Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        3 Temmuz süreci Türk futbolunun Çernobil faciasıdır. O günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmadı; olması da mümkün değil. Bu "patlama" ve "serpinti" yakınında yöresinde kim varsa etkiledi. Etkilemeye de devam edecek. Aziz Yıldırım bir siyasi figür olma yolunda... Misal bir başka başkan soyunma odasında adam dövme eşiğine geldi... At izi it izine karıştı... Sadece kulüpler değil o kulübü tutan medya patronları eleştirilmeye başlandı... Sahte tapeler yetmezmiş gibi sahte telefon kayıtları üretilmeye başlandı... Tribün olayları artık sınıra geldi... Tahammülün T'si kalmadığı gibi yayıncı kuruluş dahil tartışılmayan tek unsur kalmadı... Bu facianın etkileri öyle hemen silinmez... Ama bu "serpinti"den etkilenen herkesin bırakması lazım. Türk futbolunda gerçekten "sportmen" atmosfer yeniden yaratılmak isteniyorsa Fenerbahçe ve Trabzonspor yönetimleri görevi bırakmalı. Beşiktaş bu sürecin etkilerini görmüş tüm yönetimini değiştirdi. Bence Tayfur Havutçu'yu da değiştirip süreçten etkilenmiş hiç kimse olmadan yeni bir yol açma şıkkını seçecekler. Bugün en az yıpranmış gözüken kulüp Beşiktaş... Keşke Fenerbahçe'de de Trabzonspor'da da tüm yönetim kurulu değişebilse. Hatta Galatasaray'da da sadece Adnan Öztürk görevi bıraksa... Yeni sezona hiç olmazsa "Yönetici Demeci" terörü ile başlamasak...

        F.Bahçe’ye yeni bir hikaye lazım Aziz Bey artık kulübünü de düşünmeli

        Aziz Yıldırım başkanlığa yeniden aday. Seçilmesine seçilir de... İki senaryo var önünde.

        A- Hakkında hüküm açıklanacak. Yargıtay aşaması sonucunda hüküm giyerse de başkanlığı zaten tüzük gereği düşecek. Bu da maksimum 1 yıl demek.

        B- Pekala hiç bir hüküm giymeden beraat da edebilir. Hüküm giymez; rahatlıkla başkanlığa devam eder.

        * * *

        Ama her durumda Fenerbahçe’ye yeni bir hikaye lazım...

        Bir yıl daha;

        - “Bize kıydılar” ile;

        - “Cemaat Fener’le başa çıkamaz” ile;

        - “Helal olsun direnişçi Fenerbahçe’ye” ile;

        - “Millici Fenerbahçe, Amerikan emperyalizmine karşı” ile;

        - “Bizim emeklerimiz ve alın terimize saygı göstermediniz” ile

        - “Başkanımız suçsuz yere hapis yattı; yatıyor” ile

        - “Biz masumuz” ile;

        - “Vay Mehmet Ali Aydınlar; Vay UEFA” ile

        - “Aykut Hoca kötü teknik adam olabilir ama çok iyi bir liderlik gösterdi” ile geçemez.... Bu camia bir sene daha bu psikoloji ile yarışamaz.

        Futbolcular bile “Bu sene şampiyon olalım 2-3 sene olmasak da olur” dedikleri bir seneyi geride bıraktılar. Aykut Kocaman iyi bir teknik adam mı mükemmel bir lider mi; her ikisi de değil mi yoksa her ikisi birden mi o bile camia açısından tam anlamıyla net değil. Sakat sakat oynayan; hakikaten gözyaşartıcı bir emek sergileyen futbolcuların hiçbiri seneye yukarıda saydığım unsurlarla motive olmaz. Taraftar da olmaz... Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nde maç kazandıkça “Ama bize operasyon yapıldı” bahanesi bir yerden sonra “yemez.”

        O nedenle Aziz Yıldırım’ın aday olmaması; hiç bir yöneticinin yola devam etmemesi lazım. Keşke yeni bir yönetim; yenilenmiş bir kadro ve yeni bir hedef daha doğru olurdu. Aziz Yıldırım 3 Temmuz sürecinin sonuna gelinen bu günlerde en azından bu açından kulübünü düşünüp aday olmamalıydı bence...

        Futbola BDDK'nın ve spora özel RTÜK'ün tam zamanı

        Yıllardır yazarım. "Futbola BDDK lazım" diye... Türkiye'de paranın olup da denetimin olmadığı 2 piyasa var. Biri futbol diğeri de ticari taksi piyasası... Et piyasasının bile denetleme kurulu varken, milyar dolarlık sektörde kimin eli kimin cebinde belli değil. TFF'den bağımsız; TFF'yi de kapsayacak şekilde devlet aygıtı ile işbirliği içindeki bir BDDK (Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu) benzeri yapı futbolumuzu kurtarır. UEFA "özerkliğe aykırı bulur" korkusu varsa "UEFA Kriterlerine Uyum Komisyonu" adı verilir olur biter. Paranın denetlenmediği yerde şike de olur; bahis mafyası da...

        * * *

        Gelelim 2. önemli konuya. Mutlak ama mutlak futbolcu sendikası kurulmalı. Haluk Ulusoy'un kongrelerde oy versinler diye desteklediği Profesyonel Futbolcular Derneği ile Futbol Adamları Derneği hemen kapatılmalı. Bu kadar olay oldu bir onların sesi çıkmadı. Bu iki dernek kapatılıp yerine futbolcu sendikası kurulmalı. Futbolcular da artık kendileri varsa teknik adamların olduğunu; kendileri varsa yöneticilerin olduğunu; kendileri varsa bu sektörün olduğunu kavramalı....

        * * *

        Ve RTÜK... Bu kurum Behzat Ç'nin evliliği ile ilgilendiği kadar spor programları ile de ilgilenmeli. Gerçek spor programlarına belki bir logo konabilir. Yemek yapılan programlara da başka bir isim bulunur. "Freak show" demiş ecnebiler... Bizim kurumumuz da ona göre bir isim bulur; ona göre bir yayın saati belirler ona göre logolar bulur... Böylece bizler de "Spor programları şiddeti körüklüyor" eleştirilerine "Hangi spor programları? Onlar şov programı olmasın" diye yanıt verebiliriz....

        Diğer Yazılar