HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Nazenin Tokuşoğlu

Nazenin Tokuşoğlu

Kod Adı Venüs

23 Aralık 2012 Pazar, 11:44:16Güncelleme: 14:14:03

Kıbrıs'ta 1963 sonrası yaşanan korkunç olayları anlatan Kod Adı Venüs bu hafta Türkiye'de gösterime girdi. Filmi tüm kadroyla birlikte seyrettik. Bu arada başroldeki İngiliz Jolie'den gözlerimi alamadım...

Yönetmen Tamer Garip'in, iki önemli roldeki Jolie Myatt ile Serhat Harman'ın ve KKTC'nin ilk filmi. İtiraf etmeliyim, biraz amatör bir şey bekliyordum sinema koltuğuna oturduğumda. Ama yanıldım. Yakın Doğu Üniversitesi'nin milyonlarca belgesi arasında 9 sene bu film için araştırma yapılmış. Tüm Türk, Rum, İngiliz gizli belgeleri incelenmiş. Yönetmen Tamer Garip "Ne Türkler, ne de Rumlar tarihsel olarak bu filme itiraz edecek bir şey bulabilecek" diyor. Garip'e göre film sayesinde iki toplum birbirlerine yakınlaşacak, diğerleri de Kıbrıs insanının çektiği acıları hissedecek. Umarım öyle olur... Filmler artık tarihimizi geçmişimizi görmemizde çok önemli rol oynuyor. Kıbrıs'ta yaşananlar da bizim tarihimizdi. Kod adı Venüs sadece bunu için bile izlenmeyi hak ediyor.

ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK
Yasemin, annesi ve babasının çok gizli bir arkeolojik araştırma için İngiltere den Kıbrıs'a geldiği 1930 yılında doğar ve 1937'ye kadar orada yaşar. Ailesi aniden ortadan kaybolunca İngiltere'de yatılı okula gönderilir. Cambridge Üniversitesi'nde Charles'a aşık olur ama ilişkileri uzun sürmez. MI5'da (İngiliz İstihbaratı) gizli ajan olan Charles, Yasemin'e ailesini bulması için yardım edeceğine söz verir. Karşılığında da Yasemin'in EOKA'dan (Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamayı amaçlayan faşist Rum örgütü) bilgi getirmesini ister. Yasemin'in kod adı Venüs'tür. Yasemin 1956'da Kıbrıs'a döner. Görevi, EOKA'ya sızmaktır. Tecrübesiz olmasına rağmen EOKA'da aktif bir kişi olan Adamos'u kendine aşık etmeyi başarır. Örgütte önemli bir yer edinir. 1963'de adada çıkan iç savaş, dökülen kanlar ve gözyaşları Yasemin'in ruhunda dayanılmaz bir ıstırap oluşturur. Yasemin bu arada çocukluk arkadaşı Kemal'e aşık olur. 1974'te adadaki Yunan hayranı faşistler darbe yapar. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir..




Jolie Myatt: Umarım bu filmle kendimi kanıtlarım
İngiltere'de Woolsaw adlı küçük bir kasabada dünyaya geldi. Oyunculuk, istediği tek şeydi. Ufak tefek tiyatro oyunlarında rol aldı. Kader bu ya, şans kendisine bir Türk projesine seçilince güldü. Jolie gerçekten rolünün hakkını verdi. Ama ilk filmi olduğuna inanmak zor. Bu arada filmde çok zor bir rolü var. EOKA üyesi bir Rum'un tecavüzüne uğruyor. Bir Türkle aşk yaşıyor, aynı zamanda eski sevgilisi olan bir İngiliz ajanının ablukası altında...
Zor gelmedi mi bunca karmaşanın arasındaki kadını oynamak?
Evet çok zordu. Rol zaten zordu, bir yabancıyı oynuyorum, hayatı da çok karmaşık bir kadını oynamaya çalıştım. Umarım dünya çapında da kendimi kanıtlarım.
Çok güzelsin ama filmde daha da güzeldin. Rolün sana çok yakışmış. Tamer Garip'den teklif nasıl geldi?
Londra'da bir seçme vardı. Katıldım. Ertesi gün Tamer'den beni Venüs'te görmek istediği haberi geldi. Ben de inanamadım çünkü gerçekten çok hızlı gelişti.
Kıbrıs'ı sevdin mi?
Tanrım, Kıbrıs'a bayılıyorum. Mücevher gibi, başdöndürücü bir yer. Daha önce turist olarak ziyaret etmiştim. Fakat şimdi başka bir boyutunu görüyorum. Tamamen farklı. Çok anlamlı ve tarihi açıdan önem taşıyan bir öyküsü var Kıbrıs'ın.
İlk filmin olduğuna inanamıyorum. İngiliz yapımcılar seni görünce "Neler kaçırmışız" diyecek!
Öyle düşündüklerini görmek iyi olurdu.

Yönetmen Tamer Garip: Yunanistan'ın Kıbrıs'ı işgali Makarios'un mektubunda
Çok özel bir film çektiniz. İçinize sindi mi?

Kıbrıslı Türk olup bu trajedinin içinde doğup büyümüş olmak, 20 yıl savaşın içinde birebir bulunmak, insanlardan o kadar hikâyeler dinlemek bu filmi çekmeyi farz kıldı. İnşallah Kıbrıs'taki trajediyi, insanları sıkmadan anlatmışızdır.
Elinizde epey bir belge varmış...
Yakın Doğu Üniversitesi'ndeki belgeler gerçekten çok önemli. 30 senede bir ulaşılabiliyor. Yani 2000 yılında ancak 1970'de yazılan belgelere ulaşabiliyorsunuz. Bunlar her sene toplanıp dosyalanıyor. Aylarca bunları okudum. O kadar çok belge vardı ki, içlerinden seçmek zorundaydık. Ben 2 tanesini seçtim. Biri, Eoka lideri Grivas'ın yazdığı mektup diğeri de Makarios'un, adayı aslında 15 Temmuz'da Yunanistan'ın işgal ettiği yönündeki mektubu! Türkiye'de, dışarıda sorun, kaç kişi biliyor... Türkiye'nin işgal edilmiş bir adayı, işgal etme gibi bir durumu olamaz. Türk askerleri, Türk pilotları Kıbrıs'ı kurtarıyorlar.
Film 20 Temmuz sabahı 6'yı 3 geçe bitiyor...
Evet... Çekilecek 2'nci film 1974'e gidip gelen çok daha heyecanlı bir süreci; ama yine gerçekleri, tarihi, yapılan o kahramanlıkları göstermeyi hedefliyor.




Serhat Harman:
Barnabas İncili ve diğer konular arka planda
2001 yılında Best Model oldu. 2 yıl mankenlik yaptı, sonra başka bir sektörde 9 yıl çalıştı. Geçen yıl İstanbul'a gelmesine ramak kala, Kod Adı Venüs filminden teklif geldi.
Hakikaten eski yaralar deşildi ve ben sonlara doğru gözyaşlarımı tutamadım. Siz neler yaşadınız çekimler sırasında?
40 gün, 40 gece yönetmenimizin değişiyle, çok yoğun bir tempo içinde filmi tamamladık. Filmin içine girdikçe ben bile Kıbrıs Türkü olmama rağmen, tarihimizi bir başka açıdan daha detaylı öğrenme fırsatı buldum. Filmde gördüğünüz gibi, Barnabas İncili ve diğer konular arka planda gösterildi. Ben bile böyle bir performans beklemiyordum. Çok ümitliydim ama şu anda gerçekten çok gururluyum. Çok da heyecanlıyım. Umarım filmimiz ses getirir ve Türkiye'deki insanlar, Kıbrıs'ın tarihini uzaktan değil de daha yakından inceleme ve araştırma fırsatı elde ederler.
Türkiye'ye gelmeyi düşünüyor musunuz, biliyorsunuz dizilerimiz var.
28 Aralık'ta kesin olarak İstanbul'a yerleşiyorum. Çünkü oyunculuk kariyerime profesyonel olarak İstanbul'da devam edeceğim.
Bu da o zaman ilk duyurusu oldu bunun.
Evet, aynen öyle.
Görüştüğünüz bir proje var mı?
Bu film çıkmadan önce bir proje için görüşmüştüm. Daha böyle kara kaş, kara göz bir Doğu karakteri arıyorlardı, olmadı. Ama çok güzel bir bağlantı kurduk. Şu an artık İstanbul'a gelmem ve atacağım adımlar, ileride kariyerimde iyi bir yere gelmemde öncü olacak. Birlikte göreceğiz.




Cengiz Bozkurt: Erdal Bakkal Rum oldu

Türkiye'nin gelmiş geçmiş en sıra dışı projelerinden, kült dizi Leyla ile Mecnun'un "Erdal Bakkal"ı Cengiz Bozkurt, Nevşehir doğumlu. ODTÜ'de fizik okurken tiyatrocu olmaya karar verdi. İyi derecede ingilizce bilmesi nedeniyle, Londra'daki gurbetçi derneklerinde temsilcilik yaptı. İngilizcesi bu filmde de göze çarpıyor.
Nasıl yer aldınız bu projede?
Tamer Garip çok eski arkadaşım, İngiltere'den tanıdığım bir dostum. Yıllar öncesinden bunun sohbetlerini yapardık, ikimizin de Londra'da yaşadığı dönemde. "Bir gün film çekeceğim ve ilk filmimde sen oynayacaksın" derdi, oldu gerçekten.
Bir Türk olarak Rum'u oynadınız. O nasıl bir psikoloji yarattı sizde?
Tabii iki tarafı da anlamaya çalışıyorsun, nasıl insanlar bu duruma geliyor diye. Benim oynadığım karakter, Adamos, kötü işlere bulaşıyor. Kıbrıs'ın bağımsızlığı için İngilizler ile mücadeleye girişiyor ve arkasından namluyu Türklere çeviriyorlar. EOKA üyesi. Biliyorsunuz Kıbrıs'ta bir Enosis hikâyesi vardır, Yunanistan'a bağlama...
Osmanlı projeleri çok gündemde bu ara, bu da bizim tarihimiz, hem de yakın çok daha iyi bilmemiz gereken tarih.
Kesinlikle! Ve ilginç bir şey söyleyeceğim size, benim ismim bile aslında bir Kıbrıs meselesi üstünden geliyor. 1964'te bir ikaz uçuşu yapan pilotumuz düşürülmüştü Kıbrıs'ın üzerinde. Paraşütle atlayıp sağ kurtulmasına rağmen, daha sonra sorguda işkenceyle öldürülmüştü. O zaman Türkiye'de çok büyük etki yaratmıştı bu. Ben de 64 doğumluyum, annem rüyasında gördüğü için adım Mehmet olacaktı aslında, Cengiz'e çevirmişler. Cengiz Topel'in anısına. Caddelere, okullara verilmiştir adı Türkiye'de. Yani Kıbrıs'ın hikâyesi, tarihi, aynı zamanda bizim tarihimiz, hayatımızın bir parçası.

Diğer Yazıları

Bozok Gören: 'Hayallerimi burada yaşıyorum'

  • Yayın Tarihi: 12/07/14 10:10
  • [javascript protected email address]
Tanışmamız geçen sene birlikte katıldığımız Survivor yarışmasına dayanır. Karşı takımda olmasına rağmen şu an hayatta en sevdiğim dostlarımdan biri oldu Bozok Gören. Agresif değildir, üstüne üstlük gayet de komiktir Bozok. Yarışmadan sonra üzerine...
Devamını Oku

‘At çocuğu tanır’

  • Yayın Tarihi: 29/06/14 10:21
  • [javascript protected email address]
Daha ana kapıdan adımımı atar atmaz kelimelerle anlatamayacağım bir pozitif enerji doluyor içime. Evet; zamanında çok şampiyonluklar yaşamış, şimdi sakinlik içinde gününü gün eden bir atın bakıcısı olmak hâlâ emeklilik hayalim. Serdal Adalı'yla...
Devamını Oku

‘Yatırımın yanında oturuyor anne’

  • Yayın Tarihi: 29/06/14 10:56
  • [javascript protected email address]
Bazı çocuklar doğuştan şanslıdır. Hele ki anne ve babalarıyla aynı mesleği seçmişlerse... Ama o şansı yükseltmek ya da küçücük bir hatayla yerle bir etmek de onların elindedir. Yani sanatçı çocuğu olmak zordur. Derya Şensoy bu krizi aşmış görünüyor....
Devamını Oku

‘Onlar için dünyayı tersyüz ederim’

  • Yayın Tarihi: 22/06/14 10:12
  • [javascript protected email address]
Sinan Akçıl'la 400 çocuğun sünnet edildiği hayırlı bir günde buluştuk. Sonrasında manevi değerlerinden bestelerine, sevgilisi Ebru Şallı'ya ve annesine duyduğu aşktan bu akşamki büyük sürprize her şeyi konuştuk İçimdeki Sadettin Saran sevgisi ayrıdır....
Devamını Oku

‘3 valiz bıçakla dünyayı dolaştım’

  • Yayın Tarihi: 22/06/14 10:18
  • [javascript protected email address]
Yemek yapmaya 6 yaşında başlayan şef Gökhan Sorguç'la, New York'tan Türkiye'ye uzanan gastronomi macerasını ve en büyük hazinesi bıçaklarını konuştuk Şef Gökhan Sorguç, yurtdışında 13 yıl süren şeflik eğitimi ve iş hayatının ardından Türkiye'ye döndü....
Devamını Oku
Tüm Yazıları