Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Mart ayının ilk günlerinde açılan sergiler, İstanbul sanat ortamında sanatsevere farklı deneyimler yaşatmaya devam ediyor. açılış günlerinde görme şansı bulduğum üç sergide, sanatçıların ayrıksı dünyaları ve her bir sanatçının kullandığı ifade biçimleri arasındaki değişkenlik belleğimde ilginç izler bırakıyor.

        BEDENE BAKIŞ

        Galeri Nev, Meltem Işık’ın “Aynı nehirde bir daha” adlı ilk kişisel sergisinin açılışını dün akşam gerçekleştirdi. Bire bir insan boyutundaki fotoğraflarıyla yüz yüze gelen izleyicide tuhaf bir algı kırılması yaşatan bu çalışmalar, insanın kendisini harici araçların yardımı olmaksızın bir bütün olarak algılayamaması fikri etrafında şekilleniyor. Meltem Işık, kendisine çok yakın bulduğu insanları, bedenlerini ve kendilerine has özelliklerini gözlemlemenin, hiçbir zaman bütününü göremediği kendi bedenine bakışını ve onunla ilişkisini yansıtma imkânı sunduğunu söylüyor. Bu sergide sanatçı, hem görülen hem de gören olma halini yansıttığı fotoğraflarla, kişinin bedenini görmesine dair sınırlarını da sorgulamaya davet ediyor.

        BERGHE’DEN ‘ÜTOPYA KOLEKSİYONU’

        Mars’ta düzenlenen “Kristal Şehir” adlı grup sergisi dahilinde “Pasajlar” serisindeki çalışmalarıyla ilk kez türk izleyicinin karşısına çıkan Belçikalı sanatçı Luk Berghe’nin kişisel sergisi açıldı. “Occupy...” adlı performansını açılış gecesi gerçekleştiren Berghe, Mars’ın iki katına birden yayılan “Ütopya Koleksiyonu” başlıklı sergisinde farklı serilerden işlerini yan yana getiriyor. Sergiye adını veren “Ütopya Koleksiyonu”, modernizm, ütopya, kapitalizm, sömürgecilik, ekoloji gibi temalar üzerinden uygarlık ve barbarlığın kol kola giden öyküsünde, mimarinin rolüne dair okumalar yaptırıyor. “Hayalet Şehir”de ise dünyanın çeşitli yerlerinden terk edilmiş, işlevinden kopartılmış ya da adeta bir felaketin habercisi olan mekânlar betimleniyor.

        YÖRÜK, Pi ARTWORKS’TE

        Yaşadığımız çağda şiddetin türlü hallerine her gün bir şekilde şahit oluyoruz. Ümmü han Yörük’ün çalışmalarında ise şiddet, şiddetin yarattığı değişkenlik ile dolaylı olarak irdeleniyor. Sanatçının İstanbul’da açılan ilk kişisel sergisi Pi artworks’ün tophane’deki mekânın da sergilenmekte. “Aralıklı Yakınlık” adlı sergi de benzer durumlara tanıklık eden bireylerin, birbirleri ile kurdukları yakınlıklara dair insan halleri görselleştiriliyor. “Paspas” serisine ait yirmi üç parçalık düzenleme, mekânın tabanına yayılıyor. Farklı pozisyonlarda yerden yatan imgelerde ise cansız insan görüntüleri yer alıyor.

        Diğer Yazılar