Keşke bazı kamu spotlarını Filmmor'cular çekse
DIŞSES- "Herkes oradaydı. Aileler anlaştı, kaderler çizildi.
Peki Zehra neredeydi? Zehra da oradaydı.
Kürtaj hakkı elinden alınırken Fatma da oradaydı.
Etek boyuna karar verilirken Oya da oradaydı.
Kocasının tecavüzüne uğrarken Gülsüm de oradaydı.
Hırpalanan, susturulan, görmezden gelinen kadınlar, biliyoruz oradasınız.
Filmmor. Orada olan kadınların festivali."
GEÇEN YILKİ DE SÜPERDİ
Bu yılki Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali'nin tüyleri diken diken eden 46 saniyelik kısa tanıtım filminin metni bu.
Tabii görüntüler, kelimelerden daha da etkileyici.
Mesela, ailesi kaderini çizerken orada olan Oya, duvar kâğıdıyla aynı desene boyanmış; kocasının tecavüzüne uğrayan Gülsüm yatak çarşafının aynı renk ve desenlerine boyanmış. Hepsi orada ama kimse görmüyor onları.
Filmmor, sadece kadınlara açık bir kooperatif. Kendi kelimeleriyle anlatmak gerekirse, "kadınlarla birlikte kadınlar için sinema yapmak, itiraz etmek, üretmek, düşlemek ve eylemek için varlar".
Şahane işler çıkarıyorlar.
Ülkedeki kadın meselesine farkındalık yaratmakta ustalar.
Bu yıl 11. kez yapıyorlar film festivallerini.
Geçen yılki tanıtım filmleri de süperdi.
Dün bu yılın filmini izlerken tesadüfen bir yandan da televizyonda bir kamu spotu vardı.
Sağlık Bakanlığı sigarayla mücadele için çektirmiş, bir tiryaki ağaçların altına oturmuş bırakma serüvenini anlatıyor.
Ama öylesine ruhsuz, dikkat çekmeye çalışmayı bırakın insanı sıradanlığı ve sıkıcılığıyla hipnotize eden ve bittiğinde ne izlediğinizi bile hatırlayamadığınız bir kamu spotu.
Üstelik herhangi bir subliminal mesaj içerdiğini filan da zannetmiyorum.
BİRBİRİNDEN FENA
Sadece o mu, mesela Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kamu spotları da birbirinden fena.
Bu işler sadece bütçe üzerinden açılan ihalelerle mi sipariş ediliyor bilmiyorum, ama şu anda sadece yasak savan bir fonksiyona sahipler.
Filmmor, tanıtım filmini Rafinera reklam ajansına yaptırmış.
Ama belli ki yaratıcı süreçte ajansla doğru iletişimi kurmayı başarmışlar.
Diğer bakanlıkların ne yapacağını bilmem ama keşke Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın kamu spotlarını Filmmor ekibi teslim alsa.
Gerçi bakanlığın, alt metninde feminist bir bakış açısı bulunan kamu spotuna sıcak bakacağını asla düşünmüyorum ama ne güzel olurdu.
HEMEN GERÇEĞE DÖNDÜM
Derken aklıma RTÜK'ün, geçen yıllarda kadına şiddete dikkat çeken ve Mor Çatı tarafından hazırlatılmış olan bir spotu içinde fazla şiddet olduğu gerekçesiyle yayınlatmadığı geldi.
Tabii canım, Mor Çatı bir yerinden uyduruyor şiddeti. Gazetelere baksanıza, nerede kadına şiddet?
Bu yaşananlar münferit olaylar.
Hemen gerçeğe döndüm.
Bu fantezik fikir gerçek olamayacağına göre, elimizden geldiğince Filmmor'un ve Mor Çatı'nın kısa filmlerini sosyal medyada paylaşıp farkındalığa katkıda bulunmak.
Tablet projesi hayal kırıklığı mı?
FATİH Projesi adı verilen tabletli eğitime geçiş uygulaması başlangıçta çok tartışılmıştı.
Projenin çalışmaya başlamasının ardından 4 bin öğrenci ve 500 öğretmen arasında bir anket yapılmış.
Sonuçlar tatsız.
Hem öğretmenler hem de öğrenciler, problem çözme yeteneği, sorgulama, dili etkin kullanmayı öğrenme gibi eğitim açısından hayati konularda tabletlerin çok az katkı sağladığını belirtmişler.
DEVAMINDAN YANAYIM
Sorulan sorularda iki taraf açısından da tatminkâr görülen yan pek yok gibi.
Tek bir alanda olumlu cevap var, o da "teknoloji okur yazarlığının gelişimi".
Kendi adıma başlarda kuşkuyla baktığım bu projenin sadece teknoloji okur yazarlığının artması adına bile devamından yanayım.
Bizim bildiğimiz dünya değişiyor.
Teknoloji denilen şey, bizim çocukluğumuzda elektrik süpürgesi ile televizyon arasında bir yerde gidip gelirken şimdi hayal bile edemeyeceğimiz bir yerdeyiz.
Bu açıdan çocuklarımızın teknoloji algısını ve entegrasyonlarını böyle olumlayacak bir projeye devam edilmesi önemli.
SONRA OLGUNLAŞACAK
Ancak geri kalan müfredata çok da olumlu katkıda bulunmayışı yine geleneksel aceleciliğimizin göstergesi.
Üzerinde uzun uzun düşünmeden, doğru müfredatı oluşturmadan devreye soktuğumuz bu proje belli ki bir iki eğitim yılı sonra olgunlaşacak.
O zamana kadar da teknoloji okur yazarlığına katkısı artımız olacak.
Bu ülke bilişim çağında geç de olsa trene binmeyi başaracaksa çocuklarımızın ve gençlerimizin bu farkındalığa sahip olması çok önemli.