Katliamları da onlar yaptı!
Başbakan’ın “Dindar nesil” alternatifi diye, “Tinerci, isyankâr gençlik mi istiyorsunuz” demesi, öteki çocuklar bir yana, “tinerci çocuk” için de acımasız!
Nasıl “dindar, muhafazakâr” olmayan tüm çocuklar “tinerci” olmadıysa; bu çocuklar “dindar, muhafazakâr” olmadığı için “tinerci” olmadı.
Tiksinmeden, ürkmeden iki çift laf edebilseniz, birçoğunun “muhafazakâr” ama sarsılmış, dağılmış, yoksul, şiddet dolu, göç, açlık ve yoksunlukta savrulmuş ailelerden geldiğini dinlersiniz.
Mesele inançları, inançsızlıkları değil; imkânsızlıkları, istismar edilmişlik ve itilmişlikleri, şiddetten şiddete fırlatılmaları, bir cenderenin içinden çıkamamaları.
“Yaşamak istiyoruz biz de. İyi şeyler görmek istiyoruz. Hayat istiyoruz. Daha çok şey öğrenmek istiyoruz. Milletin artıklarını topluyoruz. Şerefsizlik yapmıyoruz, karton topluyoruz. Bizi böcekler, akrepler yiyor. İnsan kendine neden zarar versin; bu tiner kağıt gibi eritiyor. Biz de iki dakikada yok oluyoruz. Yok olmak istemiyoruz. İnsanlar bizden kaçıyor. Bizi insan bilmiyor” diye haykırabilen bir çocuğun çığlığına, bir devletin cevabı, “Seni dinsiz” olabilir mi!
***
“Büyüklere isyankârlık”a gelince;
“Muhafazakârlık”ın demokratlıkta zorlandığı kilitlerden biri.
Bir düşünsen; inanç da, din de hiç değilse başlarda: büyüklere, hakim inançlara, hakim düzene “isyankâr”.
İsyan etmese, sesini duyabilir misin Filistinli çocuğun?
Otoriteye, “büyükler”e isyansız değişim olur mu?
İsyansız kölelikten çıkılır mı; rengini, haysiyetini, şahsiyetini aşağılayana isyan etmeden insan olunur mu?
“Büyüklere isyankâr” da olmadan; bilgi sanılan hurafe; kader sanılan tahakküm; makul görülen zulüm biter mi?
Firavun, despot, kral, şah, sultan, diktatör devrilir mi?
Bizatihi AKP bile “büyüklere isyankârlık”tan çıkmadı mı? Kimi “talebe”nin Hoca’ya; kimi eşin kocaya; kimi evladın anaya, babaya; kimilerinin bürokratik, askeri, ekonomik, sosyal, kültürel otoritelere; cemaat ve cemiyet büyüklerine isyankârlığıyla doğup büyümedi mi?
Sonra…
Gülen ABD’den, “Mavi Marmara Katliamı” için, İsrail’den müsaade tavsiyesiyle, “Otoriteye başkaldırmamak gerekirdi” diyebildi…
Erdoğan buradan, hem de başörtülü kızlara, inanç sahiplerine dayatmalar ve buna isyandan da bahsettiği konuşmada, bir kez “otorite” olmanın kıvancıyla, “büyüklere isyankârlık”ı lanetleyebildi.
***
Doğru, “Tinerci çocuklar” da cinayet işledi.
Ama en çok kendilerini öldürdüler; erittiler. (Bir de, “tinerci” değil, “tinerli çocuklar” var. Pis, istismarla örülü, çocuk emeği yutan atölyelerde; yoksul ya da zengin müşteri için ciğeri, bedeni zehir dolan; bazen boğulan, yanan, bazen kanserle büyüyenler!)
Katliamların, suikastların, alev alev yakılan insanların, pusuların, bombaların, bombardımanların, toplu mezarların, işkencelerin, hiçbirini de onlar yapmadı.
Velev ki “dindar olmasınlar” veya “dindar olsunlar”!
Ayıptır, günahtır; diğer çocukları bu çocuklardan, onlara benzettiklerinden tiksinmeye sürükleyecek merhametsizliktir!
Pamukova, yamuk hukuk!
Evrensel iyi bir başlık atmıştı:
“Pamukova’da da örgüt bulunamadı!”
Zoraki hızlı trenin mukadder kazası: 41 ölü. Zamanaşımı.
Hızlı Tren, böyle olmalı. 41 ölüyü hızla bu dünyadan götürüp onca zaman sonra da, sorumluları bu zamana, devlet büyükleri olarak taşımak.
Bir süratli tren var; bir de suratsız olan!
Tren ne etsin; katar katar katliamlar bile zamanaşımıyla birer geçmiş olsuna dönüşmüşse!
Milli takım!
Siz kimi tutuyor, hangisine kızıyorsunuz?
Wikileaks’te, ABD elçiliğine özel rapor verdikleri anlaşılan “milli değerlere bağlı, bir nevi Türk-İslam sentezci” polislere mi?
ABD’de düşünce kuruluşlarında darbe senaryoları yapan, kanka olup neo-con şahinlere Harp Akademisi’nde ders verdiren “cumhuriyetçi, ulusalcı” paşalara mı?
Karakterleri bağımsızlık olan bu bağımsız karakterler arasından kendi idolünüzü seçiniz!
Belki de çoktan seçtiniz.