• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Umur Talu

Umur Talu

[javascript protected email address]

Herkesin özel yetkili onuru var!

11 Şubat 2012 Cumartesi, 12:42:51

Hükümet bir baktı…
Kendi imalatı kanunlarla…
Kendi icraatı özel yetkili mahkemeler…
Kendi başucundaki insanları da vuruyor.
Şimdi, hiç değilse onları kollayabilmek için, onları da kolalayan, kullayan hükümleri değiştirmek istiyor!
 
***
 
Trabzon’dan bir tetikçi çocuk…
Beyaz beresi kafasına geçirilip eline de silah verildiğinde…
Öyle örgütsüz mörgütsüz…
Teklifsiz vicdansız…
Şişli’de bir apartman önünde, ayakkabı altı delik ama kalbi kocaman adamı devirdiğinde…
Örgütsüz örgütün içtihadı, iktidarın çıkardığı kanunların o adamı zaten “Türk düşmanı” ilan edip mahkum kılmasıydı.
 
***
 
O yüzden…
Kanun yaparken “Kanuni dizisi” seyretmeyip aklını, fikrini, fikrinin ince gülünü açık tutacaksın.
Diyeceksin ki…
Onlarınki de can…
Onlarınki de canan…
Onlarınki de hayat…
Onlarınki de haysiyet!
 
***
 
Sonunda cümbür cemaat sizi de kuşatana kadar, belki bir sürü doğru yanında yığınla yanlış, yığınla taammüden de iş yaptı bu özel yetki meselesi.
Bizim sevdiğimiz, berikinin eşi, onun babası, ötekinin kardeşi, kiminin komşusu, birçoklarının arkadaşı, üniversitedeki çocuklar böyle pattadanak alınıp bazen suçu bile söylenmeden bir “darbe, tezgah, komplo, örgüt” havuzuna; unutmadan söylemeli, hakikaten kirli işlerin ciddi şüphelileriyle birlik atıldı.
Bir bakanın demeye getirdiği gibi, “Ayrık otu bulmak için tüm yeşillikler yolunarak”.
Ama icranın nasıl hakkı, hukuku, özgürlüğü var ise…
Büşra’nın da var, Ragıp’ın da, Ahmet’in, Nedim’in, birçoklarının.
Nasıl devlet namına birileri birileriyle görüşmeyi lüzumlu hissedebilirse; insanlık, hak, hakkaniyet, gazetecilik, akademisyenlik, özgürlük, vicdan, siyaset, sivil toplum namına birileri de birileriyle konuşmayı, görüşmeyi, tartışmayı, buluşmayı lüzumlu görebilir.
O yüzden…
Artık kafanıza dank etmişse…
Hadi size kolay gelsin!
Yok hala…
İktidar savaşınızda hak, hukuk arayıp iktidar olmayan başkalarına balyoz vurulacaksa…
Koyverin gitsin!
Nasıl iti ite, biti bite kırdırmak makul bir ahlak sayılmışsa; miti de mite kırdırıverin.
Devleti hepinize yetecek kadar büyük tutun; insanı iyice küçültün, ufalayın!

 
 
 
Eskort gazetecilik!
 
28 Şubat, 2002 öncesi ve hemen sonrası…
“Muhafazakâr medya” hissiyatı; kenardalık, halkın önemli kısmıyla birlikte yaşanan o duygu: İtilmişlik, hakkının, hukukunun bastırılması; büyük yaygaraların gürültüsünde nefesinin kaybolması…
“Kibirli cumhuriyetçilik… Buyurgan ordu… Mağrur büyük sermaye… Şımarık büyük medya” karşısında ötekileştirilmiş olmaktı.
Doğrusu, muhalif, özgürlükçü, demokrat olmaktı!
Fakat insan bir kez haklar, özgürlükler, bağımsızlık, muhaliflik adına önemli deneyim yaşamışsa; yahu bu içine işler…
Kolay vazgeçemez, kolay sıyrılamaz, kolay sıyıramaz.
Sırf kendine yontmaz!
Nitekim kimi; hem insanlık, hem gazetecilik timsali, aynı yerde durmaya uğraşıyor.
Ama maalesef birçoğu; muhaliflikten ziyade, cemaatçilik, iktidarcılık sayesinde gücü sevdi; gücün yanından konuşmayı, güçlüyle buluşmayı, güç göstermeyi, güçlüye yamanmayı, güce, kudrete, kibre “embedded”, yani ilişmiş, iliştirilmiş, yapıştırılmış, teğellenmişolmayı seçti.
Aynı madalyonun öteki yüzündeki “darbesever, dışlayıcı, yılışık, yapışık” suretler gibi.
İş şimdi “iktidar koalisyonu iç savaşı”na gelince de bir saniye duraklamadı aportlu, akortlu eskortlar.
Bu kez birçoğu kendi mangasından, kendi obasından, kendi klanından, kendi klaksonundan ötekine salladı.
Hakikatten, hakkaniyetten ziyade; kendi cephesinin sesi, nefesi, neferi halinde.
Tamam da…
Bu kadar sekülerlik de fazla Hocam!

Diğer Yazıları

Koku: Bir katilin öyküsü

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 11:57
  • [javascript protected email address]
Hüsamettin Yaman yarın, 27 Mayıs'ta 42 yaşında olacak. O gün 22 yaşındaydı. O günden sonra 22 yaşında kaldı. O da yüzlerce "gözaltında, infazda kayıp" gibi, ölü ama yaşıyor; mezarları bir taş, bir dua, bir maşrapa su bulana kadar; katilleri bulunana...
Devamını Oku

Madem öyle; hepimiz figüranız!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 10:28
  • [javascript protected email address]
"Resmen" ve emir komutayla, bir görüntüyle alıp öldürdüğü 34 vatandaşına "figüran" demek, zalimliktir! Artık bize "Mavi Marmara" anlatmayın. Mavi Marmara'yı vuranlar zalimdir... Ama Uludere'de köylüleri bombardıman edip sonra da 34 kişinin öldürülmesinin...
Devamını Oku

Velev ki… Heronumuz, Neronumuz! (Silsile-i meratip)

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:14
  • [javascript protected email address]
1. Kimi ABD'liye göre "Predatör"; kimi Ankaralıya göre "Heronumuz" bir şey belirliyor. 2. ABD'li "Kitle belirledik; gerisini Türklere bıraktık. Predatörü oradan yönlendirmemiş olsala, onların köylü olduğunu saptardı" diyor. 3. Ankaralı "Predatör değil,...
Devamını Oku

Öldürmeyeceksin!..

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 10:28
  • [javascript protected email address]
Boş verin "tinerci-dindar gençlik" diye kafa patlatmayı... Önce, gençlerinizi öldürmeyin. Önce öldürmeyin. Öldürmeyin önce! Çocukları, gençleri bu kadar kolayca boğanların; oturup bilmiş bilmiş, buyurmuş kudurmuş biçimde, onların geleceklerine hükmetme,...
Devamını Oku

Rekordan bir dekor!

  • Yayın Tarihi: 21/05/12 09:07
  • [javascript protected email address]
32 yıl önce, dış yüzünün "bulvar" tebessümünden beklenmeyecek ölçüde, basında ilk kapsamlı "Ekonomi" sayfalarını yapan Günaydın'daydım. Günaydın o vakit gazeteydi; ilave değil! Ekonomi o zaman henüz yeni bir konuydu; ama halksız değil! Necati Doğru,...
Devamını Oku
Tüm Yazıları