Anadolu Ajansı hesap sorma kurumu mudur?
NEREDEYSE çocukluğumdan buyana bu mesleğin içerisindeyim ama "hesap sorma" ve "intikam" kavramlarının "gazetecilik" zannedilmesine, üstelik bu kavramların habercilik çabasına dayandırılmasına ilk defa dün şahit oldum.
Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk'ün attığı tweetleri kastediyorum...
BBC'nin, CNN'in ve Reuters'in geçen salı gecesi Taksim'de yaşananları naklen yayınlamasına hiddetlenen Kemal Bey misilleme yapmak istemiş, Londra'daki G8 protestolarını canlı olarak vermeye hazırlanmış ama İngiliz polisi haberleşme sistemlerini kestiği için yayınlayamayınca çareyi tweet atmakta bulmuş. "Bir daha Londra'da 'Occupy London' protestosu olursa onu canlı olarak dünyaya duyurmak AA'nın boynunun borcudur artık" demiş.
Kemal Bey'in tweetinde dikkate alınması gereken iki nokta var: Anadolu Ajansı meğerse devletin resmî haber ajansı falan değil; şimdiye kadar görmediğimiz işitmediğimiz, seyretmediğimiz bir TV kanalı imiş! Üstelik, yayın amacının Türkiye ile ilgili haberleri dünyaya duyurmak ile bir alâkası falan yokmuş; maksat, yabancı TV'lerin aleyhimizde olduğuna inanılan haber yayınlarına misilleme yapmakmış!
GÖREV VE GÖREVDE ACZ!
Şehrin göbeğindeki bir meydanda yaşanan gaz bombalı, taşlı, sopalı ve coplu bu derece büyük bir olay, hele günlerden buyana devam ediyor ise, dünyanın neresinde olursa olsun haberdir! Uluslararası ajansların ve TV'lerin pek sık yaşanmayan böyle bir hadiseyi büyütmeleri ve canlı olarak vermeleri görevlerinin gereği, onların bu işi yapmalarının "intikamını" karşı görüntülerle almaya kalkışmak ama beceremeyince twittera sarılarak "Ahdim olsun!" gibisinden mesajlar göndermek ise görev aczidir. Hele, bir başkasının "Bir daha da buraya gelmem" ifadesine özenerek "Bir daha Londra'da bilmemne protestosu olursa..." diye cümleler kurmak ise bu aczin dibi!
İngiliz polisi Londra'daki gösteriler sırasında 3G sistemlerini devre dışı bırakıp haberleşmeyi önledi ise bu onların çok büyük ayıbıdır ve polisin göstericilere müdahalesi haberi ile aynı derecede önemli olan, mutlaka ve ısrarla verilmesi gereken diğer haber budur.
Ama devletimizin resmî ajansı ne yapıyor? Aslîgörevinin Türkiye'nin resmîgörüşünü dünyaya duyurmak olduğunu bir yana bırakıp uluslararası bir TV kanalı havasına giriyor, bu zannını üstelik "intikam", "rovanş" ve "karşılık verme" çizgisine getirip Londra'dan "hesap sorma" yayıncılığı yapmaya hevesleniyor. Hem de nereden? İnternet üzerinden! Servis etmek istediği görüntülerin sıradan seyirciye değil sadece abonelere gideceğini ama abonelerin aynı görüntüleri başka ajanslardan zaten aldıklarını her nedense unutuyor ve intikam yayınını beceremeyen genel müdür "Aha da ahdim olsun!..." yahut "Seni nasılsa bizim mahallede görürüm" gibisinden tweetler atıyor.
İSTİKBAL TWEETTE İMİŞ!
Hani arada bir Amerikalılar'a kızıp "Siz de Kızılderililer'i öldürmüştünüz" yahut Fransızlar'a hiddetlenip "Cezayir'de neler yaptığınızı bütün dünyaya hatırlatırız haaa!" gibisinden ucuz dış politikaya kalkışırız ya, işte onun gibi...
"İstanbul'un merkezinde olup biten hadiselerin görüntülerini siz vermezseniz gelir, elin yabancısı verir" diyeceğim ama Anadolu Ajansı salı gecesi yapılan canlı yayınların zaten muhatabı değil, muhatap bizim TV kanallarımız... Bu kanallarda önceki haftaki gibi yapmadılar, salı gecesi yaşananları saatler boyu canlı şekilde yayınladılar...
Faaliyetine bundan 93 sene önce Mustafa Kemal Paşa'nın "Anadolu Ajansı, Türkiye'nin sesini bütün dünyaya duyuracaktır" sözlerini şiar edinerek başlayan ajans meğerse slogan değiştirmiş ve yola "İstikbal twitterdadır" gibisinden bir motto ile devam ediyormuş da haberimiz yokmuş!