HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

[javascript protected email address]

Mevlânâ ve Russell Crowe'un şortu

27 Mayıs 2013 Pazartesi, 09:40:30Güncelleme: 13:38:05

"GLADYATÖR" filminin başrol oyuncusu Avustralyalı aktör Russell Crowe, birkaç günden buyana magazin basınımızın manşetlerinde...
Crowe önce Yunan Adaları'na gitmiş, oradan Çanakkale'ye geçmiş, ataları olan Anzaklar'ın 90 küsur sene önce bize karşı savaştıkları yerleri gezmiş, hayranlarına "1915'te olsa idik son bir saatte Türk toplarının seslerini duyardık" gibisinden içerisinde derin mânâlar barındıran bir tweet atmış, "Gelibolu Yarımadası'nda güneş batıyor... Ege'nin koyuluğu şarabı andırıyor" diye romantizm yapmış ve lütfetmiş, "Türk sahillerinin çok güzel olduğunu" söylemiş.
Crowe, Çanakkale'den İstanbul'a gelmiş; Kapalıçarşı'da kahve içip fal baktırmış ve geçen akşam da ayağında şort, üzerinde de atletimsi birşeyle bir Mevlevî âyinini seyretmeye götürülmüş...
Oyuncu "Öhööö!" dese günlerdir birinci sayfalarında yer veren, hapşırsa haber yapan, tıksırsa bile hemen "Türkiye'yi çok sevdi" diye yazıp çizen magazincilerimiz, dünden itibaren Crowe'a veryansın etmeye başladılar. "Atletle âyin seyretmeye geldi" dediler, "Böyle rezalet olur mu?" diye yakındılar ve en nihayet "saygısız" olduğuna hükmettiler...

ADAMIN NE SUÇU VAR?
Bu işte Crowe'un ne suçu olduğunu anlayamadım! Kabahat onda değil, onu o kılıkta âyine götürenlerde, yani "Sir, gideceğimiz yerde balemsi birşeyler seyredeceksin ama o gösterinin temelinde din, inanç, ibadet falan gibi şeyler vardır; dolayısı ile üzerine az biraz ciddî birşeyler giysen iyi olur" demeyi akıl edemeyen vurdumduymaz organizatörlerde!
Ama işin bir başka tarafı var ki, asıl mesele işte burada:
Mevlevî âyini, bir hamamda yapılıyor! Şaka maka değil, hakikaten bir hamamda; Sirkeci'deki beş asırlık Hocapaşa Hamamı'nda! Her âyinin başında mutlaka okunan, Hazreti Muhammed'e medhiye olan ve Itrî'nin bestelediğine inanılan "Nâ't-ı Şerîf"i kurna başında, sözleri Hazreti Mevlânâ'ya ait âyini de herhalde göbek taşında icra ediyorlar!
Âyinlerin sonunda okunan Kur'an'ın nerede, nasıl ve hangi şartlarda kıraat edildiği ise, tahmininize kalmış!
Mevlevî âyinleri artık bu mekânlara düşürüldüğüne, yani bir hamamda icra edilir hâle getirildiğine göre, Russell Crowe'un Hocapaşa'ya belinde peştemalla değil, şort ve atletle gelmiş olmasına şükredelim!
Dolayısı ile bu işin utancı ve ayıbı Crowe'a değil, onu oraya götüren organizatörlere ve yedi asırlık bir geleneği üç kuruş para kazanma hırsı ile hamamlara düşüren vurdumduymazlara ve sırtlarını sıvazlayıp onları teşvik edip bu izni verenlere aittir!

DÖNER SERMAYELERİMİZ!
Senelerden buyana yazıp söylüyorum: Artık kahvehanelerden halıcı dükkânlarına, köftecilerden ve restoranlardan en nihayet hamamların kurnabaşlarına kadar sürüklenip menfaat vasıtası hâline getirilen Mevlevî âyinleri öyle gösteri yahut dans cinsinden bir şov değil, bir çeşit ibadettir! İbadet meselesine Mevlevî âyinlerinin mahiyetine inanırsınız yahut inanmazsınız ama saygı göstermek ve bu işleri böyle ayağa düşürmemek en azından edebin gereğidir!
Mevlânâ'nın bütün eserlerini Türkçe'ye çevirip Mevlevîlik hakkında cildler dolusu eser vermiş olan eski âlimler, meğerse meselenin en önemli tarafını maalesef farketmemiş ve yazmamışlar: Mevlânâ'nın kerametlerini!..
Karşılarına bir İranlı çıktığında tek kelime edemeyip apışıp kalanlar hamamlarda, derneklerde ve turistik tekkelerde Mesnevî dersleri verip el-etek öptürüyor ve ortalıkta "efendi hazretleri" diye dolaşıyorlar. "Semazen" olduklarını iddia eden döner sermayeler geçimlerini Mevlâna'nın sırtından kazanıyor, akademik unvanlı bazı zevâtda vakti zamanında yazılmış eserleri makaslayıp "Mevlânâ'nın Sırları", "Mevlânâ ve Yemek", "Mevlânâ ve Uzaylılar" gibisinden varakpârelerin üzerine imzalarını atıp âlim sınıfına girdiklerine inanıyorlar.
Böylelerine bu kadar asır sonra hâlâ rant sağlayan Mevlânâ tabii ki keramet sahibidir ama unutmayalım: Gün olur, her keramet tersine döner ve geçmişte de bunun çoook örneği vardır!

Diğer Yazıları

Cumhurbaşkanı’nın Cezayir’de gittiği ‘Kasba’nın şiirlere girmiş hazin öyküsü

  • Yayın Tarihi: 23/11/14 03:26
  • [javascript protected email address]
Cezayir'de bulunan, bizim "Kasaba", Cezayirliler'in de "Kasba" dedikleri ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın geçen gün ziyaret ettiği Türk mahallesinin şiirlere kadar aksetmiş hüzün dolu öyküsü... Afrika gezisine çıkan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan,...
Devamını Oku

On liralık büyük yardım

  • Yayın Tarihi: 21/11/14 01:12
  • [javascript protected email address]
ÖNCEKİ günkü gazetelerde, Ermenek'teki kazada can veren sekiz madencinin cenaze töreninde çekilmiş bir fotoğraf vardı: Fotoğrafta cenazesi kaldırılan madenci Tezcan Gökçe'nin babası Recep Gökçe'nin lâstik ayakkabıları görülüyordu ve 75 yaşındaki...
Devamını Oku

Atanmayan öğretmenler ve Türkçe

  • Yayın Tarihi: 19/11/14 06:38
  • [javascript protected email address]
BAZI meslekî birliklerin üyeleri, siyasî yahut ideolojik grupların mensupları, sivil toplum örgütlerinin veya platformların militanları gazetelere sık sık toplu e-mailler gönderirler. Bu maillerde metin aynıdır, yani bir kişi tarafından kaleme alınmış,...
Devamını Oku

Gündemdeki tablo soygununu tam 18 sene önce yazmıştım!

  • Yayın Tarihi: 17/11/14 06:42
  • [javascript protected email address]
BUGÜN bu köşede bir gazete kupürü görüyorsunuz: Hürriyet'te 1996'da ve tesadüfe bakın o senenin 17 Kasım'ında, yani tam 18 yıl önce bugün yazdığım bir yazının kupürünü... Yazı, Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nün zimmetinde bulunan ve 97...
Devamını Oku

Saraylar bize hep dert olmuştur, eskiden saray hazinelerini bile satmak istemiştik

  • Yayın Tarihi: 16/11/14 02:49
  • [javascript protected email address]
Ankara'da yeni inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayı, gündemin ilk sırasını işgal ediyor. Saray konusu bizde hep tartışma konusu olmuş, hattâ 1927'de Topkapı'nın hazinelerini satışa çıkartmış, Yıldız'ı da kumarhane yapmıştık. Günlerden buyana, yeni inşa...
Devamını Oku
Tüm Yazıları