Sandberg'in reçetesi kadınlara merhem olur mu?
Sabah 09.00'da salona girdiğimde, karşılaştığım zirvedeki işkadınlarından, "Bu kadın yalnızca bir şirket lideri değil, aktivist; yarın siyasetçi olabilir" sözlerini duyuyordum.
Shangri Bosphorus Otel'de Vodafone ve General Electric'in sponsorluğunda Ekonomist Dergisi'nin düzenlediği CEO Clup toplantısına konuşmacı olarak katılan Facebook Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü (COO) Sheryl Sandberg'den söz ediyorlardı...
Sandberg'in internette paylaşılan "TEDTalk" konuşması yeterince ilgi çekiciydi. Ardından 50 ülkede çevirisi yapılan ve Türkiye'deki okura CEO Plus tarafından "Sınırlarını Zorla" adıyla sunulan "Lean In" kitabı piyasaya ilk çıktığında, Amerika'da epey tartışma çıkarmıştı.
Kimi yazarlar, toplumsal şartlanmaları yıkmaları için kadınlara görev yükleyen ve yıllık geliri 30 milyon doları aşan Sandberg'i, "Ekmek yoksa pasta yiyin" diyen Maria Antoniette'ye benzetecek kadar acımasız eleştiriler yönelttiler.
Pek çok yazar da Lean In'i "Feminist manifesto" olarak tanımladı.
Sandberg ise ne yaptığını kitabının önsözünde açıklıkla söylüyordu:
"Bu kitabı, türü ne olursa olsun, kendi alanında en yükseğe çıkmak ya da herhangi bir amaca güçlü bir şekilde ulaşmak isteyen her kadın için yazdım. Bu kitabı aynı zamanda bir kadının - iş arkadaşı, eş, anne veya kız çocuğu - neler yaşadığını anlamak ve eşit bir dünya yaratmakta kendine düşeni yapmak isteyen tüm erkekler için yazdım."
Kadınların güçlenmesinde, "özgüvensizliği" öne koymanın sorunlu olduğu bir dünyada yaşadığımızı Sandberg bilmiyor mu? Bal gibi biliyor. O nedenle de Afganistan da yaşamadığımıza şükretmekle yetiniyor.
Türkiye ile ilgili olumlu atıfları, Atatürk Türkiye'sinden yapıyor. 1934 yılında kadınlara tanınan seçme ve seçilme hakkı ve 2 yıl önce düzenlenen kadın cinayetleri yasasına umutla yaklaşıyor.
Kendi ülkesinden de örnek veren Sandberg, "Amerika'da erkek ile aynı işi yapan bir kadın yüzde 10 ile 25 arasında değişen oranlarda daha az ücret alıyor" diyor.
Fortune 50 ye giren "Dünyanın En Güçlü İşkadınları" listesinin ilk 5 inde kendisine yer açabilen bir kadın.
Sandberg konuşmasında bilgisayar bilimleri alanında çalışan kadın sayısının yüzde 35'lerden yüzde 13 lere gerilediğini ve Silikon Vadisi'nde kadın istihdamının düştüğünü söylüyor.
Kadın ve erkeklerin iş hayatlarında farklı davrandıklarını, ABD'de yapılan istatistikle örnekliyor: İşi girerken erkeklerin yüzde 57'si maaş pazarlığı yaparken, kadınlarda bu oran yalnızca yüzde 7...
Sandberg in önermeleri çok açık; özetle aktarıyorum...
Masaya oturmaktan çekinmeyin: Facebook'ta yaptığımız kahvaltılı toplantıya çoğu erkek 15 kişi katılmıştı. Kadınlar tabaklarını alıp geldiklerinde masanın merkezine değil, kenarlara yerleştiler. Eğer
bir erkeğe başarısının nedenini sorarsanız, o size doğuştan gelen yeteneklerini anlatır. Bir kadına bunu sorduğunuzda ise, çoğunlukla başarısını dış faktörlere bağlar ve çok çalıştığını, şanslı olduğunu veya destek aldığını söyler.
Vaktinden önce işi bırakmayın: Sadece gerçekten çok geçerli bir nedeniniz olduğunda, mesela çocuk yaptığınızda-o da kısa bir süreliğine- kariyerinize ara verin.
Herkes tarafından sevilmeyi beklemeyin: Bir kadın başarılı olduğu ve yönetici seviyesine yükseldiği zaman, çevresinde onu sevmeyenlerin sayısı artar. Hem başarılı olup hem de herkes tarafından sevilmeyi beklemeyin.
Eşinizden gerçek bir eş yaratın: Bir kadının kariyerindeki en önemli tek bir karardan söz edeceksek, hayat arkadaşını seçmek olduğuna inanıyorum. Eşinin tamamen desteklemediği tek bir kadın tanımıyorum ki üst düzey pozisyona sahip olsun.
Kadın güçlenmesi iki seçimden geçiyor: Birincisi eğitim, kreş, eşit işe-eşit ücret, iş fırsatları veren
sosyal devlet; ikincisi "hayırlı" bir koca... Devrim budur! Gerisi; elitlerin, kendilerinden daha az hırslı kadınlara ilham vermekten öte gitmez. Sandberg in yaptığı da bundan ibarettir.