Pornografi ve genç iktidarsızlığı
“DAHA etkin ve başarılı bir dijital yayıncılık nasıl yapılmalı?” yolunda yaptığım çalışmalar, beni beyin üzerine yapılan çalışmaları öğrenmeye itti. Öğrendikçe “beynin plastikliği”, yani “beynin fonksiyonlarını değiştirme ve yeni koşullara adapte olması” kavramıyla uğraşmaya başladım.
Beynin plastikliğinin yayıncılığa etkisinin ne olacağını düşünürken beynin bu özelliğinin bugüne kadar çözümsüz ve ölünceye kadar sürer denilen bazı sakatlıkların, hastalıkların çözümünde mucizeler yaratmakta olduğunu gördüm.
Beynin plastik yapısının şu anda neleri arzuladığını ve nelerden keyif aldığını öğrenirsek yayın içeriğimizi ona göre kurgulayıp çok daha etkin olabiliyoruz. Ayrıca çok önemli hastalıkları da uzmanlar tedavi edebiliyorlar.
Ama bu iyi yönlerinin yanı sıra beynin plastikliğinin çok kötü yanları da olabiliyor. Bugün bunlardan sadece pornografi bağımlılığı ve gençlerde yaygın olarak görülmeye başlayan iktidarsızlık sorunu üzerine yazacağım.
Beyin, pornografiyi arayıp bulmayı arzuluyor. Çünkü beynin haz merkezleri bunu istiyor. İnternetle birlikte pornografinin bulunması ve erişilebilmesi çok kolaylaştı. Pornografiye bir kez bakıldığında bu aşamalı olarak kısa sürede bir bağımlığa dönüşüyor. Madde bağımlılığı gibi bir şey bu.
Beyin durmadan daha fazlasını talep ediyor ve ilk baktığımız görüntüler bizi kesmemeye başlıyor, hep daha farklı, daha sert olanını istiyoruz. Bunları buldukça da beyin kendisine yeni haritalar çizmeye başlıyor.
Pornografi, kendimizde olduğunu bilmediğimiz ve o güne kadar aslında baskı altında tutulmakta olan arzuları açığa çıkarıyor. İzlediklerimiz arasında tek bir görüntü bile hem haz noktalarımızı devreye sokabiliyor, hem de beyni bağımlı hale getirebiliyor.
Çok pornografi seyredildiğinde, normal olanın tarifi bizim için devamlı değişmeye başlıyor. Eskiden “normal olan” bize haz verirken, artık bu olmamaya başlıyor. Beyin taleplerini gittikçe tırmandırıyor ve bunu da internetten tatmin edebiliyor.
Beynimizin eski haritası tamamen değişiyor ve beyin plastik olduğundan kendisine yeni haritalar oluşturuyor, yeni şekil alıyor. Ve yeni alıştıklarımıza bakarken bir defa mastürbasyon yapıp orgazm olduğumuzda ise beyin yoğun dopamin salgılıyor, adeta bu yeni haritanın çimentosu rolü oynuyor ve o yeni haritayı kalıcı hale getiriyor.
Gençler internet pornografisine çok baktıklarında ve yeniyi keşfettiklerinde beyin buna alışıyor ve normalden artık haz almamaya başlıyor.
Ve bu da birçok genç erkekte, kendilerinde fiziksel bir sorun olmasa da bir iktidarsızlığa yol açıyor. Çünkü sevgilileriyle “normal” denilen ilişkiye girmeye çalıştıklarında başarılı olamıyorlar ve internetten görmeye alıştıkları yöntemler olmadığında cinsel ilişkiyi başaramıyorlar.
Sevgililerinden, pornografiden alıştıkları davranışları göremezlerse artık heyecanlanamıyorlar.
İşte bu nedenle genç nüfus içinde, aslında yaşlılar için oluşturulmuş Viagra türü ilaçların kullanılması çok artmış durumda.
Orta ve üstü kesimin cinsel yaşamında sadomazoşistik unsurların gittikçe artmaya başlaması da beynin plastikliğiyle ilgili. Beyin seyrettikçe daha fazlasını, daha uçta, daha sert olanı arzulamaya başladığından pornografi dünyasında da sadomazoşistik görüntülerde tırmanma var.
Bu da beyne yeni haritalar çiziyor ve hem genç hem de orta yaş ve üstü insanların hayatlarında fetişler ve fantezi dünyası önem kazanıyor.
“Fifty Shades of Grey” adlı kitabın kadınlar arasında bu kadar popüler olması ve aslında maço olan erkeklerin kadın hâkimiyeti içeren seksten hoşlanmaya başlamasının temelinde bu var.
Çocukların beyni çok daha plastik olduğundan onların çok erken yaşta pornografiye erişimlerinin engellenmesinde yarar var. Çünkü onlar henüz kendi “normallerini” bulmadan önce pornografinin sert ve uçtaki dünyası onlara kendi normalini öğretebilir.
Bu ise genç yaşta arzulanan bir gelişme değil. Büyüklerde hoş sonuçları olabilecek bu gelişme, gençlerde ve çocuklarda önemi sorunlara yol açabilir.