Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İDRİS Naim Şahin'in Kürt ve terör meselesine getirdiği "otlu" analizler, dün hemen herkesin konuşup tepki verdiği bir gündem oluşturdu. Terörün silahlı militanlardan ibaret olmadığını ifade eden Şahin, ressamların, şairlerin de tuvaline ya da şiirine yansıtmak suretiyle teröre destek verdiğini, terörün arka bahçesi haline gelebildiklerini ifade ederek, terörle mücadelenin çeperini bir hayli genişletmiş oldu. "...Şimdi dağdaki ile kırsaldakiyle mücadeleniz daha kolay bana göre. Ama bu arka bahçede ayrık otu ile tereler birbirine karışıyor. Hepsi yeşil renkte görünüyor. Birbirine karışıyor, kimisi zehirli, kimisi faydalı. Hangisinin faydalı, hangisinin zehirli olduğunu ancak yiyince anlıyorsunuz" diyor.

        "...Ancak yiyince anlıyorsunuz" ifadesi, size de son derece ürkütücü görünmüyor mu? İçişleri Bakanı'mızın söylediğinin anlamı şu: "Arada kimi gerçekten masum, gerçekten demokrasi mücadelesi veren arkadaşlar olabilir, ama kimin dost kimin düşman olduğunu anlayabilmek için tadına bakmamız, önce iyice bir çiğnememiz gerekiyor."

        SANATA CERRAHİ MÜDAHALE

        Tamam genç militanlara dağıtılmak için hazırlanan kitapçık ve broşürlerde ev yapımı molotofkokteyli tarifleri varsa, yahut silahlı mücadeleyi onurlu bir iş gibi takdim edenler olduğunda, bunu yazanlara yazar, önerilerine de fikir muamelesi yapılmasın, anlıyoruz, ama İdris Naim Şahin'in bir ressamın tuvaline yansıttığı imgeleri ölçme işiyle nasıl baş etmeyi düşündüğünü hiç anlamadık.

        Bundan sonra terörle mücadele birimlerinde birer de sanat eleştirmeni mi bulunacak? Yoksa hangi fikrin zehirli ot, hangisinin faydalı otu temsil ettiğini ayırt etmek için "göstergebilim"den mi faydalanacaklar? Zararlı fikri temsil eden, zehirli otu temsil eden renk ya da motifin uygunluk ve yerindelik denetimini yapmak için? Çok pardon, Şahin, başka bir mesleğin adını açık açık zikretmiş zaten: Cerrahlık. " ...Sanata karşı değiliz ama işte bunları bir cerrah hassasiyetiyle ayırt etmek durumundayız."

        Belki ikisinin ortası, yeni Leni Riefenstahl'lar yaratmaya kadar gideriz.

        SİYASETE İHTİYAÇ KALMADI MI?

        Konuşmasının metni uzun uzun her yerde yayınlandı, tekrara gerek yok. PKK'yı tarif etmeye doyamayan, bir tarifinde de "Domuz etinden Zerdüştlüğe kadar, (...) çok özür dilerim eşcinselliğe kadar, her türlü namussuzluğun, ahlaksızlığın, gayri insani durumun olduğu bir ortam" diyen Şahin'in sözlerinden kabaca şu kadarını hepimiz çıkarabiliyoruz: İçişleri Bakanı, PKK ve kimi BDP'lilerden sadece "devlet düşmanlıklarından ötürü" hazzetmiyor değil. PKK'nın köklü dini-ahlaki değer ve yapılara karşı kendi seküler spiritüel/mistik seçkisinin, "aile" modeline uymayan yaşam tarzı elastikiyetinin de toplum için korkunç sonuçlar doğuracağını düşünüyor.

        Böyle düşünen sayısı az değil, düşünebilir de. Lakin, yönetmek gibi bir görevi olanın, düşüncelerini aktarırken nefret suçuna özdeş dil kullanması, en başta siyasetin gerekleriyle çatışıyor. Az çok siyaset bilen hiçbir yetkili, hele hele aynı zamanda her iki vatandaştan birinin oylarını almış bir partinin hükümetinin verdiği yetkileri kullanıyorsa, Kürt meselesinin çözümü ile demokrasilerde insanlara tanınan "dini emirlere uymama hakkı" arasında gereksiz paralellikler kurup kısa devreye neden olacak söylemlere imza atmaz.

        İdris Naim Şahin'in sözlerini okurken "Acaba siyasete ihtiyaç kalmadı mı?" diye düşünmekten kendimi alamadım. Dahası, Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in yeni Anayasa konusundaki serzenişine de bu şartlarda hiçbir mahal bulunmadığı kanaatine vardım. Hatırlanacağı gibi daha birkaç gün önce üniversitelere, STK'lara ve meslek örgütlerine çıkışıyor, sitem ediyordu Cemil Çiçek. "Herkes yeni bir Anayasa istedi, ama kimse katılım yapma niyetinde değil" diyordu.

        Ressamını, şairini, şarkıcısını ayırt edebilmek için önce yemesi gerektiğini beyan eden bir İçişleri Bakanı işbaşında iken, kim 80 Anayasası'ndakinden farklı maddeler içeren bir metin sunmaya cesaret edebilir ki?

        Beşir Atalay'ın yeni açılım paketini de endişe içinde bekliyorum. Bu şartlarda o dahi kendisini İdris Naim Şahin'in hedef tahtasında bulabilir.

        Diğer Yazılar