ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
10 Şubat 2015 Salı, 00:39:34 Güncelleme:09:24:22

Plazalardan kazandı halka açık müze kurdu

 

Levent-Maslak hattında yükselen 7 gökdelende de aynı imza var: Giz İnşaat ve Yatırım Başkanı, mimar Can Elgiz.

Elgiz, 1992’den 2007 yılına kadar ilk ismini arsa sahiplerinden alan Spring, Beybi, Harmancı, İz, Veko, Apa ve 2000’in yanına; “Giz” markasını koyarak görkemli bir plaza zinciri oluşturdu.

Elgiz, sektördeki “stoklar” nedeniyle, yeni bir projeye başlamayı düşünmediğini, bu süreçte “Giz High-End Estate” gayrimenkul danışmanlığı şirketinin faaliyetlerine ağırlık verdiğini söylüyor.

“Türkiye’den yurtdışında gayrimenkul satın alma talebi artıyor. Türklerin Miami, New York gibi Amerika’daki kentlere yoğunlaşan ilgisi, son yıllarda Londra, Paris gibi Avrupa kentlerine yöneldi” diyor.

Elgiz ve eşi Sevda Elgiz ile buluşmamızın asıl nedeni gayrimenkul sektörü hakkında sohbet etmek değildi. 2001 yılında kurdukları “Elgiz Müzesi”ni, 2005 yılından beri de “Proje4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi” adıyla Beby GİZ’in altında faaliyetine devam eden sanatsal çalışmalarını anlattılar.

HİÇBİR TABLOSUNU SATMADI

2 bin metrekarelik kapalı, bir o kadar da açık alanda kendi koleksiyonlarını sergileyen çift, Türkiye’nin tek ücretsiz olarak halka açık müzesini kurmuştu.

Sevda ve Can Elgiz, İtalya gibi sanatın merkezi bir ülkede tanışmış ve ilk gençlik yıllarından beri de satın aldıkları tablolarla, adı konmamış “dünya tablo koleksiyonerleri listesinde” yerlerini almışlar. Yurtdışındaki koleksiyonerlerle dost olan Elgiz çifti; “Yabancı ünlü ressamların yanında, Türkiye’den sanatçıların yapıtlarına da yer veriyoruz. Sanatçıyı desteklemenin en iyi yolu, eserlerini görünür kılmaktır” diyor.

Elgiz çiftinin koleksiyonlarında yer alan Julian Schnabel, Abdurrahman Öztoprak, Jan Fabre, Çağdaş Erçelik, Azade Köker, Burhan Doğançay, Eric Fischl, Tracey Emin gibi sanatçıların eserlerini görenler, “Ne uyanıkmışsın, pahalanmadan eserleri toplamışsın” yorumu yapıyorlarmış. Haksız sayılmazlar.

Çift bugüne kadar koleksiyonlarındaki hiçbir eseri satmamış, o yüzden kârlılık refleksiyle hareket etmiyor. Ancak yine de hatırlatmakta yarar var. Çağdaş sanat düyada en parlak günlerini yaşıyor.

Edvard Munch’un, “Mona Lisa”dan sonra dünyada en çok bilinen “Çığlık” tablosu, 2012 yılında 119.9 milyon dolara satıldığında, bu bir rekordu. Geçtiğimiz günlerde Paul Gauguin’in “Tahitili Kızlar” tablosu tam 300 milyon dolara satılarak çağdaş sanatta yeni bir rekora imza attı.

Can Elgiz ilginç bir benzetme yapıyor: “Reklam ve tanıtım harcaması yerine müzecilik yapıyorum.”

Elgiz çifti bize devletten tek kuruş destek almadan da sanatın desteklenebildiğini gösterdi.

Tek sorun, halkımız sanatın farkında değil. Dört gözle kapının önünden geçenlerin bir gün “Acaba içerde ne var” diye meraklanıp müzeden içeri adım atmasını bekliyorlar...

ASKON’dan TOBB’a derebeylik eleştirisi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) mevzuatında değişikliğin gündemde olduğunu önceki yazımda belirmiştim. Buna göre TOBB’a bakanlık tarafından atama yapılan “etkin” bir genel sekreterlik modeli düşünülüyor.

Hükümete yakınlığıyla bilinen iş dünyası örgütü Anadolu Aslanları İşadamları Derneği’nin (ASKON) Başkanı Mustafa Koca, “Bugünkü haliyle TOBB ve TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) ne kadar sivildir” sorusunu yöneltip yorumunu paylaşıyor:

“TOBB’a üye olmadan ticaret, TİM’e üye olmadan ve aidat ödemeden (üyelik ve nisbi aidat) ihracat yapamazsınız. Ekonomi ve maliye dilinde bu gelirlere ‘parafiscal gelir’ derler ve bunlar kamu geliri sayılır. TOBB ve TİM’e zorunlu üyeliği kaldırıp gönüllü yapalım. İhracetta nisbi aidatı kaldıralım. O zaman TOBB ve TİM sivil kuruluş olur. Bu haliyle değil. Bunlara ilaveten ticaret ve sanayi odaları ile ihracatçı birliklerinin derebeylik olduğunu sanırım anlatmaya gerek yok.”

Koca’nın sözleri kulağa hiç yabancı gelmiyor. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin de benzer ifadeleri medyaya yansımıştı.

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Ziyaretçi
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Pazartesi 13 MPH 30°
Güneşli