Gaz-infaz!
12 Eylül anayasasına göre bile; toplantı ve gösteri temel haklardan.
Kimi göstericinin öfkesine veya şiddete karşı, devletin katmerli şiddeti peşinen ölümcül.
Gaz bir infaz olarak püskürüyor.
Gösteri hakkına karşı devletin gazlı inadı şiddeti mi önledi; yoksa ölümcül mü kıldı?
Hopa’da Metin Lokumcu öğretmenden İstanbul’da BDP’li Hacı Zengin’e.
Gaz boğuyor, kalp tükeniyor.
Bu insanları kendinizden bilmeyebilirsiniz de; ölümlerini kendinizden biliniz!
***
Bir de şu var tabii:
Ben Tahrir’e Tahrir derim; Tahrir bende olmayınca!
Ben bahara bahar derim; bahar bende olmayınca!
Yoksa…
Kazlıçeşme’ye siz giderseniz, demokrasi oluyor…
Ötekiler gitmeye kalkarsa, Gazlıçeşme oluyor!
Katı olan her şey buharlaşıyor; demokrasi gaz doluyor!
http://www.haberturk.com/yazarlar/umur-talu/637599-ah-kazlicesme
Bir tozmuşçasına, paramparça…
Afganistan’da 11 subay ve astsubayla birlikte ölmeden ve Cumhurbaşkanı “Barış için oradaydılar” demeden iki ay önce…
Uzman Çavuş Önay Vurucu da “Cumhurbaşkanlığı soru yarışması”nda, Facebook sayfasından Çankaya internet sitesine “arz etmişti”:
“Sayın Cumhurbaşkanım, uzman erbaşların özlük haklarında iyileştirme istiyoruz. Yardımlarınızı bekliyoruz. Teşekkür ederim.”
***
Arz ve arzusu “sanal alem”de öylece havada uçuşurken…
Uzak bir alemde, elalemin işgalinin parçası olarak, paramparça oldu!
***
Çıplak hakikat budur.
Çıplak hakikat, sen hayattayken veril(mey)en değerdir.
Hangi küresel veya milli çarklarda zerrecik tozmuşçasına paramparça fırlatılıp atıldığındır.
***
“Disko”da öldürülenler, onca kuşkulu asker ölümü varken; “askeri cezaevlerinde sorun yok” raporu yazan siyasetçinin, “kuşkulu asker ölümü yok” diyen bakanın…
İslami inancıyla “vicdani retçi” olan Muhammet’e, “İslam’da vicdani ret yoktur” diyen “laik askeri mahkeme”nin…
Küçük yaşta yoksul ailesinin askeri okula koyduğu hayatlara 15 yıl mecburi esaret biçenlerin…
Elalemin süperliği için İncirlik’e atom ekenlerin; kayısıya kalkan dikenlerin; Kore’den Afganistan’a yoksul evladını kılıç kalkan edenlerin…
Sıvasız hanesini aşağıladıklarını; yurtta ve cihanda başka yoksulluklar üstünde parçalayanların paramparça ettiği hakikat ve hayat budur.
***
“Devlet büyükleri”nin “Barış misyonu” dediği yerde; ABD helikopterleri her gece yoksul köylerde sivilleri tarıyor.
Kimi Afganların cesedine işiyor; kimi Kur’an yakıyor, cesetten parmak kesip koleksiyon yapıyor.
“Stresli, içkili” denen çavuşun 6’sı çocuk, 16 sivil katlettiği yerde; ABD’li generallerin ayık ve planlı harekatıyla bir yılda 3 bin sivil öldürülüyor.
İşgalin gerekçesi olan 11 Eylül’ün kurbanları kadar insan katlediliyor; “demokrasi, barış, terörle mücadele” kod adıyla.
Yoksul insanların her an 11 Eylül yaşaması; köylerine her gece havadan ölüm yağdırılması; odun toplayan dokuz çocuğun havadan vurulması; tek saldırıda 40’ı çocuk 60 sivilin öldürülmesi; köyde kadınların katledilmesi…
Aynen “yurtta barış” gibi… “Cihanda barış” oluyor!
***
Doktoralı dahi olsa ortaokul seviyesi sayılan Uzman Çavuş Vurucu Cumhurbaşkanı’na arz etti: Özlük hakları iyileşsin diye!
Aradan iki ay geçti…
Cumhurbaşkanı ona da Allah’tan rahmet diledi!
Caninin piyasa hali!
Afganistan’da 16 sivili öldüren, Çavuş Robert Bales.
Sanki kendi başına oralardaymış gibi…
Üç kez Irak’ta kahramanca görev yaptığı; iyi bir aile ve iki çocuk babası bilindiği; o gün alkollü ve stresli mi ne olduğu konuşuluyor!
37 yaşındaki Bales, 11 Eylül 2001’den hemen sonra orduya katılmış.
“Terörle savaş” hezeyanı patladığında. Beyni “şeytan düşman”la yıkanmış.
Esasta suç ortakları var: Cinnetin siyasi, askeri emir komutası, cinnetin küresel sermayesi.
Kısa süre önce eşi evlerini 229 bin dolara satışa çıkarmış, Krizden önce, 2005’te 280 bin’e almışlar oysa. Satabilse dahi, o para, banka kredi ve faiz borçlarını karşılamaya yetmiyormuş.
İşte Barış, Demokrasi, Serbest Piyasa, Cinnet!
Hem malını al, kanını em; hem kan emsin, can alsın diye cinnete yolla!
Çoluk çocuk katletsin o da!