HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

[javascript protected email address]

Lozan

25 Temmuz 2011 Pazartesi, 09:42:20Güncelleme: 11:24:16

DÜN, Lozan Anlaşması'nın imzalanmasının 88. yıldönümüydü...
Eski senelerde Lozan'ın her yıldönümünde o zamanın siyah-beyaz TV'sinde saatler süren programlar yapılır; üniversitelerde, kurumlarda yahut derneklerde toplantılar düzenlenir ve bol bol konuşulurdu.
Sonraları bu âdetten vazgeçildi, sadece 80. yıldönümünde büyük törenler yapıldı ve anlaşmanın sonraki her yıldönümünde birkaç protokol mesajının yayınlanmasıyla yetinildi, o kadar...
Bence, işin doğrusu da bu idi... Hukukî varlığı Lozan anlaşması ile belirlenmiş Türkiye Cumhuriyeti ayakta dururken ve Lozan 1920'lerden buyana değişmeden kalabilmiş birkaç anlaşmadan biri olma özelliğini hâlâ korurken, yani Lozan'daki Türk delegasyonu son derece sağlam bir iş yapıp ortaya koymuşken her sene çıkıp da "Bakın, biz ne güzel bir anlaşma yapmışız" diye bangır bangır bağırmanın zaten âlemi yoktu. Hatırlatma babında yayınlanacak mesajlar kâfi idi...

SAÇMALIKLAR RESMİGEÇİDİ
Ama, son senelerde ortaya çıkan ve "Lozan öyle başarı falan değildir" diyenlerin yahut Lozan'ın gizli maddelerinin bulunduğuna inananların sayısının gittikçe artmaya başladığının acaba farkında mısınız?
TV'de Tarihin Arka Odası'nı yaptığımız sırada bundan bir ay öncesine kadar her programda en az 100-150 adet mail gelir, mailler "Lozan da bir şey mi?" diye başlar, "Türkiye'nin mâlûm gizli maddelerle yönetilmesine ne zaman son verileceğini" sorar yahut "Amerika, Lozan'ı neden hâlâ kabul etmiyor?" derlerdi.
Lozan'ın yenilgi olduğu iddiası, çalakalem hazırlanmış ve kitap bile denemeyecek bir varakpâreye dayanır. 1960'ların sonundan itibaren bugünlere uzanan bu sayıklamaya göre, Lozan'daki Türk delegasyonu ve tabii en başta İsmet Paşa hakkımızı koruyamamış, hem 12 Ada'yı, hem Musul'u, hem de daha pekçok yeri İngilizler'e peşkeş çekmiştir. Lozan, bu yüzden zafer falan değil, koskoca bir yenilgidir!
Böyle saçmalıkları ortaya atanların tek bir maksadı vardır: Cumhuriyet'in kurucu kadrosunu suçlamak, aşağılamak ve töhmet altında bırakmak! Kasıtlı şekilde ortaya atılan bu iddialar sansasyonel oldukları için zamanla bir hayli taraftar bulmuştur ve hâlâ da bulmaktadır.

DOKTORUN PALAVRALARI
Zırvalara inananlara göre, Lozan'da daha büyük kayıplara uğramamızı engelleyen kişi, mükemmel bir tarihçi ve iyi bir Türkolog ama çok kötü politikacı olan ikinci delege Dr. Rıza Nur'dur. Rıza Nur'un hatıralarında sık sık rastlanan mesnedsiz iddialar arasında "Fransız delegeye haykırdım, Venizelos'a bir kafa attım, Lord Curzon'un suratını dağıttım, İtalyan o sırada zaten altına yapmakla meşguldü, İsmet ise çoktan kaçmıştı" gibisinden hayâlî ifadelere bol bol rastlanır ve okuyanlar bu ifadeleri gerçek zannederler.
Ama, Lozan görüşmeleri sırasında resmî veya gayrıresmî her çeşit temasın ve neredeyse delegelerin otelin kapısında karşılaştıkları zaman birbirlerine "Merhaba" demelerinin bile kaydedildiği pek bilinmediği için bu iddiaları zabıtlar ile karşılaştırmak gerektiğini kimse düşünmez. Üstelik, zabıtlara müracaat edildiği takdirde bu gibi iddiaların tamamının hayâlî ve hasta kafaların eseri olduğu daha ilk bakışta anlaşılacaktır.
Hiç uzatmadan söyleyeyim: Lozan'da mümkün olan herşey yapılmıştı, savaştan galip ama son derece yorgun çıkmış olan Türkiye, alabileceği herşeyi almıştı! Anlaşmanın gizli maddeleri yoktu... Musul petrolleri konusunda Türk delegasyonun zaten başka birşey yapamazdı, zira Ortadoğu'nun petrol alanlarına hâkim olma arzusu dünya savaşının başta gelen sebeplerindendi ve Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkan da Batı'nın bu hırsı idi. Amerika'nın Lozan Anlaşması'nı onaylaması ise sözkonusu edilemezdi, zira Amerika anlaşmanın taraflarından değildi!
Bu memleketin tarihine, kültürüne ve varoluşuna muhalefet eden bazı sağcılarımız ile Lozan'ı ideolojik metâ haline getirmeye çalışan sâbık solcularımız oturup biraz okusalar ve birşeyler öğrenseler, eminim herşey çok daha başka olur!

Diğer Yazıları

On liralık büyük yardım

  • Yayın Tarihi: 21/11/14 01:12
  • [javascript protected email address]
ÖNCEKİ günkü gazetelerde, Ermenek'teki kazada can veren sekiz madencinin cenaze töreninde çekilmiş bir fotoğraf vardı: Fotoğrafta cenazesi kaldırılan madenci Tezcan Gökçe'nin babası Recep Gökçe'nin lâstik ayakkabıları görülüyordu ve 75 yaşındaki...
Devamını Oku

Atanmayan öğretmenler ve Türkçe

  • Yayın Tarihi: 19/11/14 06:38
  • [javascript protected email address]
BAZI meslekî birliklerin üyeleri, siyasî yahut ideolojik grupların mensupları, sivil toplum örgütlerinin veya platformların militanları gazetelere sık sık toplu e-mailler gönderirler. Bu maillerde metin aynıdır, yani bir kişi tarafından kaleme alınmış,...
Devamını Oku

Gündemdeki tablo soygununu tam 18 sene önce yazmıştım!

  • Yayın Tarihi: 17/11/14 06:42
  • [javascript protected email address]
BUGÜN bu köşede bir gazete kupürü görüyorsunuz: Hürriyet'te 1996'da ve tesadüfe bakın o senenin 17 Kasım'ında, yani tam 18 yıl önce bugün yazdığım bir yazının kupürünü... Yazı, Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nün zimmetinde bulunan ve 97...
Devamını Oku

Saraylar bize hep dert olmuştur, eskiden saray hazinelerini bile satmak istemiştik

  • Yayın Tarihi: 16/11/14 02:49
  • [javascript protected email address]
Ankara'da yeni inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayı, gündemin ilk sırasını işgal ediyor. Saray konusu bizde hep tartışma konusu olmuş, hattâ 1927'de Topkapı'nın hazinelerini satışa çıkartmış, Yıldız'ı da kumarhane yapmıştık. Günlerden buyana, yeni inşa...
Devamını Oku

Hoşgörü mü, umursamazlık mı, yoksa bilgisizlik mi?

  • Yayın Tarihi: 14/11/14 01:30
  • [javascript protected email address]
BEŞİKTAŞ'taki Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde bugün ve yarın bir sempozyum var: "Yüzüncü Yılında Birinci Dünya Savaşı Sempozyumu". Toplantıyı CHP düzenliyor, açılış konuşmasını partinin genel başkanı Kemal Kılıçdaoğlu yapacak, iki gün boyunca tebliğler...
Devamını Oku
Tüm Yazıları