Öne Çıkanlar
Son Dakika
01.11.2017 - 07:10 | Güncelleme:

Balfour Deklarasyonu

 

YARIN Ortadoğu tarihi açısından en belirleyici tarihlerden birisinin yüzüncü yıldönümü. 2 Kasım 1917’de İngiliz savaş kabinesi, tek Yahudi üyesi Herbert Samuel’in itirazlarına rağmen Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour’un imzasıyla banker Roçild’e, Siyonist Federasyon’un dikkatine sunulması talebiyle bir mektup göndermişti. Tarihe Balfour Deklarasyonu olarak geçen bu mektupla Majestelerinin hükümeti “Filistin’de Yahudi milleti için bir vatan kurulmasına olumlu bakmaktadır ve bu hedefin gerçekleşmesini kolaylaştırmak için gayret gösterecektir” diyerek tutumunu netleştirmişti.

Lord Balfour bu vatanın kuruluşuna desteğin, “Filistin’de yaşayan ve Yahudi olmayan toplulukların medeni ve dini haklarına ve herhangi bir başka ülkede yaşayan Yahudilerin hak ve siyasi statülerine halel getirecek bir şey yapılmayacağının açıkça anlaşılması” kaydıyla verildiğini de eklemişti. Majestelerinin hükümeti kendisine ait olmayan topraklarda, henüz orada yaşamayan kişilere bir vatan kurma hakkını tanımış oluyordu. Mektubun yazıldığı tarihte Filistin’deki toplam 660 bin nüfusun 600 bini Müslüman ve Hıristiyan Arap, 60 bini Yahudi’ydi. Bunların da yalnızca bir kısmı Siyonist hareket nedeniyle göç edenlerden oluşuyordu

Avrupalı Yahudilerin milliyetçi hareketi olan Siyonizm bu mektupla uluslararası alanda çok değerli bir meşruiyet ve somut kazanç elde etmişti. İngiltere bir yandan Siyonist harekette vehmettiği güçten yararlanmak istemişti. “Osmanlı İmparatorluğunun Çöküşü: Ortadoğu’da Cihan Harbi” adlı kitabın yazarı Eugene Rogan, İngiliz hükümetindeki bakanların bir kısmının Siyonist hareketin aslında o tarihlerde Avrupa Yahudiliği içinde marjinal bir hareket olmasına rağmen, Yahudi diasporasının ekonomik ve siyasal gücünü temsil ettiğine inandıklarını yazar.

Bu kararla, özellikle ABD’deki etkili Yahudi çevrelerin de desteğinin kazanılacağını düşünmüşlerdir. Aynı beklenti Rusya Yahudileri için de mevcuttur ancak Bolşeviklerin Balfour Deklarasyonu’ndan 5 gün sonra iktidarı ele geçirmeleriyle Rusya zaten savaştan çekilecektir. Balfour Deklarasyonu’na Osmanlı yönetimi kayda değer bir tepki vermemiş ancak Viyana sefir-i kebiri, eski Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa, ABD Başkanı’nın bu harekete destek verdiğini, İngilizleri de ikna ettiğini rapor ederek, Kudüs’ün ne pahasına olursa olsun savunulması gerektiğini önermiştir.

İngilizlerin Balfour Deklarasyonu’ndaki vaatlerinin bir başka nedeni daha vardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortadoğu’daki topraklarını ve Anadolu’nun bir kısmını Fransa ve İngiltere arasında nüfuz bölgeleri olarak paylaştıran Sykes-Picot Anlaşması’nda, Filistin uluslararası yönetime verilecekti. 1917’deki pozisyonları 1916’ya göre daha güçlü olan İngilizler, Süveyş Kanalı’ndaki stratejik çıkarlarını koruyabilmek için Filistin’in önemini daha iyi kavramışlardı.

Bu nedenle savaşın sonunda Filistin’in mutlaka İngiliz denetiminde olmasını sağlamak öncelikleriydi. Bu projede, büyük güçlere bağımlı olan Siyonist hareketi doğal müttefikleri olarak görmüyorlardı. Yani, Rogan’ın bir makalesinde yazdığı gibi, “görünüşte Lord Balfour Filistin’i Siyonist harekete sunuyordu. Aslındaysa, Lloyd George’un hükümeti Siyonist Hareketi, Filistin’i İngiliz yönetimine alabilmek için kullanıyordu.”

Osmanlı hükümeti Balfour Deklarasyonu’nu çok ciddiye almış görünmüyor. Ayhan Aktar ve Ozan Kuyumcuoğlu ile yazdığımız bir makale için yaptığımız araştırma, basında bu konuda hemen hiçbir şey yazılmadığını gösteriyor. Bolşeviklerin iktidarı almasıyla Rusya’nın savaştan düşeceğini gören Osmanlı yönetimi, bu şekilde Almanya’nın Doğu Cephesi’nde rahatlayacağını ve savaşı kazanacağını hesaplamış. O durumda da Ortadoğu’da kaybedilen toprakların da geri alınabileceğini hesap etmiş olmalılar.

Yurtdışında yaşadıkları için meseleye daha kapsamlı bakabilen Hüseyin Hilmi Paşa ve Bern Sefiri Fuad Selim Bey ise, Balfour’un tarihsel anlamını doğru değerlendirmişler. Bâb-ı Âli’ye, Yahudilerin bir kısmının da karşı oldukları bu harekete verilen imtiyazların Müslüman ve Hıristiyan Arap dünyasında çok olumsuz yankı yapacağını ve Osmanlı yönetimini zora sokacağı konusunda ciddi uyarılarda bulunmuşlar.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 02 Kasım 2017 Perşembe 16:31
    ozaman da basin Selaniklilerin elindeydi herhalde, kerizleri uyandirmayin dediler buyuk bir ihtimalle
  • Misafir 02 Kasım 2017 Perşembe 08:44
    evet gercekler boyle yazilir tesekkurler.
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 23:38
    "kendisine ait olmayan topraklar" üzerine (daha savaş sonuçlanmadan) deklarasyon yapma cüreti hayret verici...
  • Misafir 01 Kasım 2017 Çarşamba 21:15
    O zamanki Osmanlı yönetimi hep yanlış düşünmüş,yanlış hareket etmiştir.Bedeli çok çok ağır olmuştur.
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Pazar 11 MPH 16°
Sağanak Yağışlı