HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 11:00'den itibaren güncellenmektedir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

[javascript protected email address]

Lozan'ın gizli maddeleri ve diğer palavralar

05 Mart 2012 Pazartesi, 09:36:00Güncelleme: 13:41:30

AHMET Turan Alkan'ın, Zaman'da dün "Efsaneler zombi gibidir, kolay öldürülemezler" başlıklı güzel bir yazısı vardı.
Alkan, internette dolaşan, şimdiye kadar yüzbinlerce kişinin tıkladığı ve tıklayanın maalesef inandığı bir palavranın nereden çıktığını araştırmış ve yazmıştı: Mimar Sinan'ın Şehzade Camii'ndeki kemerlerden birinin altına sonraki nesiller için yapı tekniğini anlattığı bir kâğıt yerleştirdiği, bir şişe içerisinde bulunan kâğıdın 1990'lardaki bir restorasyon sırasında ortaya çıktığı ve restorasyonun Sinan'ın asırlar sonra elde edilen bu yazılı dersi sayesinde yapılabildiği palavrasını...
Turan Bey iddiayı merak edip araştırmış, nereden ve kimden kaynaklandığını bulmuş, neticede ortaya ibret alınacak bir tevatür, bir yalan yığını çıkmıştı...
Uydurulmuş oldukları daha ilk okuyuşta anlaşılacak derecede saçma görünen böylesine iddialar internette öylesine bol ve bunları gerçek zannedip inananlar da o kadar fazla ki...

PETROLÜMÜZ NEDEN YOK?
Birkaçını hatırlatayım: Lozan Anlaşması meğerse bildiğimiz gibi değilmiş, dünya kadar gizli maddesi varmış! Bu maddelerden biri, Türkiye'nin yeraltı kaynakları ile alâkalı imiş, Lozan görüşmelerini yürüten İsmet Paşa'nın başkanlığındaki Türk heyeti anlaşmanın imzalanmasının üzerinden 100 sene geçmeden yeraltı kaynaklarını çıkartmayacağımızı peşinen kabul etmişler! Türkiye'nin kendi petrolüne sahip olamamasının tek sebebi işte bu gizli maddeler imiş ve bütün kaynaklarımıza 2023'ten itibaren sahip olabilecek imişiz!
Ortaya bu şekilde palavralar atılır da işin içine Atatürk de katılmadan hiç olur mu?
Arama motorlarından birine "Atatürk" ve "kutsal topraklar" yazın, bir profesörün bundan birkaç sene önce delilsiz ve kaynaksız şekilde ileri sürdüğü kendinden menkul bir saçmalıkla karşılaşıyorsunuz: Suudiler'in 1930'larda Hazreti Muhammed'in türbesini yıkmaya kalkışmalarının haber alınması üzerine, Atatürk, Suudi Kralı'na bir mektup gönderip "Böyle bir işe kalkışacak olursan ordularımı oraya gönderirim haaa!" demiş ve yıkım bu sayede engellenebilmiş!
Belge var mı, yok! Belgeyi bir tarafa bırakın, o devrin kaynaklarında bu konuda en ufak bir ima dahi yeralıyor mu, hayır! Kaynak? İddiayı ortaya atan profesörün "Vakti zamanında arşivde böyle bir kayda rastlamıştım" şeklindeki ifadesi...
Binlerce sitede yeralan ve tesadüfen okuyanın bile kafasının karışıp yanlış bilgilenmesinden başka bir işe yaramayan bu saçmalık hakkında şimdiye kadar tek bir kişinin de ortaya çıkıp "Yahu, hayatınızda bir defa olsun haritaya bakmadınız mı? Ankara nire, Medine nire? Haydi, mektubunun hakikaten yazıldığını, yani doğru olduğunu farzedelim; Medine'ye gidecek olan Türk birliklerine o senelerde Suriye'yi elinde tutan Fransızlar ile daha aşağılardaki İngilizler 'Buyrun, geçin!' mi diyeceklerdi? Atatürk sizler gibi harita ve jeopolitik cahili miydi?" sorusunu sormuyor...

YALAN ÜSTÜNE YALAN
Böylesine iddiaları ortaya atan ve inanan kafalara göre, Atatürk zaten öyle eceliyle falan ölmemiş, öldürülmüşmüş! Tedavisini yapan doktorların bazıları aslında Türkiye'nin gücünün artmasından endişe duyan siyonistlerden talimat alıyorlarmış ve talimatlar gereği Atatürk'ü yavaş yavaş zehirlemişler! Fatih Sultan Mehmed'in başına gelen iş Atatürk'ün de başına gelmiş, yani doktorları tarafından yavaş yavaş katledilmiş!
Mimar Sinan'ın umutsuz aşklarından tutun Kanunî'nin tabuttan çıkan eline, hiçbir padişahın annesinin Müslüman olmadığından 16. asır Fransası'nda dansı yasaklattığımız palavralarına uzanan bu sanal âlem yalanları öylesine bol ki...
Her tatlı yalan gibi hoşa gidiyor, ruhu okşuyor, okuyan inanıyor ve yayıldıkça yayılıyorlar.
Bu arada gerçek bilgiye ne mi oluyor? Ne olduğunu, bundan asırlarca önce Hâfız-ı Şirâzî söylemiş; "Hani, nerede, var mı?" demiş!

Diğer Yazıları

İşte, Türkiye’nin kuruluş belgesi olan Misak-ı Millî’nin orijinali

  • Yayın Tarihi: 23/04/14 11:11
  • [javascript protected email address]
T ÜRKİYE'de neredeyse bütün tarihî tartışmalarda ve ilkokullardan başlayarak üniversitelerdeki inkılâp tarihi derslerine kadar eğitimin hemen her seviyesinde hep bir belgeden bahsedilir; çağdaş Türkiye'nin kuruluş senedi olduğu, İstiklâl Savaşı'nın bu...
Devamını Oku

Bandrol ve veraset derdi

  • Yayın Tarihi: 21/04/14 09:47
  • [javascript protected email address]
KÜLTÜR Bakanlığı bundan seneler önce, İstemihan Talay'ın zamanında bandrol uygulaması başlatmıştı ve uygulama hâlen devam ediyor...Yayınevi sahibisiniz ve yeni bir kitap mı çıkartacaksınız? Bakanlığa başvuruyor, çıkartmak istediğiniz eserin yayın...
Devamını Oku

Kadıköy’de çocuk vuran serhoş İngiliz’i gazete çıkartma izni ile ödüllendirmiştik

  • Yayın Tarihi: 20/04/14 11:15
  • [javascript protected email address]
TÜRKİYE'de son haftalarda ardarda bir hayli çocuk can verdi. Kimisi evinden kaçıp havuzda boğuldu, kimisi hayatını bir sapığın elinde noktaladı, kimisi de dikkatsizlik ve tedbirsizlik yüzünden bir kuyunun yahut kamyonun kurbanı oldu... Bir acı haber de,...
Devamını Oku

Atlı merasim birliği ve sonrası

  • Yayın Tarihi: 18/04/14 10:04
  • [javascript protected email address]
ÇANKAYA Köşkü'ne gelecek olan yabancı devlet adamlarını bundan böyle muhafız alayının atlı askerleri karşılayacak...Geçen gün yapılan ilk uygulamada acemilikler ve şanssızlıklar birarada yaşandı ve atlı birliğin görüntüsü gazetelerde de bir hayli...
Devamını Oku

Aman okumayın ve bilmeden konuşun!

  • Yayın Tarihi: 16/04/14 09:35
  • [javascript protected email address]
KİŞİLERİ ilâhlaştırmak, hadiseleri ifrat yahut tefrit ölçülerinde yorumlamak ve bir tarafa "ak" diyor isek diğer tarafa mutlaka "kara" demek millî hasletlerimizdendir.Bu tuhaf âdet günlük siyasetten yakın çevremiz ile ilişkilerimize, dış politikadan...
Devamını Oku
Tüm Yazıları