ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
13 Ocak 2012 Cuma, 10:22:08 Güncelleme:13:52:27

Blogger deyip gecme!

Hep diyorum “bloglar” yani internet günlükleri, çağımızın en aktif, en güncel ve çıkarsız yayınları. İnsanların fikirlerini paylaşma, aklından geçenleri söyleme şekilleri çok değişti. Eskiden “aman ne derler” diye düşünüp genelde fikirlerini söylemekten çekinenler teknolojilerin değişmesi ile birlikte kendilerini ifade edebilecekleri mecralar buldular. Biz gençlerden bahsetmiyorum (kendimi de genç yaptım) yaşı 60’larda olan blogger var izlediğim ve hem eğleniyorum hem mutlu oluyorum. Adobe Photoshop ile tasarımlar yapan, torunlarının fotoğraflarından video filmler kurgulayan bir babanın kızıyım ben. Hediye olarak benden bilgisayar donanımı isteyen, çözünürlük, işlemci, render nedir bilen ve yıllardır hayatının her anında kullanan bir babanın kızıyım yani...

Şimdi bloglar bu kadar aktifken ve bloggerlar bence biz medya dünyasında iş yapan, yöneten insanlardan daha pratik iş yapabiliyorken onlara destek olmak, sahip çıkmak gerekiyor. Evde çalışmanın ne demek olduğunu, azıcık paralara işler yapmanın ve birilerini bir bilgisayar başında mutlu edebilmenin ne demek olduğunu yaşayarak öğrenmiş biri olarak daimi halde işini yeni kuran, güzel şeyler yapmaya çalışan “içinde iyilik olan” kişilere ve işlere sahip çıkmak istiyorum. Sizleri ara ara onlarla tanıştırıyorum. Son birkaç aydır hep internet alışveriş siteleri kuran veya bebekler için satış işi yapan kişilerle tanıştırdım sizleri bir süre de bloggerlar ile tanıştırmak istiyorum. Çünkü ben onlardan biriydim, onları çok ama çok anlıyorum. Şu an çok sevdiğim işimi yapıyor olsam da bir blogum var ve yeşil domateslerimle yaptığım şeyleri orada keyifle okurlarımla paylaşıyorum...

İşte bu yüzden de blogger deyip geçmeyin istiyorum, blogger’lar toplamda en çok satan gazetelerden bile daha kuvvetli bir mecra... Slingo Mom İrem Erdilek karşınızda! İrem Erdilek gencecik bir blogcu. Aile ve Kadın kategorilerinde bu yılın Blog Ödüllerinde ödülleri topladı. Kendisini ekipçe tebrik ettik ve tabii ki sorularımızı sorduk. İşte İrem’den iyi bir blogger olmak için 15 ipucu;

* İçeriğin kaliteli, ilgi çekici olması ve mümkün olduğunca anlaşılır bir dille yazılması gerekiyor.
* Öncelikle blogunuzun ne hakkında olacağını iyi belirleyin. Tek bir konu etrafında mı yoğunlaşmak istiyorsunuz yoksa her aklınıza geleni paylaşacağınız kişisel bir blog haline mi getireceksiniz?
* Tasarım. Çok profesyonel olmak zorunda değilsiniz. Ücretsiz servislerde yüzlerce tema seçeneği var. Hem bloga uygun hem de okuyucuyu zorlamayan bir tema bulmaya gayret edin. Yazı tipi, arka plan görüntüsü gözü yormamalı.
* Kategorilendirmeyi akıllıca yapmalı. Çok genel veya çok detaya inmeden, blogun konusuna uygun yazılarınızı ayrıştıracağınız kategoriler bulun.
* Yazıların başlığına dikkat! En az içerik kadar önemlidir. Okuyucunun dikkatini çekmeli, yazının konusu hakkında da ipucu vermeli.
* Hakim olduğunuz dilde yazın. Blog yazmak için edebiyatçı olmanıza gerek yok ancak dil bilgisi ve yazım kurallarına uymadığınız takdirde okuyucu kaybedersiniz. Bağlaç olan de, da ve ki’yi ayrı yazmayı unutmayın.
* Yazım tarzınız olsun. Gün geçtikçe daha iyi yazmaya başlayacağınızı siz de fark edeceksiniz. Edebi bir dille yazmaya uğraşmak yerine vermek istediğiniz fikri doğru kelimelerle ve anlaşılır bir şekilde yazıya dökmek çok daha etkili ve kolay bir yöntemdir.
* Blog okuyucusu çabuk sıkılır. Çok uzun yazıların sonunu getirmekte zorlanabilir. Eğer birkaç ayrı yazı haline getiremiyorsanız sık sık paragraf yapmayı, yazı içinde görsel araçlardan yararlanmayı ihmal etmeyin. Grafik, çizim, fotoğraf... vs ne olursa.
* Okuyucuların yorum yapmasını sağlamaya çalışın. Yazının sonunda okur fikrini alın, ‘Siz ne düşünüyorsunuz?’ gibi cümleler kurun.
* Sık sık güncelleyin. Mümkünse haftada 2-3 kere, belki daha fazla. Ayda bir kere uğrayacağınız blogunuzu kimse takip etmez. Okuyucu devamlılık ister, düzen ister.
* Çalıntı veya kopyala-yapıştır içerikten uzak durun. Eğer bir basın bülteni ise paylaşacağınız mutlaka başına tanıtıcı bir yazı olduğunu belirtin.
* Paylaşın. ‘Ben kendim için yazıyorum, kimse okumasın’ demeyin. Herkes yazdıkları okunsun ister. Bu bir gerçek. Daha fazla okuyucuya ulaşmak için sosyal medya en önemli araç. Facebook, Twitter, Google+ gibi platformlardan yararlanın.
* Bırakılan yorumlara mümkün olduğunca cevap verin.
* Blogunuzu tanıtın. Bunun için sosyal medyayı kullanın, bir de sadık bir blog okuyucusu olun. Diğer blogları sık sık ziyaret edin. Hoşunuza giden yazılara yorum bırakın. Blog sahibi ve diğer okuyucularla diyaloğa girin. Bu fark edilmenizi sağlayacaktır.
* Samimi olun. Yazdıklarınızda samimiyet çok önemli, okuyucularınız sizin samimiyetinize inandıkları sürece yazılarınızı okurlar.

Okulların en lezzetlisi tatilde MSA’da açılıyor!
Geleceğin şeflerini yarıyıl tatilinde bambaşka bir okul bekliyor. Mutfak Sanatları Akademisi’nin, “Tatilin Okulu” programı 30 Ocak’ta başlıyor. Dönem boyunca kalem tutan, yazı yazıp, matematik yapan minik eller, MSA’daki Tatilin Okulu’nda bıçak tutmayı öğreniyor, mutfağı keşfediyor, yemek yapmanın büyülü dünyası ile tanışıyor. Tatilin Okulu’nda küçük gurmeler, önce mutfak terminolojisi, hijyen, güvenlik, sofra adabı ile tanışıyor, en sevdikleri yemekleri elleriyle hazırlıyor, küçük yaşta mutfağı tanımayı, sevmeyi ve kendine yetmeyi öğreniyorlar. Tatilin Okulu ebeveynlerle birlikte katılım alan 5-9 yaş ve miniklerin tek başına katılım sağladığı 10-14 yaş aralığındaki çocuklar için iki farklı programdan oluşuyor. Küçük gurmeler; dünya mutfaklarından çeşitli yemekleri pişirme fırsatı bulurken; mutfakta güvenlik, hijyen, mutfak ekipmanları, ülkelerin yeme alışkanlıkları, masa düzeni, tabak sunumu ve sofra adabı gibi pek çok bilgiyi lezzetli ve keyifli bir ortamda öğreniyorlar. Bilgi için: 0212 290 35 50’yi arayabilirsiniz.

Tatilin Okulu 1. Program
5-9 yaş arası 14 küçük şefin katılımıyla yapılabiliyor. Küçük gurmeler bir ebeveynleriyle katılabilirler. 1.Gün: Mutfakta güvenlik, mutfakta hijyen, mutfak ekipmanları, çedar peynirli makarna, fırında çıtır tavuk, çikolata kremalı, portakallı kurabiye 2.Gün: Deniz ürünleri, dünyadaki balık türleri ve yaşadıkları denizler, ton balıklı sandviç, fırında elma dilim baharatlı patates, çikolatalı milföy 3.Gün: Ülkelerin yeme alışkanlıkları, İtalyan mutfağı, mantarlı ve renkli sebzeli pizza, frambuaz soslu panna cotta, pembe limonata 4.Gün: Masa düzeni, tabak sunumu, sofra adabı, sosisli dalyan köfte, patates püresi, mozaik pasta 30 Ocak-2 Şubat 10.00-13.00

Tatilin Okulu 2. Program
10-14 yaş arası 28 küçük şefin katılımıyla yapılabiliyor. İstasyonlarda ikili gruplar halinde çalışılacaktır. 1.Gün: Mutfakta güvenlik, mutfakta hijyen, mutfak ekipmanları, çedar peynirli makarna, fırında çıtır tavuk, vanilyalı cup cake 2.Gün: Deniz ürünleri, balık türleri ve yaşadıkları denizler, somon köfteleri, fırında baharatlı elma dilim patates, çikolatalı dondurma 3.Gün: Ülkelerin yeme alışkanlıkları, İtalyan mutfağı, tavuklu ravioli, çikolata trüfleri, pembe limonata 4.Gün: Masa düzeni, tabak sunumu, sofra adabı, sezar salata, beef wellington, nanaimo bars 30 Ocak-2 Şubat 14.00-17.00

Efsanevi kahraman 3 boyutlu!
O, Avrupa halk masallarının en cingöz, iş bitirici ve insani kedilerinden, asalet ve güç sembolü olan sarı çizmeleri içerisinde aslında zenginlik ve ün peşinde koşan oldukça zeki bir canlı. Hepimizin bildiği, onunla büyüdüğümüz bildiğimiz klasik Çizmeli Kedi bu. Sinema perdesindeki Çizmeli Kedi, ünlü altın yumurtlayan kazı çalmak için, dâhi Humpy Dumpty ve hayat okulu mezunu Yumuşak Pati Kitty’den oluşturduğu ekiple bir yolculuğa çıkıyor. Zekâ küpü Humpy Dumpty ve sokakların kraliçesi Kitty Softpaws’u bu hırsızlık planına dahil eden dokuz canlı Çizmeli Kedi, arkadaşlarıyla cesaret isteyen ama bir o kadar da komedi dolu bir maceraya atılıyor... Çizmeli Kedi’nin orijinal seslendirme kadrosunda “Kedi”ye Antonio Banderas, “Humpy Dumpty”ye artık gördüğümüz anda gülmeye başladığımız karakter olan Zach Galifianikis ve “Yumuşak Pati Kitty”ye Salma Hayek sesleriyle hayat veriyor. Bu hafta sonu bizim ilk yapılacaklar listemizde Çizmeli Kedi’yi izlemek var... Çünkü benim kızım tam bir kedi delisi!

Masal Saati Tik Tak...
Yakamoz Yayınları’ndan çıkan, içinde, Bremen Mızıkacıları’ndan Keloğlan’a kadar en bilinen, dillerden dile efsaneleşen masalların toplandığı bir kitap bu. Miniklerin uykuya dalmadan önceki en güzel eğlencelerinden biri olacak bence. Çocuklarınıza gece yatmadan önce okumaya ve bunu sürekli yapmaya ne dersiniz? Bu alışkanlık çocuklara mutluluk veriyor bence...


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Ziyaretçi
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Perşembe24 MPH28°
Az Bulutlu