Son Dakika
13.03.2018 - 03:42 | Güncelleme:

Neyin nefreti neyin öfkesi bu?

 

ZATEN biliyorduk ülke olarak siyah ile beyaz ayrımının nasıl olduğunu yansıtacak derecede kutuplaştığımızı ama bu son uçak kazası vesilesiyle gördük ki artık ortak değerlerimizi de tamamen yitirmişiz. Şundan eminim ki, her ne olursa olsun, yani birbirimizden ölesiye nefret etsek, birbirimize tahammülde son noktada olsak bile ansızın gelen bir acı haber, yaşanan ölüm ya da ölümler karşısındaki o ağır, vicdanlı, merhametli duruşumuz yok artık!

Toplum olarak o kadar ayrışmış ve öyle savrulmuşuz ki, ölüm karşısında bile; “bizler ve ötekiler” ayrımını çok rahat dile getirebiliyoruz... Neden böyle diyorum, anlatayım...

Bildiğiniz gibi çok acı, çok trajik bir kaza yaşandı pazar akşamı. Ben de bu korkunç kazadan tüm Türkiye gibi www.haberturk.com’un son dakika mesajı sayesinde haberdar oldum. Ve kısa bir süre geçtikten sonra aktarılan ayrıntıları takip etmek için girdiğim sosyal medyada, kazada hayatını kaybeden insanlarla ilgili karşılaştığım yorumlara ise inanamadım.

Düşünün... İçindeki 11 gencecik kadını İstanbul’a getiren özel jet, İran’da dağa çakılmış... Ve o 11 insanın anasının, babasının, eşlerinin, çocuklarının, kardeşlerinin, bütün sevenlerinin yüreğine ateşler düşmüş, ama birileri neyin hıncı ve öfkesiyle bilmiyorum, sosyal medyada aklına geleni yazıyor.

Neden? Çünkü efendim düşen jetteki o insanlar, aralarında hepi topu 1 ay sonra evlenecek olan arkadaşlarının kına gecesi de diyebileceğimiz bekârlığına veda partisi için gittikleri Birleşik Arap Emirlikleri’nden dönüyorlarmış. İnanamadım yapılan yorumlara.

O yorumlara baktıkça kendi kendime, “Nasıl bir ülkede yaşıyoruz Allah’ım? Nasıl biz bu hale geldik?” demekten nevrim döndü. İşin garibi bu tür yorumları yapanlar, tek bir görüşten insanlar falan da değil. Bu akıllara ziyan yorumları yapanların profillerine göz attığımda kiminin Müslüman muhafazakâr, dindar kiminin ise her fırsatta, “Önce insan” diye bağıran sosyalistler olduğunu gördüm.

O acımasız, alçakça bulduğum yorumları buraya taşıyıp bir de ben ekmeklerine yağ sürmeyeceğim ama gerçekten çok üzüldüm. Hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin diyorum. Ailelerine sabır diliyorum, ama bu vesileyle de bu toplumun ayrışmasında, ülke insanının merhamet denilen o ortak değeri bile kaybetmesine sebep olanlara seslenmek istiyorum: “Haberiniz olsun... Biz biz değiliz artık!”

***********

AYKUT ERDOĞDU’DAN ÇARPITMADAN CEVAP BEKLİYORUM!

ŞUNU kesin olarak anladım ki; CHP’nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu sadece rakamları değil, kendisine yapılan itirazları da çarpıtma konusunda mahir bir isim! Dediğim şuydu: “Erdoğdu’nun AK Parti iktidarı döneminde Türkiye’nin dış borçlanma ve faiz borcu için tarih aralığına 2002 yılını dahil etmesi yanlıştır. Erdoğdu bu yanlışı kamuoyunda ters algı oluşturmak için bilerek, kasıtla yapıyor ve bu da muhalefete hiç yakışmıyor.”

Soruyorum şimdi; siz Aykut Bey’in yerinde olsaydınız bu itirazıma nasıl bir cevap verirdiniz? Ya “Evet 2003 yılına 1 ay gibi bir zaman kala AK Parti iktidar olmuştur, ama sonuçta teknik açıdan bu tarihin hesaba katılması bir zorunluluktur!” ya da “Evet, pardon yanlış olmuş. 2002 yılının çıkarılıp yeniden bir hesap yapılması lazım!” derdiniz.

Değerli okurlarım... Maalesef itirazımın cevabı bu kadar basitken Sayın Erdoğdu buna cevap vermek yerine Twitter hesabından şunları yazdı: “Hanımefendi, rakamlar Merkez Bankası’ndan... Biz bu rakamları kullandık. Rakamlarla oynama varsa Merkez Bankası Başkanı’na başvurunuz!”

Lütfen elinizi vicdanınıza koyunuz ve söyleyin. Şimdi bu açıklama, benim itirazımın tam karşılığı mı? “Niye 2002’yi dahil ettiniz?” eleştirime cevap bu mu olmalıydı?

Sırf emin olmak ve sizlere doğru bir referans vermek için dün objektifliği ve hakkaniyetliliği asla tartışılamayan ekonomi yazarımız Abdurrahman Yıldırım’ı aradım. Ona sordum Aykut Erdoğdu’ya yaptığım itirazımda haklı olup olmadığımı...

“Haklısın” dedi ve şunları ekledi: “AK Parti’nin 2002 Kasım’da iktidara gelmesine rağmen hesaplamalara 2002’nin dahil edilmesi yanlıştır. Sonuçta 2002 bütçesini hazırlamayan bir hükümeti o bütçeden sorumlu tutmak doğru değil!”

Sonra da Türkiye’nin dış borçlarına ve ödediği faizlere dair yorumunu almak istedim. Sorum şuydu: “AK Parti iktidarı döneminde gerçekten de önceki yıllara rağmen çok fazla mı faiz ödüyoruz?”

“Hayır!” dedi Yıldırım ve şunları söyledi: “Söz konusu faiz ödemesi ise AK Parti dönemini bu konuda kutlamak lazım. Zira 2002 yılında % 14 olan faiz ödemesi oranı, 2017’de % 1.8’e düşmüştür. Böyle bakılırsa yanlış olur. Bir de şunu söylemem lazım. Kim gelirse gelsin ülkenin başına bu mevcut sistemde dışarıdan borçlanmaması ve buna karşılık faiz ödememesi imkânsızdır. Mesele faiz ödememek ise bu sistemin kökünden değişmesi gerekir ki bunun da olabilmesi çok zor, hatta neredeyse imkânsızdır!”

Özetle, Aykut Erdoğdu’ya tekrar diyorum... O rakamlar doğru rakamlar evet ama mesele rakamların doğruluğu değil zaten... Doğru rakamları bağlamından kopararak kanıt diye sunmanızdır. Rakamların yalan söylemeyeceği kesin, ama rakamları çarpıtmanız da kusura bakmayın muhalif de olsanız etik değildir!

Haksız mıyım?

***********

KÜÇÜK BİR DÜZELTME...

BİR önceki yazımda, CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu’nun AK Parti iktidarını dış borçlar ve faizler konusunda eleştirdiği açıklamasına ekonomist Şefik Çalışkan’ın itiraz ettiğini yapmış, ondan alıntılar yapmıştım. Yazdıklarıma itirazı yok ancak önceki gün uzun bir telefon görüşmesi yaptık kendisiyle ve fark ettim ki o günkü yazımın altına düştüğüm bir not canını sıkmış Şefik Bey’in.

Demiştim ya hani, “Şefik Çalışkan, AK Partili değil, aksine sıkı bir muhalif”. Diyor ki: “Erdoğdu’nun bazı kurumlarımızın ürettiği rakamları çarpıtarak ülkemizin Cumhurbaşkanı’na, kültür, gelenek ve göreneğimizde hakaret anlamına gelen ‘tefeci/faizci’ demesini içime sindiremedim. Bunun için de o itirazı yaptım! Ama bu benim AK Partili olduğumu göstermez. AK Partili değilim, ama sıkı bir muhalif olduğum ibaresi de yanlış. Çünkü gerçek şu ki ben hiçbir partiye üye değilim. Kendimi bu anlamda kategorize etmek istemiyorum. Çünkü ben doğruya doğru, yanlışa yanlış demeyi seviyorum!”

 

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 18 Mart 2018 Pazar 16:52
    Türkiye Cumhuriyeti devletinin izni ve yürürlükteki kanunlariyla varlik bulmus bir kurum veya kurulus eger bir suc islemis veya kanuna aykiri bir eylemde bulunmussa bu, o kurum veya kurulusu denetleyen, vergilendiren veya baska bir sekilde o kurum veya kurulusun faaliyetlerini izlemekle sorumlu olan devlet kurumlarini ve görevlilerini baglar. Devlet, bu kurum veya kurulusla irtibat icinde olan vatandasina denetleme ve sorgulama sorumlulugunu yükleyemez, yüklerse ve suc/suclu bulma egilimine girer ise görevini yapmamanin yaninda vatandasina tuzak kurdugunu da itiraf etmis olur. Birey, dün oldugu gibi yarin da resmi veya özel legal olan her kurum ve kurulusla irtibat kurmaktan korkmaz,korkmamasi gerekir Çünkü birey gücünü de güvenini de kanun ve anayasadan alir.Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti olarak da hep kalacaktir. Devletin ve mülkün mesru dayanagi evrensel ve hukuki normlardir.Yani mesru,evrensel ve hukuki her kanun adalettir. Adalet de mülkün temelidir. KHK'lar ile bir ülke ancak yönetilemez hale getirilebilir. OHAL komisyonunu bir kenara birakin. Birakin, tarafsiz ve bagimsiz mahkemeler hukuk adina,Türk Milleti adina en dogru karari versin.Siyasi iktidarin yaptığı bunca hatalari da telafi etsin, mazlumların mağdurların gözyaşlarına son versin.
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Pazartesi 17 MPH 25°
Kısmen Güneşli