Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SPORUN zirvesi bakanından genel müdürüne yenilendi. Yeni dönemde bakanlık görevini üstlenen Suat Kılıç, gençlik ve spor işlerini birbirinden ayırarak ciddi bir adım attı. Artık sporda, performansa dayalı ulusal ve uluslararası başarıların kovalanması hedefine salt profesyonel kadrolarla kilitlenmek daha kolay olabilir. Bu noktaya ulaşmak için idari olsun, organizasyonel olsun sporun tüm alanlarında boy göstermek, oralara nüfuz etmek şart. Tabii bunun da gereği sporcu kadar becerikli ve donanımlı spor yöneticisini bulup -veya yetiştirip- koltuğa oturtmaktan geçiyor. Yeni oluşan Gençlik Genel Müdürlüğü de sporu içine alacak ancak sosyal, eğitsel ve kültürel faaliyetleri de kapsayan alanlarda Türkiye gençliğine hizmet vermek için çalışacak. Yani profesyonel sporla, herkes için spor artık birbirinden ayrılacak. Spor ile gençliğin aynı bakanlık altında iki ayrı genel müdürlük olarak yapılanması, hem yıllarca sporun altında ezilen gençlik faaliyetleri için bir fırsat yaratır, hem de sadece işine odaklanacak spor teşkilatının elini rahatlatır. Hükümetin gençlik politikası da farklı, yeni başlıklar altında genişleyerek yürür. Bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından hedef gösterilen 2012 Londra Olimpiyatı’na bir yıldan az bir zaman kala Türkiye’deki spor teşkilatlanmasında gerçekleşen bu köklü değişim, elbette belirli riskleri de beraberinde getiriyor. Bakanlık, bakan yardımcıları ve müsteşarların federasyonlarla ilişkileri, kendi aralarındaki uyum ve koordinasyon şimdilik büyük bir soru işareti olarak önümüzde duruyor. Burada unutulmaması gereken unsur şu; Sporun anayasaya kadar giren kendine has yapısı ve işleyişinde çarkları hızlandıracak değişimler ancak sporu bilen, sporun içinde gelen ve tabii ki sporun paydaşı iktisadi, idari alanlarda kendisini yetiştirmiş bireylerin ortak iradesiyle mümkün olabilir. Bunu yaparken de karşılıklı güven ve idarecilere kendi görev alanlarında insiyatif kullanma şansı tanınmalı. Yoksa sporda hızla artan bürokrat ve bürokrasiyle memur zihniyetine saplanmak, atağa kalkmak için artık her türlü altyapıya kavuşan Türk sporuna pranga vurmak olacaktır.

        Diğer Yazılar