• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

[javascript protected email address]

Filmlerde 'kurgu' uyarısı yapmak bizde ayıp mı?

22 Şubat 2012 Çarşamba, 09:25:41

AYLARDAN buyana her haftanın rutin konusu "Muhteşem Yüzyıl" üzerine konuşmak ve "şurası yanlış, burası hatalı, falanca yeri uydurulmuş" gibisinden sözlerle eleştirmek idi; şimdi de "Fetih 1453" tartışmasıdır başladı...
Topçu ustası bilmemkim aslında falanca yerden değil de başka bir memleketten gelmişmiş de, Fatih'in hocası filânca kişi fetih konusunda devreye çok önceden girmeliymiş de, hükümdar İstanbul'u aldıktan sonra Bizans halkıyla konuşmamış, doğruca Ayasofya'ya gidip şükür namazı kılmışmış da, padişahlar zaten imamlık etmezlermiş de, vesaire, vesaire...
Bütün bu tenkidlerin yahut bir türlü karşılanamayan beklentilerin tek bir sebebi var: Seyircinin dizileri ve filmleri belgesel olarak görmesi, izlediği her sahnenin olayların gerçeğini aksettireceğini ve dolayısı ile birşeyler öğreneceğini zannetmesi, üstelik sadece seyircinin değil, yapımlar hakkında kalem oynatıp yorum yapanların da aynı hataya düşmeleri...
Belgeseller birşeyler öğretmek, bu şekildeki diziler ve filmler de seyirciye sadece hoş vakit geçirtmek ve para kazanmak için yapılırlar. İşin temelinde kişiler ve olaylar vardır, bunların üzerine kurgu üstüne kurgu yapılır, hadiseler o ânın gerektirdiği şekillere büründürülür yani başka türlü nakledilebilir. Böylelikle de tarihî hakikatler bilinenin ve beklenenin dışında şekil alırlar. Olayların temelinde değişiklik yoktur, meselelerin aslı gene aynıdır ve fark sadece yorumda, yani kurgudadır.

AMİRAL DRAKE ÖRNEĞİ
Muhteşem Yüzyıl'a ilhamı verdiği apaçık belli olan İngilizler'in meşhur "Tudors" dizisinden bir örnek vereyim:
Dizide sık sık görünen Francis Drake adında bir amiral var. İngiliz tarihinin çok önemli askerlerinden olan amiral, filmde Kral Sekizinci Henry ile biraraya geliyor, devletin ve hattâ kralın özel hayatının en gizli ve en şahsî ayrıntılarını tartışıp yapılacaklar konusunda beraberce karar veriyorlar. Drake gidip kendisine emredilenleri yaptıktan sonra dönüyor, Henry ile yine kafa kafaya verip başka işlere girişiyor.
Francis Drake meselesinin bir de aslına bakalım:
Tudors dizisinde Sekizinci Henry ile bol bol birarada görünen Drake 1540'ta doğmuştur; Henry'nin ölümü ise 1547'dir, yani Henry göçüp gittiğinde Drake henüz yedi yaşındadır! Amiral'in askerlik, özellikle de bahriye ve keşifler tarihine geçen başarıları seneler sonra, yani iktidarı Henry'nin büyük kızı Kanlı Mary'nin ardından alan Birinci Elizabeth'in hükümranlık yıllarındadır.
Tudors'un yapımcıları hemen her İngiliz'in bildiği bu tarihî gerçeği dizide gözardı ederek Amiral Drake'i bir nesil geriye, Kral Henry'nin zamanına çekmiş olmalarına rağmen seyirciden hiçbir tepki görmemişlerdir. Bunda İngiliz seyircinin dizi ile belgesel arasındaki farkı zaten gayet iyi bilmesinin yanısıra; Tudors'un her bölümünde, ekranda "Bu dizideki olaylar senaryo gereği kurgulanmışlardır" şeklinde bir açıklamanın mutlaka yeralmasıdır.

UYARI OLMAYINCA...
Amerika'da yahut Avrupa'da çekilen hemen her filmde mutlaka yapılan bu iş, bizde bir türlü yapılmıyor. İstanbul'un fethini konu alan bir film mi çekeceksiniz?
Tanıtımlarda işin tâââ en başından itibaren "Sinema tarihimizin en pahalı yapımında Fatih'in İstanbul'a girişi canlandırılıyor" yahut "Fethin ayrıntıları bu filmde" gibisinden ifadeler kullanılıyor. Muhteşem Yüzyıl'da da ekranda "Bu dizide gördükleriniz gerçek olaylardan esinlenmiştir" gibisinden bir yazı geliyor, yani bir yapımcı çıkıp "Şimdi izleyeceğiniz sahneler gerçek olaylardan hareket ederek kurgulanmıştır, ayrıntılar senaryo gereği değiştirilmiştir, kurguların gerçekle ilgisi yoktur" sözünü etmiyor! İş böyle olunca da belgesel ile filmin farkını bilmeyen seyirci "Fatih Ayasofya'da neden namaz kılmadı?", "Hocası filânca Molla nerede?" veya "Kanunî hareme hakikaten böyle demir atmış mı idi?" diye sorup duruyor.
Haydi, seyirciler bu teknik farkı bilmiyorlar yahut bilmeleri kasten istenmiyor diyelim... Bu farktan eli kalem tutan köşe sahipleri de mi bîhaber?

Diğer Yazıları

Siz sadece pop yapın hanımefendi!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 09:39
  • [javascript protected email address]
POP müzik dünyasında son senelerde yeni bir moda çıktı: İşin tâââ başından buyana bu müzikle meşgul olan sanatçılar şimdi ardarda alaturka albüm çıkartıyor ama tavır ile üslûp bilmedikleri için alaturka müziğin canına okuyorlar!Bu albümleri yapanların...
Devamını Oku

Yeni kahraman yaratma heveslileri

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:28
  • [javascript protected email address]
19 Mayıs'a bu sene bir haller oldu...Resmî kutlamaların yapılıp yapılmaması, stadyumlarda öğrencilerin katıldığı gösterilerin bundan böyle de düzenlenip düzenlenmemesi yahut Anıtkabir'e çıkılıp çıkılmaması meselelerinin yanısıra, 19 Mayıs 1919...
Devamını Oku

Osmanlıca hocalarına KPDS şartı

  • Yayın Tarihi: 21/05/12 09:31
  • [javascript protected email address]
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, Osmanlıca'nın okullara seçmeli ders olarak konması gerektiğini söyledi. Şimdi, bu dersi liselerin tarih mi yoksa edebiyat öğretmenlerinin mi verecekleri tartışılıyor.Mesele ise, bu dersi verebilecek bilgiye sahip hocaların...
Devamını Oku

Çek kadın politikacıyı astıran kadın savcı davadan 58 yıl sonra, 88’inde hapse girdi

  • Yayın Tarihi: 20/05/12 12:59
  • [javascript protected email address]
28 Şubat'ın ardından 27 Mayıs darbesinin de yargılanması talepleri ve zamanaşımı tartışmaları, bana bundan dört sene önce Çek Cumhuriyeti'ndeki bir yargılamayı hatırlattı: Çekler'in, ülkenin demokrat liderlerinden olan kadın politikacı Milada Horakova'yı...
Devamını Oku

18 Mayıs 1944

  • Yayın Tarihi: 18/05/12 09:33
  • [javascript protected email address]
TÜRKİYE, birkaç seneden buyana, 1910'lardan 1950'lerin sonuna kadar yaşanan bazı tatsızlıklarla yüzleşme merakında..."Tatsızlık" derken Anadolu'da meydana gelen toplu göçlerin, azınlıkların ve harekâtlarda can veren sivil vatandaşlarımızın kaderinin...
Devamını Oku
Tüm Yazıları