Bahçemiz, Çarşımız… Bobomuz, Yobomuz!
Fenerbahçemize zor zamanda bol moral verdiğimiz için memnunuz.
Davetimiz üzerine seyircimizi de götürmüşüz ama yangınımızı çıkarmışız, koltuğumuzu sökmüşüz.
Söz vermişiz, bundan böyle sadece takımımızı seyirci yapacakmışız.
Maçımızı centilmence oynamışız; Fenerbahçemiz kalemize gelince golümüzü yemişiz, Fenerbahçemizin kalesine gidince direğimize vurmuşuz, autumuza çıkmışız, ıskamızı geçmişiz.
Daha çok koşmuşuz, daha çok yemişiz.
***
Yedek sol bekimizden asil sağbek, iki yıldır sakat stoperden vekil sol bek, stoperden orta sahaya beyin, beynimizden tavşan, tavşandan şapka, şapkadan astar, astardan beyaz mendil çıkarmışız.
Fenerbahçemiz tüm sarı veya lacivert yabancılarımızı, hatta yerli sakatlarımızı, ayağının tozuyla Musamızı bile oynatabilirken, sezon başı yabancılarımızdan Guti (çoktan Gutti), Sidnei (Sidney’de olmalı), Bebe (henüz emekliyor), Alves (aldık ama yetmez), Quaresma (kırmızı karizma), Fernandes (atıldığı, cezalı olduğu üç maçta üç mağlubiyet kesmez), Almeiddaamızı (Hugo işte!) Fenerbahçemize karşı oynatamamışız.
Fenerbahçemiz sahaya 6 artı 2 yabancımızla çıkabilirken, biz 6 artı 1 yabancımızı oynatamamayı becermişiz.
Lakin Avusturya’dan üç, Avustralya’dan bir yerli oyuncuyla Kartal görünümlü Serçe yaratmışız.
Golcümüz Bobomuzu yollayıp Yobomuzdan golcü çıkartmışız.
***
Fenerbahçemizi sadece neticemiz için değil, son saniyede milli etmeden maçımızı bırakmadığımız Sowumuzu Lille’imizden ilimize getirdiği için de takdir ederiz.
Villalı Agbonlahor, Ganalı Agyemangbadu, Gabonlu Aubemeyang, Mbanangoye transfer edilse başlık atarken zorlanacak olan; şiire dilli, çok esprili fitbol medyamızdaki İsa’ya da Musa’ya da, “Şowlu” yaratıcı başlıklar için ne güzel hareket yapmışız.
Siporcunun, idarecinin, gastecinin zeki, çevik ve ahlaklısını sevmişiz!
Ezeli rekabet, ebedi dostluk, sınırsız aşkımız.
Aşk-ı memnumuz!
***
Fenerbahçemizden önce bizi sıraya dizenleri bu hafta üzenleri;
Sekiz maçta tek galibiyetini armağan edip puansızlık rekoruna son verdiğimiz, tek pozisyon bile bulamadan yenildiğimiz Mersinimize 5 atan Sivasımızı;
Memleketi Sivasımıza 44 gollü futbolu oynatan; bir kısım Fenerbahçemiz tribünümüzün, hatırla sevgili formatındaki o 3-4’lük inadına maçta, “Rıza Efendi iki ekmek getir” diye aşağıladığı muz orta harbi efendi kaptanımızı;
İki maçta tek gol atamadan yenildiğimiz Kayserimizi iki maçta da yenip şimdi üçleyen, zaten bizi de, bizzat kendimiz iki sıfır öne geçmişken arkada dörtleyen Gençlerbirliğimizi de tebrik ederiz.
Play’i bilmeyiz ama kesin off çekeriz!
***
Tüm Fenerbahçemiz kadar, bilhassa en büyük Fenerbahçelilerimizi…
Zor günler geçiren Sayın Büyükanıtımızı…
Zor günler geçirten Sayın Başbakanımızı…
Kendisi içeride, fikirleri içimizde olan Sayın Başkanımızı da kutlarız!
Yeri gelmişken…
Aynı evrende, aynı gezegende, aynı çağda, aynı tarih ve aynı günde, aynı esnada, sadece GMT iki saatlik bir milim dilim önce;
Yine biri seyirci dört hakem, iki bayrak, bir düdük, tek topla; yine şort, konç, formayla; yine iki kol, iki bacak, bir de kafalı 22 elemanla sahaya çıkan Chelseamiz ile Manchester Unitedimizin birbiriyle oynadığı da futbolsa eğer;
Yana yana, döne döne, döve döve oynayıp izlediğimizi futbol diye ölümüne sevebilmiş, kanarya ya da kartal, kulunuz dahil tüm kuşlarımıza da falsolu bravomuzu yollarız!
Not: Dünyamızda, memleketimizde, konu komşumuzda, sizde, bizde hiç sorun yokken, bugün canımız önemli bir kitlesel meselemize değinmek istedi!