Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Burası, onca karamsarlıklarına, kara haberlerine, kara yazılarına, karanlıklarına rağmen, esasta bir umut kuyusudur; karasevdası inadına umut olan.

        Yazdığım her şey, ne kadar kötü olursa olsun, değişebileceğine, değiştirilebileceğine dair benim de umudumdur.

        Acılarından nice umut doğuranların dalculuklarına dairdir.

        Öğrendiğim, anlamaya çalıştığım, anlatmaya uğraştım her insan; kendisinin, bazen hayalinin ya da bir başkasının umuduna, bir başkasında umuda kapı açsın diyedir.

        Bir sürü şeyi duyamam…

        Bir sürü şeyi göremem…

        Bir sürü şeyi bilemem, anlayamam, kavrayamam…

        Ama iki soru, bir sorgu, üç cümle, beş kelime bir hakikate, hakkaniyete hizmet etsin isterim.

        Fakat inancım bir de şu oldu:

        Bazen içimde yorucu oldu.

        Bazen başkasına kırıcı oldu.

        Bazen hayal kırıklıklarıma sebep, bazen tereddütlerime neden, bazen tanıdıklıklara dahi son oldu.

        İnsan…

        Özgürlük meselesini, kendisinin muktedir, güçlü, hakim olduğu anlarda; kendi ruhunun, vicdanının, eyleminin hürriyetinde halledememişse; onun kovaladığı, talep ettiği, arz ettiği, üstüne bir araba laf ettiği özgürlük; biraz lüklük oluyor!

        İnsan…

        Demokrasi meselesini, kendisinin muktedir, güçlü, hakim olduğu anlarda; kendi ruhunun, vicdanının, eyleminin her hattında sindirememişse; onun anladığı, anlattığı, bahsettiği, bahşettiği, bir araba laf ettiği demokrasi; biraz mokmok kalıyor!

        İnsan…

        Hakkaniyet ve adalet meselesini, kendisinin muktedir, güçlü, hakim olduğu anlarda; kendi ruhunun, vicdanının, eyleminin her sathında hatırlayamamışsa; onun lütfettiği, üflettiği, püflettiği, niyet vazettiği hakkaniyet ve adalet; biraz kül, biraz duman, biraz kan kokuyor!

        İnsan…

        Uzatmayayım…

        “Hakikat”i de Leylâ Erbil’in “Kalan”ından yazayım:

        ***

        “gerçi insanın hakikatinin bulunabileceğini sanmasam da pek

        onu aramaya çıktığımı itiraf etmeliyim size sevgili okurlar

        günah çıkartır gibi

        bir insanın günah çıkartırken bile söylediklerine inananlardan değilken

        yazmak böyle bir şey belki de

        hakikat diye bir şey olamayacağının bilinciyle

        hakikatin öznellikte mi olduğunu

        sorumlulukta mı

        insanın en temel varlığının kayboluşuyla yitip gittiğini mi

        toplumla senin yaratılışın oluşun arasındaki ipliklerde mi gerili durduğunu

        düpedüz özgürlükte mi olduğunu bilmeden

        sözcüklerden örülü bir metin

        hakikati ne olabilir bu metnin

        metnin içeriği

        metnin içeriği

        metnin içeriği

        yazarın yakıştırmasıyla

        hakikati ele geçirme çabasından başka

        ne olabilir

        ele geçirilemez olduğunun bilinci

        yazarın hakikati

        yazdığı metin mi

        metnin hakikati

        yazarın özü mü

        tözü mü

        hakikatin metni

        yazarınki mi

        ne olursa olsun

        bu şimdiden

        tıka basa şüpheyle doldurulmuş kuyudan çıkmak için

        çocukluğa

        daha da dibe

        toprağın altına inip binip göreceğim”

        Diğer Yazılar