Hama-Humus 30 yıl sonra
Giderek vahşileşen Suriye rejimi 1982 yılında 10 bin ile 30 bin arasında insanın öldüğü tahmin edilen Hama katliamının 30. yıldönümünde Humus kentine saldırdı. 30 yıl önce Müslüman Kardeşler’in ayaklanarak kentteki Baas partisi ileri gelenlerini öldürmelerinin ardından rejim tüm şiddetiyle Hama’ya saldırdı. Dönemin Suriye Başkanı Hafız Esad’ın kardeşi Rıfat Esad’a bağlı özel birlikler bir aylık kuşatma, ağır bombardıman ve 16 günlük saldırının ardından Suriye’de neredeyse dokuz yıldır süren iç savaşı bu katliamla bitirmişti.
Hama’da eski şehrin yerle bir edilmesine yol açan başkaldırının önderliği Müslüman Kardeşler’deydi. Hafız Esad katliamdan sonra “Satılmış ve anavatanın düşmanlarına kendilerini bağlamış Müslüman Kardeşler’e bin kere ölüm” deyivermişti. Hama’nın bombardıman altında kaldığı, hastanelere yaralı taşınmasına izin verilmeyen, porselen fabrikasının işkencehaneye çevrildiği, genç kızlara toplu tecavüz edilen 16 gün boyunca yaşananlar geleceğin nefret tohumlarını da ekmişti.
Suriye’den gelen haberler ülkenin bir iç savaş çerçevesine çoktan girdiğini gösteriyor. Gerçi bu gerçekten yola çıkarak Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’ndeki vetosunu iç savaşta taraf olmama kaygısına bağlamak zor. Buna rağmen rejimin son dayanağı Rusya’nın da Beşar Esad ve suç ortaklarına verebileceği destek sınırsız değil.
Rusya’nın Suriye’deki rejimi kollamasının ardında farklı nedenler var. Öncelikle Suriye, Rusya’nın Akdeniz’de üs sahibi olabildiği tek ülke. Ortadoğu’da Sovyetler döneminden kalan müttefiklerin de sonuncusu. Bunun ötesinde Rusya kendisi için önemli olduğuna inandığı bir bölgedeki son müttefikinin kaderinin sadece Batı tarafından belirlenmesini kabul etmiyor. Kendi engelleyici gücünü son ana kadar göstermeye kararlı. İçeride siyaseten daralan Vladimir Putin ABD’ye kafa tutarak Rus seçmenine ne kadar güçlü olduğunu, Rusya’nın prestijini yükselttiğini göstermek istiyor.
Ancak bu hesapların beyhude olduğu da giderek netleşiyor. Kimse Suriye rejiminin daha uzun süre iktidarda kalacağına inanmıyor. Eğer rejim Rusya’ya rağmen dağılırsa o zaman Moskova Esad’ı desteklemenin bedelini ödeyecek ve muhtemelen Suriye’nin Tartus limanını artık kullanamayacaktır.
Amaç Rusya’nın çözümün bir parçası olması gerektiğine herkesi ikna etmekse Moskova’nın bir noktada Esad’a gitmesi için baskı yapması da gerekecektir. Gücünün ötesinde bir inatlaşmaya girdiği takdirde Rusya’nın elindeki kozları kaybetme ihtimali de vardır.
Bunun ötesinde Putin’in Suriye üzerinden Batı’ya kafa tutarak Rus seçmeninin hayranlığını kazanması da çok akıllı bir hesap değil. Dondurucu soğuğa rağmen dün gene yüz bine vardığı söylenen göstericiler Putin aleyhtarı bir yürüyüş yaptılar. Yani Putin’in derdi Şam üzerinden aşılabilecek gibi değil.
Rusların son iddiası Suriye’de bir iç savaşı önlemek istedikleri. Suriye’de iç savaş koşulları hızla derinleşiyor. Mezhepler arası husumet, düşmanlık ve şiddet artışta. Başkent Şam’daki Nusayrilerden köylerine dönenlerin sayısı artan düşmanlık ortamında yükseliyor. Şimdilik kimse iç savaşın yaygın bir şekilde patlayacağını iddia edemiyor zira her şeye rağmen güvenlik güçleri, muhaberat fazla kırılma yaşamadan öldürmeyi sürdürüyor.
Dışarıdan bir askeri müdahale ihtimalinin bugün için söz konusu olmaması rejimi bir ölçüde rahatlatıyor. Esad ülkenin bazı bölgelerinde kontrolü kaybetse bile bunu önemsemez gözüküyor. Buna karşılık Hama, Humus gibi şehirlerde duruma mutlaka hâkim olmak istiyor. Hama’nın 30. yıldönümünde Humus’ta böylesi bir kıyıma gitmesini de bu bağlamda değerlendirmek gerekir.
Bu durumda daha bir süre dünya günde yüz insanın öldürülmesini izlemeyi sürdürecek gibi duruyor.
On gün sonra buluşmak üzere, izninizi rica ediyorum.