Altyapı skandalını Arda sürekli anlatıyor!
Belki kızıyorlar ona. "Galatasaray'la ilgili yorum yapma" diyorlar. Bilemem belki de haklılar. Ama Arda Turan Türk futbolunun durumunu pür meal ile bize anlatıyor. "4-4-2'yi Milli Takım'da öğrendim" diyor. "İspanya'da taktik idman neymiş anladım" diyor. "Altyapımız tam felaket" diyor. Üstelik altyapıdan çıkmış bir yıldız bunu söylüyor.
Bir keresinde futbolculuğu bıraktıktan hemen sonra memleket kontenjanından altyapı takımlarından birinin başına getirilen eski futbolculardan biriyle konuşmuştum. "Hocam hangi taktikleri öğretiyordunuz U-14'lere?" diye sordum. "Çık sahaya enerjini boşalt diyorum" şeklinde cevap verdi. Daha kendisi futbolun tekniği-taktiğinden anlamayan bu futbol adamı U-14'lere hiçbir şey öğretemediğini itiraf ediyordu bir bakıma.
Türk futbolunda altyapı sistemi gerçekten skandal. Daha dün futbolcuyken bugün hoca oluyorsunuz. Hedefiniz büyük paralar kazanmak. Yada büyük takım çalıştırmak. O yüzden "ilkokul" sizi kesmiyor. Bizim altyapımız bu tür isimlerle dolu. ilkokul öğrencilerine ya eğitim namına bir şey bilmeyen eski futbolcuları ya da bir an evvel yırtmak isteyen hırslı yarışçıları gönderiyoruz. Ondan sonra da "70 milyon Türk'ten 1 Mesut Özil neden çıkmıyor?" diye kendimize soruyoruz. Arda'ya daha çok kulak vermeliyiz. Ve bence altyapı hocalarının birçoğunu değiştirmeliyiz. Yoksa bu kısır döngüden kurtulamayacağız.
Milli Takımımız'dan ümidim yok!
Bu satırları okurken Gürcistan ile bir maç oynamış olacağız. Bu yazı o maçtan da genel hazırlık serisinden de bağımsız olarak yazıldı.
* * *
Milli Takım’ın en başarılı olduğu dönem olan 2000’leri iyi analiz etmek gerek. Avrupa’da eskiden tek bir ülke olan Yugoslavya’dan ve Sovyetler Birliği’nden çok sayıda yeni ülke türedi. Bu ülkeler 96 yılından bu yana yükselip kademe atlayan Türk Milli Takımı’nın gruplarına düştüler. Biz de hep bu takımları yenip üzerimizdeki takımlarla çekişip başarılı olmaya çalıştık. Katıldığımız hiçbir turnuvadan önceki eleme grubunda birinci olamadık. Yani Yunanistan dahil üzerimizdeki hiçbir takımı geçemedik. Slovakya’ları-Moldova’ları-Makedonya’ları-Kazakistan’ları yenip puan tuttuk. Ama artık zaman değişti. Bu yeni ülkeler demokrasileriniekonomilerini oturttu. “İş-EkmekÖzgürlük-Kimlik” sorunları ortadan kalktığında spora ve dolayısıyla futbola bakış açıları gelişti. Birçok üst düzey Avrupa ligine oyuncu gönderdiler. Biz hem o efsanevi jenerasyonumuzun yerine yarı kalite dahi koyamadık hem de altyapımızı ya da futbol aklımızı geliştirecek bir girişimde bulunmadık. Fenerbahçe-Galatasaray dışında rekabet dahi yaratamadık. Bu iki büyüğümüz daha da büyüdü ama total olarak genel futbolumuz küçüldü. Oysa şimdi Slovakya-Makedonya-Moldova gibi takımlar bizim için “çantada keklik” değil. Hatta birçoğu evlerinde favori. Biz gerilerken onlar ilerlediler çünkü. O nedenle 2014 eleme grubumuzda yer alan Macaristan ve Romanya bence artık eskiye göre çok çok zorlu rakipler. Estonya’yı Terim’li dönemde bile yenemediğimizi unutmayalım. Hollanda zaten doğal favori. Ne yazık ki mevcut futbol aklımız futbol yönetimimiz ve eldeki mevcut oyuncu yapımızla açıkçası 2014’ten de çok umutlu değilim. Allah Abdullah Avcı’nın yardımcısı olsun.
Yeni sezonda "Erkek gibi oynayın kuralı" gelsin lütfen
Şike dışında hiçbir konuda sesi çıkmayan; Haziran'daki genel kurulda yeniden seçilmesi muhtemel Federasyon Başkanı Sayın Yıldırım Demirören'e sesleniyorum:
Sayın başkan; hani futbolda yazılı olmayan bir kural var Bir oyuncu yerde kaldığındarakip takım topu taca atıyor. Atak kesiliyor; seyirci homurdanıyor v.s..
Dünyada da öyle ama bizde çok sık uygulanmaya başlandı. Bilhassa Anadolu takımları özellikle evlerinde oynarken skor da lehlerine ise bu yere yatma işini bir taktik olarak benimsemiş durumdalar. O nedenledir ki son yıllarda "Ayağa kalkın erkek gibi oynayın" tezahüratı ortaya çıktı. ingiltere bu işi çözdü. Oyuncu yerde yatarken oyunun durup durmayacağına hakem karar veriyor. Atak kesilmiyor; tribün homurdanmıyor. Demem o ki sayın başkan bize de bu kuralı getiriniz lütfen!
Acun bu işi geliştirir!
Futbol sevgimizi nostalji keyfi ile birleştiren Acun Ilıcalı ve Coca Cola'ya teşekkür ediyorum. "Efsaneler Dünya Kupası" oldukça zevkliydi. "Tümer ile Amavisca hala oynarmış" dedim mesela... Epeyce sıkıntılı bir futbol sezonundan sonra bana iyi geldi bu turnuva. Bence Acun bu işi geliştirir. Seneye daha da fazla takım getirir. Bakarsın bir süre sonra bu organizasyon gelenekselleşir. "20. İstanbul Geleneksel Veteranlar Turnuvası" kulağa hiç fena gelmiyor.