30 dolara satıp tüm ihtiyaçlarını karşılayabilen Suudi Arabistan, bugünkü harcamalarını aynı oranla sürdürebilir mi?

        İddiasına göre sürdürülebilmesi için petrolün varilinin 80-100 dolar seviyesinden aşağı inmemesi gerekiyor.

        Bu aşamada Rusya'ya dönük de veriler sıralıyor; Putin'in seçimde sıraladığı vaatlerini yerine getirmesi için de Rusya'nın petrolü 150 dolardan aşağı satmaması gerektiğini vurguluyor.

        Görüldüğü gibi bir yerlerdeki patlamalar, bir başka yerdeki kasaları patlatıyor.

        Diğer Yazılar