Tıka basa şüpheyle doldurulmuş bir kuyudan çıkmak için
Burası, onca karamsarlıklarına, kara haberlerine, kara yazılarına, karanlıklarına rağmen, esasta bir umut kuyusudur; karasevdası inadına umut olan.
Yazdığım her şey, ne kadar kötü olursa olsun, değişebileceğine, değiştirilebileceğine dair benim de umudumdur.
Acılarından nice umut doğuranların dalculuklarına dairdir.
Öğrendiğim, anlamaya çalıştığım, anlatmaya uğraştım her insan; kendisinin, bazen hayalinin ya da bir başkasının umuduna, bir başkasında umuda kapı açsın diyedir.
Bir sürü şeyi duyamam…
Bir sürü şeyi göremem…
Bir sürü şeyi bilemem, anlayamam, kavrayamam…
Ama iki soru, bir sorgu, üç cümle, beş kelime bir hakikate, hakkaniyete hizmet etsin isterim.
Fakat inancım bir de şu oldu:
Bazen içimde yorucu oldu.
Bazen başkasına kırıcı oldu.
Bazen hayal kırıklıklarıma sebep, bazen tereddütlerime neden, bazen tanıdıklıklara dahi son oldu.
İnsan…
Özgürlük meselesini, kendisinin muktedir, güçlü, hakim olduğu anlarda; kendi ruhunun, vicdanının, eyleminin hürriyetinde halledememişse; onun kovaladığı, talep ettiği, arz ettiği, üstüne bir araba laf ettiği özgürlük; biraz lüklük oluyor!
İnsan…
Demokrasi meselesini, kendisinin muktedir, güçlü, hakim olduğu anlarda; kendi ruhunun, vicdanının, eyleminin her hattında sindirememişse; onun anladığı, anlattığı, bahsettiği, bahşettiği, bir araba laf ettiği demokrasi; biraz mokmok kalıyor!
İnsan…
Hakkaniyet ve adalet meselesini, kendisinin muktedir, güçlü, hakim olduğu anlarda; kendi ruhunun, vicdanının, eyleminin her sathında hatırlayamamışsa; onun lütfettiği, üflettiği, püflettiği, niyet vazettiği hakkaniyet ve adalet; biraz kül, biraz duman, biraz kan kokuyor!
İnsan…
Uzatmayayım…
“Hakikat”i de Leylâ Erbil’in “Kalan”ından yazayım:
***
“gerçi insanın hakikatinin bulunabileceğini sanmasam da pek
onu aramaya çıktığımı itiraf etmeliyim size sevgili okurlar
günah çıkartır gibi
bir insanın günah çıkartırken bile söylediklerine inananlardan değilken
yazmak böyle bir şey belki de
hakikat diye bir şey olamayacağının bilinciyle
hakikatin öznellikte mi olduğunu
sorumlulukta mı
insanın en temel varlığının kayboluşuyla yitip gittiğini mi
toplumla senin yaratılışın oluşun arasındaki ipliklerde mi gerili durduğunu
düpedüz özgürlükte mi olduğunu bilmeden
sözcüklerden örülü bir metin
hakikati ne olabilir bu metnin
metnin içeriği
metnin içeriği
metnin içeriği
yazarın yakıştırmasıyla
hakikati ele geçirme çabasından başka
ne olabilir
ele geçirilemez olduğunun bilinci
yazarın hakikati
yazdığı metin mi
metnin hakikati
yazarın özü mü
tözü mü
hakikatin metni
yazarınki mi
ne olursa olsun
bu şimdiden
tıka basa şüpheyle doldurulmuş kuyudan çıkmak için
çocukluğa
daha da dibe
toprağın altına inip binip göreceğim”