• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Umur Talu

Umur Talu

[javascript protected email address]

Bırakın nesil dağınık kalsın!

04 Şubat 2012 Cumartesi, 12:31:21

Hiçbir şey yetiştirmeyin.
Nesil filan yetiştirmeye hiç kalkmayın.
Bugün siz, yarın başkası; sadece hak, hukuk, özgürlük, imkân adalet sağlamaya uğraşsın…
Herkes kendini kendi aklında ve vicdanında yetiştirsin!
Belirli zamanda çocukların, gençlerin “öğretmenleri” olabilir.
Kimi ona ufuk açar, kimi ruhunu karartır.
Kimi sorgulamayı, eleştiriyi, ezber konuşmamayı, farklılıkları kavramayı, çok sese kulak vermeyi, dik durmayı, boyun eğmemeyi, boyun eğdirmemeyi de anlatabilir…
Kimi tam tersine, hepsini yerin dibine batırabilir.
Ama “nesil yetiştirmek”!..
Yok Hocam; kimse kimsenin ebedi terbiyecisi olamaz.
 
***
 
Aslolan vicdan özgürlüğüdür!
Özgür vicdanla, inanmakta, buna değil şuna inanmakta; inanmamakta özgür olur insan.
Devletin, hükümetlerin kabullenmek, saygı göstermek, hukuk sağlamak zorunda olduğu budur.
Vicdanın iç sesine de, dış sesine de hak ve özgürlük!
O yoldan insan ister “muhafazakâr, dindar” olur; ister başka şey.
 
***
 
Kafalarda hep şu var:
Devletin sahibi olmak… O sayede hayatın, insanların, vicdanların da!
Sultana, dini otoriteye karşı “özgürlük” derken “laiklik otoritesi” de bunu yaptı…
“Laiklik” sanılana karşı inanç özgürlüğü diye yola çıkan da oraya vardı.
 “Bir” otoriteye karşı çıkanların çoğu “otoriterliğe” karşı değil!
“Muhafazakâr nesil” yetiştirmeye de gerek yok aslında; ortak mutabakat “muhafazakârlık” zaten.
“Güya cumhuriyetçi” muhafazakârlık yahut “Güya demokrat” muhafazakârlık!
Birbiriyle gırtlak gırtlağa iken dahi; öyle devlet meseleleri, “milli” meseleler, öyle ortak düşmanları vardır ki; o an “hep birlik resim çekinirler”!
Otoriterliğe karşı özgürlükten ziyade; filancanın otoritesine karşı kendi özgürlükleridir; kendi otoriteleri ile berikinin özgürlüğünü sınırlamaktır!
Hele altta gördüklerine karşı, ortak tabiat; itaat, biat buyurmaktır!
 
 
***
 
O yüzden, “Dayatmacı Darbeci Laiklik”in en kadim silahları bugün “Dayatmacı Temerküzcü Muhafazakârlık” silahı olabiliyor kolayca.
YÖK, RTÜK, HSYK vesaire. İlle Diyanet!
Hani “laikliğin dayatma kurumu” Diyanet bizzat laikliğe aykırıydı!
Hani “esas laiklik”; ayrımcı, dışlamacı, inanç dayatmacı olamazdı!
Akşam’da Çiğdem Toker “Bütçedeki dindar nesil”i yazmıştı:
“Sağlık harcamaları düşen devlet bütçesi içinde, Diyanet bütçesinde yüzde 22.4 artış!”
Sadece tek bir inancı desteklemek üzere!
Buna önce kalpten, vicdandan dindarlar karşı çıkmalıydı.
Sadece dün değil, bugün de.
İnancın hor görülmesinden yakınanlar; başka inançlara ve inanmama hakkına da saygılı olabilmeliydi.
“Herkesin vergisi” kimilerini dışlamak için kullanılmamalıydı.
 
***
 
Zaten, “Demokrat nesiller” bile yetiştirmeyin!
Kimseyi kendinize, ötekinize, bir diğerine benzetmeye uğraşmayın.
Kimse kimsenin aklına, kalbine, vicdanına, inancına, fikrine, umuduna, hayaline, ufkuna gölge etmesin!
Ne “dindar nesil” yetiştireceğim diye; ne “kindar nesiller” yaratarak!
“Militer” Talim ile “Muhafazakâr” Terbiye arasına sıkıştırmayın nesilleri; bırakın dağınık, bırakın özgür kalsın.
 
***
 
Çünkü; devlet dayattığında, durumdan vazife çıkaran kurumlar, vatandaşlar, hemşeriler, mahalleliler de bir başkasını talim ve terbiye için seferber olabiliyor!
 
 

 

Haddini bil nesil!

Silahsız öğrenciye örgüt üyeliğinden 13 yıl veren bir “nesil terbiyecisi” burası.
Kolluk ve yargının ölçüsü hemen üniversitede bile benimseniyor.
O yüzden belki de ucuz kurtuldun Mikail!
Bana bir süredir yazıyordu; bu sonucu bekliyor ama yine de ummuyordu. Nasıl tedirgin, nasıl yalnız, nasıl savunmasız, nasıl adaletsizliğe maruz kaldığını anlatıyordu.
Oradaki “akademik, idari heyet” dinlemedi bile.
Sonunda “özgür üniversite” karar verdi.
Dekanı “ekşi sözlük”te eleştirenin peşine düştü Marmara Üniversitesi. Ve bravo, dünyanın en iyi üniversitesi olmayı hak edecek ustalıkla, yakaladı!
Fiilen bir yıl okuldan uzaklaştırdılar Mikail’i.
“Şimdi bursum kesilecek Umur Bey. İfade ve eleştiri özgürlüğü var diye, daha demokratik bir üniversite istemiştim sadece.”
Al sana demokrasi Mikail. Haddini bil ey Nesil!
Fakat…
Bu yazı bu şekilde yazılırken iyi bir şey olmuştu:
Kamuoyunda tartışılması üzerine, Bianet’ten Işıl Cinmen’in haberine göre, üniversite kurulu toplantıyı erkene aldı, Mikail’in cezası bir haftaya düşürüldü.
Hiç değilse!
Haddini yine bilecekti ama hiç değilse yıl kaybetmeyecekti!
 

Diğer Yazıları

Koku: Bir katilin öyküsü

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 11:57
  • [javascript protected email address]
Hüsamettin Yaman yarın, 27 Mayıs'ta 42 yaşında olacak. O gün 22 yaşındaydı. O günden sonra 22 yaşında kaldı. O da yüzlerce "gözaltında, infazda kayıp" gibi, ölü ama yaşıyor; mezarları bir taş, bir dua, bir maşrapa su bulana kadar; katilleri bulunana...
Devamını Oku

Madem öyle; hepimiz figüranız!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 10:28
  • [javascript protected email address]
"Resmen" ve emir komutayla, bir görüntüyle alıp öldürdüğü 34 vatandaşına "figüran" demek, zalimliktir! Artık bize "Mavi Marmara" anlatmayın. Mavi Marmara'yı vuranlar zalimdir... Ama Uludere'de köylüleri bombardıman edip sonra da 34 kişinin öldürülmesinin...
Devamını Oku

Velev ki… Heronumuz, Neronumuz! (Silsile-i meratip)

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:14
  • [javascript protected email address]
1. Kimi ABD'liye göre "Predatör"; kimi Ankaralıya göre "Heronumuz" bir şey belirliyor. 2. ABD'li "Kitle belirledik; gerisini Türklere bıraktık. Predatörü oradan yönlendirmemiş olsala, onların köylü olduğunu saptardı" diyor. 3. Ankaralı "Predatör değil,...
Devamını Oku

Öldürmeyeceksin!..

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 10:28
  • [javascript protected email address]
Boş verin "tinerci-dindar gençlik" diye kafa patlatmayı... Önce, gençlerinizi öldürmeyin. Önce öldürmeyin. Öldürmeyin önce! Çocukları, gençleri bu kadar kolayca boğanların; oturup bilmiş bilmiş, buyurmuş kudurmuş biçimde, onların geleceklerine hükmetme,...
Devamını Oku

Rekordan bir dekor!

  • Yayın Tarihi: 21/05/12 09:07
  • [javascript protected email address]
32 yıl önce, dış yüzünün "bulvar" tebessümünden beklenmeyecek ölçüde, basında ilk kapsamlı "Ekonomi" sayfalarını yapan Günaydın'daydım. Günaydın o vakit gazeteydi; ilave değil! Ekonomi o zaman henüz yeni bir konuydu; ama halksız değil! Necati Doğru,...
Devamını Oku
Tüm Yazıları