ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
17 Aralık 2016 Cumartesi, 23:22:53 Güncelleme:08:56:58

Hayal ettiğim ülke gibi

 

Global medyada Türkiye, acı çeken masum insanlara çocuklara yardım elini uzatan bölgesel güç olarak tanımlanıyor son günlerde.

Bu, uzun zamandır hayalini kurduğum ve yıllardır köşemde yazıp durduğum Türkiye hayaline en fazla yaklaşabilmemiz için gereken adımların ne olduğunu bize gösterebilir gibi geliyor bana.

Yıllardır savunduğum görüş şuydu, ki bunu iç siyasette ne olursa olsun, dış gelişmeler bizi ne kadar yanlış yapmaya savurursa savursun sabit bir fikirmiş gibi hep söyledim: “Türkiye eğer dünyada ilk ve tek modern demokratik özgürlükçü seküler, Müslüman ülke olursa global dünyanın en önemli ve en saygın ülkesi olacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan da ancak bu özelliklere sahip bir ülkeyi arkasına alır ve sırtını böyle bir ülkeye dayarsa gerçekten bir dünya lideri olabilecektir.

BİR TEK TÜRKİYE YAPABİLİR

Böyle bir ülke bölgemizde tabii ki yok; dünyada da yok. Olabileceğine de kimse ihtimal vermiyor.

Müslümanlık ile modern, demokratik, özgürlükçü, seküler özelliklerini bağdaştırarak bunu sürdürülebilir bir siyasi sistem içinde bir arada tutmak 21’inci yüzyılın zaten temel sorunsalıdır.

Bunu dünyada yapabilecek tek ülke de Türkiye’dir.

“Şu anda bu özelliklerin hepsini barındıran veya barındırmak isteyen ülke maalesef yok” demek işin kolayına kaçmaktır.

Bu tespit, bugün için doğru olsa da, potansiyel yine de bir tek Türkiye’de vardır. AK Parti iktidarı ilk yıllarında bu hedefe yürür gibi tavır aldığından toplumsal temeli çok daha yaygın ve çok çeşitli toplumsal katmanlardan destek alarak yolunda yürüyebilmişti.

O ilk yıllarda Türkiye tüm dünyada saygıyla yaklaşılan çok önem verilen bir ülkeydi (ve elbette lideri de).

O yolda yürüyüşümüz sürseydi modern, demokratik, özgürlükçü, seküler Müslüman ülke haline gelebilseydik bugün bırakın Ortadoğu’yu tüm dünyada sözü en çok dinlenen lider ülke olacaktık.

AK Parti iktidarının ikinci dönemi diye adlandırılabileceğimiz dönemde bu hedeflerden vazgeçilmiş gibi bir görünüm sergilendi ve Türkiye biricik ve özgün potansiyel olmaktan çıktı ve Ortadoğu’nun sıradan güçlü ülkeleriyle bir arada anılmaya başlandı.

Bu olmasaydı, baştaki yolumuzdan çıkmasaydık Türkiye bugün bölgemizin ve dünyanın soft power lideri olabilecekti.

SOFT POWER TÜRKİYE

Türkiye, insanının gücü, aile yapısı, aksaklıkları olsa da sağlam Cumhuriyet geleneği ve yine aksaklıkları olsa da işleyen demokrasisiyle, anayasal yapılarıyla, çok uzun geçmişi olan devlet yapısıyla, Atatürk gibi büyük bir kurucu liderinin getirdiği ilkeleriyle potansiyelini yakalamak ve bölgenin en büyük askeri gücü değil soft power’ı olmak imkânına hâlâ daha sahiptir.

Halep’te son yaşananlar soft power potansiyel gücü olmayan bir ülke tarafından katiyen başarılamayacak bir iştir. Tüm dünya Türkiye’nin güçsüzlere, masumlara, çocuklara el atışını ve yardım edişini hayretle izliyor ve düşmanlarımız bile bizi övmek zorunda kalıyor.

Bölgemizde soft power olabilmek, mezhep savaşlarının üstüne çıkmak ve bunun bir Müslüman ülke tarafından yapılacağına herkesi ikna etmekle mümkündür.

Bunu ancak modern, demokratik, özgürlükçü, seküler bir Müslüman ülke başarabilir. Bunların nüvesi de sadece Türkiye’de var.

LİDER ERDOĞAN

Kısa süre içinde başkan olmasını kuvvetle arzu ettiğim Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkan olduktan sonra bu özelliklere sahip bir ülkeyi arkasına aldığında 21’inci yüzyılın en büyük liderlerinden olacağını umarım görecektir.

Türkiye ilk önce kendisini daha sonra öncelikle bölgemizden başlayarak tüm dünyayı modern, özgürlükçü, demokratik, seküler Müslüman ülke olabilmenin mümkün olduğuna inandırmalıdır. Bu inanç bölge insanının derinliklerinde hâlâ daha var. Bu var olmasaydı Halep sürecinde masumlara bu şekilde el atabilme ve global camiayı bu şekilde yöneltme gücümüz katiyen olamazdı.

ASKERİ GÜÇ

Bir ülkenin soft power olması askeri gücünün düşürülmesi anlamına gelmez. Bunun tam tersi anlamına gelir. Ülkenin soft power’ının arkasında son derece güçlü ordu da olacak ve o gücün arkasında her şartta duracak askeri güç. Sadece bu askeri güç bölgemizde çıkabilecek birçok çatışmada taraf olmayacak ve sadece barış için ve masum insanları korumak için savaşacak. Fiilen savaşmasa da gücün varlığı bile yetmeli.

Seküler Müslüman olur mu?

TÜRKİYE’nin büyük soft power potansiyelinin gerçekleşmesi için saydığım özellikler arasında seküler dedikten sonra Müslüman da diyorum dikkat ederseniz.

Birçok insanın bu konuda kafası karışık. Bu ikisinin kesinlikle bir arada olamayacağını düşünüyorlar. Halbuki Cumhurbaşkanı Erdoğan seküler devlet anlayışıyla güçlü Müslüman kimliğinin bir arada olabileceğini daha önce söylemişti. Aslında eğer biz Türkler olarak Osmanlı’dan devraldığımız geleneği sürdüreceksek her inanca, her inancın yaşanma biçimine, farklı hayat arzlarına saygılı olmayı sürdüreceksek yani Türkiye’ye yakışanı yapacaksak, seküler ve Müslüman’ın bir arada olabileceğini de görmeliyiz.

Vatanımız için

Türkiye yine çok zor bir dönemden geçmekte. İç ve dış koşullar oldukça olumsuz. Birçok insanda karamsarlık var; ben de düşüyorum arada bir bu karamsarlığa.

Ama şunu unutmamalıyız ki her olumsuz koşul kendi içinde çıkış yolunu ve dönem geçtikten sonra olabilecek iyi şeylerin de ipucunu verir.

Dikkat ederseniz bu bölüme başlarken “Türkiye zor bir dönemden geçmekte” dedim. Burada kritik kelime “geçmekte”dir. Evet, bu bir geçiş süreci ama neye nasıl geçeceğimiz de bizlere, vatanını seven vatandaşlara kalıyor.

O güzel günler zannedildiğinden daha kısa sürede gelecek, hep böyle olmuştur yine de olacak. Bu büyük ülke katiyen kolay teslim olmaz; hep yener ve yine yenecektir. Bugün daha güzel bir gelecek için neler düşünüyorsak bunu açıkça söylemek ve diyaloglar açmak günüdür.

Aslında ben bugün biraz işin kolayına kaçtım. Bizde zaten var olan potansiyel üzerine ve bir zamanlar AK Parti’nin de inandığı hedeflere tekrar dönelim diye yazdım. Var olan potansiyeli gerçekleştirmek istemek, açıkçası yepyeni modeller oluşturmaya çalışmaktan çok daha kolay.

Türkiye’yi biricik ve özgün yapan potansiyelindeki tüm özelliklerin herbirine tek tek çok önem veriyorum. Hepsinin de tek tek sonuna kadar yaşandığı, yaşanabildiği bir ülkeyi özlüyorum. Yeni Anayasa’nın yazıldığı, yeni başkanın seçileceği bir dönemde bu umudumu ve heyecanımı yazıya döküp sizlerle paylaşmak istedim.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Çarşamba 11 MPH 22°
Az Bulutlu
EN ÇOK OKUNANLAR
  • 2 Soner Sarıkabadayı'nın saçlı hali şaşırttı
  • 3 Kızı Şener Şen'in kopyası
  • 4 Ünlü oyuncu eridi bitti! Tam 40 kilo verdi