Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bu sezonla ilgili söylenebilecek onlarca şey var. Benim samimi fikrim şu: "Şu lanet olası sezon bir şekilde bitsin de bir rahatlayalım..."

        Artık sonuna geldik. Evet saçma sapan bir sezon geçirdik. Evet PlayOff yaşıyoruz. Evet olmamışlar oluyor. Evet cinnet kol geziyor. Ama sahada futbol oynanıyor. Bu sene bu halde bile 2. Lig'de, Bank Asya'da; Amatör Lig'de futbol oynandı. Sorunlar olsa da yansıtılmadı. Herkesin Federasyonu, bu sene ağırlıkla hukuki işlemlerle ilgilendi. Bu ahval ve şerait içinde dahi futbol adamları hep işlerini yapmaya gayret etti. Her sezon yaşanan; yaşanabilecek bir iki saçmalık dışında futbolcular-teknik adamlar arasında olağanüstü çirkinlikler görmedik. Trabzon'da bile futbolcular futbolcularla değil; başkan futbolcuyla; tercüman futbolcuyla didişti. Bu örnekler bile futbol yönetimlerinde futbol kökenli insanların sportmen kişilerin daha çok bulunması gerektiğinin kanıtı.

        Şimdi bu sezonun son finalinde Türk futbolu için devrim zamanı geldi. Telekom'da her iki maçta da Fenerbahçe'yi çok güzel ağırlayan Galatasaray, kendi açısından haksızlığa uğradığını düşündüğü bir sistemin finali için Saraçoğlu'na gelecek. Fenerbahçe yönetiminden de başkanından da çok güzel mesajlar gidiyor. Sırada bu sezonun en etkili aktörü; Türkiye'nin en büyük sivil toplum örgütünü oluşturan Fenerbahçe taraftarı var. Sezon boyunca gerek tribünde; gerek alanlarda; gerek Çağlayan'da; gerek sosyal ortamda örnek tavırlar sergileyen Fenerbahçe taraftarı, kendi stadında Türk futbolunun devriminin ilk ateşini yakabilir. Maçı ve dolayısıyla şampiyonluğu kaybederlerse bile hem kendi takımlarını alkışlayıp hem de şampiyon olan rakibe sevinme imkanı tanımak bu devrimi başlatır. Fenerbahçe futbol takımı zaten maça çıkmadan alkışı hak etmiştir. Taraftar maç içinde ve sonunda da alkışlarını esirgemezse bu gayya kuyusundan çıkış kolaylaşacaktır. Ve Türk futbolunda bir devrim olacaksa bunu ancak F.Bahçe-G.Saray birlikteliği sağlayacaktır.

        "Bir Şansal'a bir kupa verdik"

        Oturduğum apartmanda bir abimiz var. Adı Arif. Hasta Galatasaraylı. Evvelki gün gördüm halini hatrını sordum. "İyi değilim. Eldeki şampiyonluğu almak için her şeyi yapıyorlar. Bir Şansal'a bir kupa verdik" dedi. Ardından ekledi: "Zaten bizimkiler Lig TV'ye konuşmadılar. Onlar da bizim Ali Dürüst'ün açıklamasını yayınlamadılar..."

        ***

        Arif abinin bakış açısı bu. Digitürk'ün bunu iyi analiz etmesi lazım. Bugün Türkiye'nin en güvenilmeyen markaları arasında Lig TV de varsa bunun nedenlerinin en başında "Futbolu yönetiyorlar" imajı var.

        Digitürk her eleştiriyi saldırı olarak aldı. Play-Off'u bir ben, bir de Mehmet Demirkol başından beri eleştirdi. İkimizin de arkasından salladılar. Hep bu sistemi pohpohlayım istediler. "Yakında İspanya'da bu sisteme geçer" gibi "uçan" isimler onlar için önemli oldu.

        Bugün gelinen nokta ortada... Arif abi; sıradan bir Galatasaray taraftarı "Bir Şansal'a bir şampiyonluk verdik" diyor.

        Maç bitmemiş. Şampiyonluk verilmiş değil. Şansal Abi Lig TV'nin yönetiminde değil. Ama sıradan taraftarın gözünde Lig TV'nin imajı artık bu.

        Play-Off kararı alındığından beri 'Ucube' dedim. Artık kulüp başkanları da 'Ucube' diyor. Lig TV yöneticilerine tavsiyem, bu saçma sapan sistemin uygulanması için sürdürdükleri ısrardan vazgeçmeleri ve stadyumlarda imajları hakkında bir kamuoyu araştırması yaptırmalarıdır. O zaman bazı gerçekleri daha iyi göreceklerdir.

        Futbolcu kovalayan başkan da terapi görmeli

        Soyunma odası koridorundaki fotoğrafına iyi baksın Sayın Sadri Şener... Kendisi önde; gözleri kan çanağı ve suratı kıpkırmızı... Yardımcı antrenör Ünal Karaman arkasından asılarak engellemeye çalışıyor başkanını. Çünkü o başkan soyunma odasında dövmek için futbolcu arıyor.

        Aynı futbolcu için de "Tedavi olmalı" diyor.

        Aziz Yıldırım soyunma odası koridorlarında hakemlere hakaret ederken sadece bu konu üzerinden program yapan bazı televizyoncular "Tarih boyunca futbolcu dövmek için soyunma odasına inen başkan var mı?" sorusuna yanıt aramıyor.

        Ya Emre ile Şener karşı karşıya gelseydi ne olurdu? Allah korusun. Futbolcu dövmek için soyunma odası koridoruna inen başkan; bir başka futbolcuya küfrediyor. Mütekabiliyet esası bir yana; 61 yaşında pek de fit olmayan bir adamın, 30 yaşında bir sporcuyla kavgasının sonucu herhalde bellidir.

        Demek ki sağlıklı düşünme yetisi bir yerden sonra kayboluyor. Sayın Şener'in dediği gibi Emre belki de tedavi olmalı. Ama bence Sadri Şener de bir terapiste gitmeli. Yaşadığı uzun süreli stres etkili olmuş belli ki.

        Diğer Yazılar