Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Fatih Kuşçu'nun moderatörlüğünü yaptığı 'Spor Saati' programında spor gündemini değerlendirdi. 

''ATATÜRK'Ü KİM YOK SAYIYORSA YOK OLMAYA MAHKUMDUR''

Başakşehir'in tartışılan 18 Mart Koreografisiyle ilgili konuşan Fatih Altaylı, ''Bununla ilgili bir şeyler söylemek isterim ama biraz gerçeklerden bahsetmek lazım. Evet bu konuşulanlar doğru. Çanakkale'de Atatürk'ün izini silmek isteyen bir kesim var. Sanki orada Mustafa Kemal yokmuş gibi davranıyorlar. Mustafa Kemal'in o savaştaki fonksiyonunu görmezden gelen bir kitle var. Diyorlar ki, ''Çanakkale'de Mustafa Kemal düşük rütbeli bir askerdi''. Evet, doğru. Orada ordu komutanı veya genel kurmay başkanı değildi fakat o sırada Mustafa Kemal bir albaydı ve savaşa büyük etkisi oldu. Bu etkiyi biz değil tüm Dünya kabul ediyor. Tarihi kendimize göre yönlendirme amacında değiliz. O etki şuydu; Çanakkale'de sıkışan ve çıkarma yapılan alandan uzaklaşan bir işgal ordusu vardı. İngiliz ve Anzaklardan oluşan... Anzaklar tek çıkış olarak, Çanakkale'ye gelmek istiyorlardı. Oradan bir harekat başlattılar. O günkü olanaklar kısıtlı olduğu için harekete geçiyorlar. Mustafa Kemal'in büyüklüğü burada anlaşılıyor. Kimseden emir almadan yapması gerekeni yapmak için hiçbir emir almadan oraya atılıyor. Oraya birlikleriyle beraber intikal ediyor ve düşman Çanakkale Savaşı'nı kaybediyor. Bir daha da bunu yapamıyorlar ve kaçıp gidiyorlar. Mustafa Kemal'in Çanakkale'deki fonksiyonu bu. Bakıldığı zaman alt bir rütbede ama savaşın seyrini değiştiren adam. 18 Mart Çanakkale'deki deniz savaşının yıl dönümü. Bu ülkenin kurucu babasının 18 Mart'ta bir fonksiyonu yok. Orada Deniz Savaşı var. Bu koreografiye iyi niyetle bakarak orada olmamasını normal buluyorum. Peki, bu koreografiyi hazırlayanlar benim gibi tarihi bilgiye dayanarak mı yapıyorlar yoksa birilerini tarihten silme çabasıyla mı yapıyorlar, onu da onların vicdanına bırakıyorum. Eğer bunu Atatürk'ü yok saymak için yaptılarsa; 100 yıl üst üste şampiyon olsalar gözümde beş kuruş değeri yok. Bu ülkenin kurucu babası bir savaşta yok sayanın 100 şampiyonluğu sıfır değerdedir. Eğer iyi niyetli bir biçimde benim anlattığım gibiyse yapılan doğrudur ama kimseyi niyet okuyacak halim yok. Atatürk'ü kim yok sayıyorsa kendisi yok olmaya mahkumdur.'' dedi.

''AİLELER ÇOCUKLARINI SPORDAN KOPARIYOR''

Artistik Cimnastik Dünya Şampiyonası'nda kazanılan üç madalya ile ilgili konuşan Altaylı, ''80 milyonluk ve sporla yatıp kalkan bir ülke için bunlar az şeyler. Daha çok olması lazım. Tabi bunun da kalabalık olmakla alakası yok. Hindistan'ın çok fazla nüfusu var ama olimpik sporlarda çok başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Türkiye daha iyisini yapacak fiziki altyapıya sahip ama mental altyapıya sahip değil. Bu durumun değişmesi için eğitim alt yapısının değişmesi lazım. İleride büyük sporcu olacağını hayal ettiği yaşlarda biz çocuklarımızı yarış atına çeviriyoruz. Yok okul sınavları, yok kolej sınavları yok şu yok bu! Bu yüzden aileler çocuklarını spordan koparıyorlar. Büyük sporcu olmak hayatının büyük bölümünü buraya adamak demektir. Özel sporcu okulları ve o çocuklara burada farklı muamele gerekiyor. Olimpiyat şampiyonu olmak için herhangi bir branşta günde en az 5 saat spor yapmalı. Fakat böyle olursa nerede sınava hazırlanacak nerede ders çalışacak?'' ifadelerini kullandı.

''DERBİDEN BEKLENTİM BERABERLİKTİ ÖYLE DE OLDU''

Fenerbahçe- Galatasaray maçının beklediği gibi bittiğini söyleyen Altaylı, ''Beklentim beraberlikti, sonuç da beraberlik oldu. Hiç sürpriz olmadı. İki teknik direktörün de o maça paçalarını bağlayarak çıkacağını biliyordum. Çünkü Fatih Terim aradaki 6 puanlık farkı korumak için çıkacaktı. Futbol mantalitesine göre doğru bir hamle. Aykut Kocaman ise, 'Zaten eleştiriliyorum, 18 yıldır yendiğimiz Galatasaray'a yenilirsem iyice madara olurum' diye çıkacaktı. İkisi de tedbirliydi. Hakem de kimse kazanamasın diye tedbir koydu. Fenerbahçe seyircisi de maça ağırlık koymadı. Normal bir derbide o tribünler öyle olmazdı. Tribünler de bile baskı yoktu. Galatasaray maçlarında olan hava bu derbide yoktu. Fenerbahçe yenmesin ama en azından yenilmesin havası vardı. Fenerbahçeliler bu Aykut Kocaman ve Aziz Yıldırım'dan kurtulalım ama Galatasaray'a kaybetmeyelim havasındaydı. Galatasaray daha çok pozisyon buldu, Fenerbahçe daha az pozisyon buldu. Fenerbahçeli futbolculara gösterilmeyen kırmızı kartlar var. Bir tanesi kesin kırmızı karttı diğeri de kırmızı olabilecek bir karttı. Hakem de beraberlik maçı istiyordu. Hepsinin istediği oldu aslında... Bu yüzden kimse kıyamet koparmıyor.'' şeklinde konuştu. 

''AATIF MADEM GALATASARAY MAÇINDA OYNAYACAK KADAR İYİ OYUNCU DEĞİLDİ NEDEN SEZON BAŞINDAN BERİ ONU OYNATTIN!''

Aykut Kocaman'ın derbideki tercihlerini eleştiren Fatih Altaylı, ''Olaya bir bütün halinde bakalım. Fenerbahçe'nin 3 penaltısı var mıydı bilmem ama 1 penaltısı kesindi. Bu pozisyonlardan bir tanesinin penaltı olduğuna kimse 'hayır' demez. Pozisyonu hatırlıyorum ama içinde kimler vardı hatırlamıyorum. Bu doğru fakat hakem maçın gereğini yerine getiriyor olsaydı; acaba penaltı olduğunu iddia ettiği pozisyonlara girebilecek miydi? Mehmet Ekici maçın ilk 5 dakikasında atılabilir miydi? Direkt kırmızı çıkmasa bile 10. dakikada ikinci sarıdan atılırdı. O zaman 10 kişi kalan Fenerbahçe öyle mi oynardı? Bana göre biri penaltı biri değil. Soldado'nun hakemin eline vurması ve itip kakması nedir abicim? Direkt kırmızı karttır ve minimum 4-5 maç cezadır. İki kırmızı kartı da Fenerbahçe'ye göstermiyor. Eğer hakem kötüyse iki taraf için de kötü. Hakem karaktersizse; iki taraf için de karaktersizdi. Hakem karaktersizdi zaten buna da itirazım yok. Ona vermiyor buna vermiyor yürüyor gidiyor. Hakem bu maçı kaza bela olmasın, kırmızı kart olmasın, penaltı vermiyim, skora etki etmeden idare edip gideyim noktasında maç yönetti. Fakat bunu sadece Fenerbahçe penaltılarını vermeyerek değil. Bana göre 1.5 penaltı... Biri kesin ama kırmızı kartlar da kesin. Biri ne kadar kesinse diğeri de o kadar kesin. Aykut Kocaman itirazlarında haklı ama madalyonun iki yüzüne de bakmıyor. Aykut Kocaman peki kendine, 'Neden bu takıma ben bu kadar kötü ve boktan bir futbol oynatıyorum?' diye sormuyor. Valbuena maçın bitmesine yakın mı oyuna alınır? Soldado'nun kaybolduğu ortada. Fernandao oyuna girdikten sonra Fenerbahçe pozisyon bulmaya başladı. Adam bütün kafa toplarını aldı. Madem neden bu adamla başlamıyorsun? Alper mi girer Valbuena mı girer? Hadi Valbuena'ya gıcıksın. Alper mi girer Fernandao mu girer? Orta sahadan birine ihtiyacın varsa Soldado'yu çıkar. Fenerbahçe, Hasan Ali Kaldırım'a mı kaldı? Aykut, 'Ben Galatasaray karşısında 90 dakika futbol oynuyorum, takımın en iyisi Şener Özbayraklı' diye düşünsün. Tüm hücumları kesen ve en doğru takip eden Şener'di. Koca Fenerbahçe Şener Özbayraklı'nın performansıyla mı oynar? Nerede Valbuena? Haftalardır kesmeden oynattığın Aatıf nerede? Aatıf, Galatasaray'a karşı oynamayacak kalitede bir adamsa neden diğer maçlarda oynattın?'' dedi.

''HAKEMLER KONUŞULACAKSA; KASIMPAŞA'NIN HAKEMLERİ KESMESİ, DOĞRAMASI LAZIM!''

Fenerbahçe teknik direktörü Aykut Kocaman'ın sürekli hakemleri konuştuğunu söyleyen Kocaman, ''Aykut sezon başından beri hakeme 'kötü' diyor. O zaman Kasımpaşa'nın hakemi kesmesi, doğraması lazım! Kaç sezondur neler yaptılar Kasımpaşa'ya? Onların hakemleri doğraması lazım o zaman!'' ifadelerini kullandı. 

''AYKUT KOCAMAN'A VALBUENA'YI SORMAYACAĞIZ DA TESİSTEKİ ÇAYCIYI MI SORACAĞIZ?''

Aykut Kocaman'ın basın toplantılarındaki tutumunu eleştiren Altaylı, ''Takıma alınan en pahalı adamı konuşmayacağız da tesislerdeki çaycıyı mı konuşacağız? Otobüs şöförü kötü, oyuncuları otobüs mü tutuyor? Aykut Kocaman'ı taktik ve Valbuena tercihi açısından eleştirmeyeceksek nasıl eleştireceğiz? Meslektaşlarımızı bunların dışında nasıl eleştireceğiz ki ben çoğuna meslektaşım demiyorum orası ayrı. Böyle spor yazarı olduğunu iddia eden arkadaşlar nasıl eleştirecekler veya ne üzerine soru soracaklar? O zaman gidip bir sonraki toplantıda 'Efendim tesislerde çaylar iyi mi?' diye bunu sorsunlar. Böyle bir teknik direktörlük anlayışı var mı? Teknik sorulmazsa kızması lazım. 'Bana teknik taktik sorun, çaycıyı ne bileyim!' demesi lazım.'' dedi. 

 

''AYKUT BEY, GALATASARAY'A YAPILAN FAULLERİ GÖRMÜYOR MUSUN?''
Derbiden sonra basın toplantısında yaptığı açıklamalarda Aykut Kocaman'ın tek taraflı konuştuğunu söyleyen Altaylı, ''Evet, fanatik bir Galatasaraylıyım ama Fernando'nun sakat bacağına kaç darbe aldığını Aykut hatırlıyor mu? Peki Aykut Kocaman şunu hatırlıyor mu? Maçın 20. dakikası Fenerbahçe 10 faul yapmış, Galatasaray 1 faul yapmış. Bu fauller hep oyun kurma ve kontra yapma sırasında faul yapılmış. Bunların bir tekine bile sarı kart gösterilmemiş. Galatasaray ne zaman topu kurtarsa hemen faul yapılmış. Peki Aykut Bey bunu da mı görmüyorsun? Bunlardan en az biri sarı kartlık değil miydi? Feghouli'ye yapılan sarı kartlık değil miydi?'' dedi.

''FENERBAHÇE, ALİ SAMİ YEN'DE KUPA KALDIRSAYDI; ONLAR DA BUNU KONUŞACAKTI''

Fatih Terim'in Saraçoğlu Stadı'nda kaldırılan şampiyonluk kupasını basın toplantısında hatırlatması üzerine konuşan Fatih Altaylı, ''O seneyi hatırla. Galatasaray ligi 9 puan önde bitirmişti. TFF'nin Türk futbol tarihinde ilk kez uydurduğu ve bir sezon uygulanan Play-Off sistemi getirilmişti. Play-Off'u geçerken 9 puanın 4.5'u silinmiş, Fenerbahçe'nin yarım puanı silinmiş ve fark 5 puan azaltılmış, ittire kaktıra ve yayıncı kuruluşla zorla oynatılmış bir final vardı. Galatasaray, Terim'in tabiriyle o sezon ikinci kez şampiyon olmuştu. Gidip de rakibin stadında oynanan maçta kupayı kaldırıyorsan bunu ne unutursun ne unutturursun. Aynı şeyi Fenerbahçe yapsa ve ligi önde tamamladığı halde Ali Sami Yen'de kupayı alsa onu hatırlatmayacak mı? Bu ayıp bir şey değil. Sporun içinde olan şeyler. O zaman Fenerbahçe değil de bunlar Galatasaray'a yapılmış olsaydı; Galatasaray kızmayacak mıydı? Tabii ki kızacaktı.'' dedi.

''FENERBAHÇE'NİN DE BERABERLİĞE SEVİNDİĞİ BİRÇOK GALATASARAY DERBİSİ SAYARIM''

Galatasaraylı oyuncuların beraberliğe sevinmesinin normal olduğunu söyleyen Altaylı, ''Ahmet Çakar bu konuyu konuşmuştu. Allah tarafından hafızası sağlam bir adamım. Mesela ben hatırlıyorum. Ali Sami Yen yıkılmadan önce; Fenerbahçe, Galatasaray ile berabere kalmıştı. Fenerbahçeli oyuncular orta sahada yumak olup, Fenerbahçeli taraftarların olduğu yere gidip çılgınlar gibi sevinmişlerdi. Biz de bununla o dönem dalga geçmiştik. Ulan şampiyon mu oldunuz diye? Galiba o sezon şampiyon Fenerbahçe olmuştu. Maçın favorisi Galatasaray'dı fakat Fenerbahçe o dönem beraberlikle avantaj durumuna geçiyordu. Şimdi 'Galatasaray mağlup olur' dediğin yerde, kaybettiği zaman puan farkının düşeceği ve Fenerbahçe'yi büyük ihtimal şampiyonluk yarışının dışına ittiğini söylersek beraberliğe sevinmesi çok normal oldu. İstediğini alan taraf bu maçta Galatasaray oldu. Bu yüzden sevinmelerinden normal bir şey olamaz. Fenerbahçe'nin de beraberliğe sevindiği pek çok Galatasaray derbisi çıkarırım.'' ifadelerini kullandı. 

''FENERBAHÇE ŞAMPİYONLUK YARIŞINDAN DÜŞTÜ''

Fenerbahçe'nin şampiyonluk yarışından uzaklaştığını söyleyen Altaylı, ''Sanki yarıştan düştü gibi. Altı puan fark ve kapanmayacak bir fark değil ama dediğim gibi Fenerbahçe'nin önünde Beşiktaş var. Aralarında oynayacaklar fakat hepsi birbiriyle berabere kalması lazım buna bağlı olarak Fenerbahçe'nin hiç puan kaybetmemesi lazım. Birbirleri yerine Fenerbahçe için aralarındaki maçları yenseler yine oratlık karışacak. Elbetteki beraberlik olmalı. Galatasaray, Başakşehir ve Beşiktaş elbette puan kaybedecekler ama Fenerbahçe hep kazanmak zorunda olacak. Eğer Galatasaray'ı yenselerdi; çok önemli şampiyonluk şansı olacaktı fakat kazanamadılar.'' dedi.

''FATİH TERİM MAÇA KAZANMAK İÇİN ÇIKMADI''

Sadece Aykut Kocaman değil Fatih Terim'in de bu maç özelindeki seçimleriyle eleştirilmesi gerektiğini söyleyen Altaylı, ''Teknik ve taktik açıdan Aykut Kocaman'ı eleştirirken; Terim'i de es geçmemek lazım. O da kazanmak için her şeyi yaptı mı diye düşünür insan... Galatasaray'a dikkat ettin mi bilmiyorum ama Linnes'in olduğu kanadı pek fazla kullanamadı. Acaba Feghouli yerine Sinan Gümüş'ü daha erken alsa maç farklı bir yere gidebilir miydi? Geçen haftanın yıldızı olan bir ismi 80. dakikaya gelirken aldı. Aykut Kocaman'ın özel önlem aldığı bir diğer isim de Feghouli'ydi ama 60'dan sonra çok darbe yediği için yoruldu. 60'dan sonra Terim, Sinan Gümüş'ü oyuına alabilirdi. Savunma yapmaz diye korkup almamış olabilir. Fernando'nun sakatlığı Galatasaray'ı çok etkiledi. Galatasaray'ın orkestra şefi Fernando... Feghouli ya da Belhanda baş kahraman gibi görünebilir ama orkestra şefinin Fernando olduğu çok açık. Fernando'lu ve Fernando'suz oyunlar çok değişiyor. Donk da bu maçta kötü değildi ama o bir Fernando değil. O statta büyü olduğunu düşünüyorum çünkü normal şartlarda Gomis atacağı golü atamadı. Rodrigues atabileceği golü atamadı. Tolga Ciğerci daha zorlarını attığı golü daha taşa attı. Maicon'un topu direkten döndü. Nagatomo'nun şutunu Volkan çıkardı.'' şeklinde konuştu. 

 

''VOLKAN, GALATASARAY MAÇLARINDA OYNADIĞI GİBİ HER MAÇTA OYNASAYDI; BUGÜN YA REAL MADRID YA DA BARCELONA'DA OLURDU''

Volkan Demirel'in Galatasaray derbilerinde olağanüstü oynadığını belirten Fatih Altaylı, ''Volkan Galatasaray maçlarında oynadığı gibi bugün ya Real Madrid ya Barcelona ya da Manchester City'de olurdu. Volkan bu maçlarda iki kişilik oynuyor. Sadece Galatasaray maçlarında oynuyor. İki tarafın oyuncularını da kutluyorum. Bu berbat hakemlerle birlikte maç çığırdan çıkabilirdi ama oyuncuların iyi niyeti sayesinde bu olmadı. İki takımın oyuncuları da çok iyi niyetli mücadele etti. Tribünler de maçta devreye girmedi. Maçtaki fotomuhabir arkadaşlarla da konuştum. Vedat ile konuştum. O da dedi ki, 'Ben ilk kez böyle bir taraftar gördüm. Fenerbahçe taraftarı biz fotomuhabirlerini çalışamaz hale getirirdi ama bu maçta çok sakinlerdi' dedi. Bu maçta taraftarından yoksun bir Fenerbahçe vardı.'' ifadelerini kullandı. 

''MUSLERA'YA YAPILAN ÖVGÜLERİ ANLAMIYORUM''

Muslera'nın sadece görevini yaptığını ve ona yapılan övgüleri anlamadığını söyleyen Altaylı, ''Muslera olması gereken forma giderek yaklaşıyor. Ben şunu anlamıyorum. Ona sürekli düzülen methiyeleri anlamıyorum. O kadar yüksek para kazanan bir futbolcunun böyle oynamak zorunda olduğu aşikar. Kalecinin işi kurtarmaktır. Hep verdiğim örnek; gazeteye yazı yazıyorum diye övünemem çünkü bu benim görevim. Görevini yapıyor diye bir oyuncu alkışlanmaz.'' dedi.

''ADEBAYOR, BAŞAKŞEHİR İÇİN BÜYÜK ŞANS''
Başakşehir'in Beşiktaş'ı mağlup ettiği maçla ilgili konuşan Fatih Altaylı, ''Açıkçası maç önü beklentim; Beşiktaş'ın çok rahat kazanacağı yönündeydi. Çünkü son haftalarda Beşiktaş çok iyi ve organizeydi. Bu maçı Beşiktaş güle oynaya alır diye düşünüyordum. Çünkü öbür tarafta Emre, Arda ve Epureanu yoktu. Bunlar önemli eksikler ama Başakşehir çok akıllı oynadı. Az önce söyledin ya. Adebayor var ya muazzam bir oyuncu. Futbolculuğunun yanı sıra adamlığı muazzam. Onu Didier Drogba'ya benzetiyorum. Sahadaki duruşu, arkadaşlarına davranışları, vücut diliyle verdiği mesajlar muhteşem. Bu sadece kafasını sokup gol atmak olayı değil. Bir ara Lens'ten bir top çaldı. 60 metre geri koştu adam! Hücumda kaptığı toplar, eliyle herkese yaptığı yönlendirmeler. Gördüğüm kadarıyla adamlığı da çok iyi bir adama benziyor. Başakşehir için çok büyük bir şans.'' dedi.

''ABDULLAH AVCI'NIN YAPTIĞINA HAKEM ANALİZİ DENMEZ''

Abdullah Avcı'nın oynayacakları maçın hakemine göre analiz yapıp ona göre antrenman yaptıklarını söylemesi üzerine yorum yapan Altaylı, ''Genel olarak hakemlere nasıl davrandığımız konusunda konuşuyorsa ayrı ama Avdullah Avcı'nın maçtan sonra yaptığına hakem analizi denmez. Eğer hakemleri izleyip şuna daha çok faul çalıyor, başkta takıma daha fazla muamma gösteriyor diye taktik çalışma yapıyorlarsa; onu bilmem ama basın toplantısında söylediklerinden onu anlamadım ben. Hakemlerin tarzına göre özel antrenman yapıyorlarsa onu bilmem.'' şeklinde konuştu.Bunu ilk kez duydum. Futbola yenilikler kazandıran bir isim ama ben bu söylediklerini ilk kez duydum. Abdullah Avcı, Emre ile konuşuyor. 'Bugün hakem Abuzittin' diyor. Sonra başka maçta gidiyor, 'Bugün bu hakem Hüseyin' diyor. Bugün sonuna kadar delirebilirsin mi diyor? Bu analizde Emre'yi nereye oturtuyor mesela?'' dedi.

''TÜM AVRUPA BAŞAKŞEHİR'İ KONUŞUYOR''

Başakşehir'i tüm Avrupa'nın konuştuğunu söyleyen Altaylı, ''Geçen sene Fransa'nın önemli kulüplerinden bir tanesiyle yemek yiyordum ve bana Başakşehir'i sordu. Bana dedi ki, 'Bu takıma Cumhurbaşkanı'nın takımı olduğu söyleniyor, doğru mu dedi?' Ben de hayır, 'Cumhurbaşkanı'nın takımı Fenerbahçe' dedim. Başakşehir'i bütün Avrupa konuşuyor. Futbolla ilgilenen herkes onları konuşuyor. Geçen gün Guardian'da bir yazı vardı. Herkes Başakşehir'le ilgileniyor. Türkiye'deki siyasi durumla bu durumu bağlantılı yapıyorlar. Yeni Türkiye'nin takımı diye düşünüyorlar. Guardian öyle diyor. Taraftarı yok, tarihi yok ama Türkiye'nin yeni elitlerinin takımı diyorlar. Böyle bir algısı var yurt dışında... Başakşehir'in doğru yaptığı şeyleri böyle konuşuluyor diye görmezden gelirsek olmaz. Belediye takımı nasıl devlet karşılığını almadan özel bir şirkete dönüşüyor bunu konuşabilir ama bilmiyorum. Altyapı kurma, geleceğe yönelik yeni organizasyonlar oluşturma konusunda önemli çabaları olduğunu futbolun içinde ve dışında olan herkes biliyor. Başakşehir çoğu şeyi doğru yapıyor ama şunu da söylemek lazım. Büyük ve kalıcı bir takım olabilirler mi? Zor gözüküyor. Bu takımın önemli adamları kimler?'' dedi.

''ÜLKEDE İKİ ÇOK BÜYÜK, BİR BÜYÜK, BİR DE BÜYÜK OLMAYA ÇALIŞAN BİR KENT TAKIMI VAR''

Başakşehir'in uzun soluklu bir başarı sağlayıp sağlamayacağı konusunda şüpheleri olduğunu söyleyen Altaylı, ''Emre Belözoğlu kaç yaşında? 37... Diğeri kim? Adebayor, 34 yaşında... Arda Turan, 32 yaşında... Yani bir sonraki sezon ne yapacaklar? İlerleyen yıllarda nasıl bir çekirdek oluşturacaklar, ne yapacaklar? Bugün çok sayıda önemli sponsor bulabiliyorlar. Türkiye'de siyaset değişirse; bu sponsorları hala bulabilecekler mi? Böyle bir soru işaretleri var. The Guardian'ın dediği gibi, 'Tarihi ve taraftarı yok bu yüzden marka değeri oluşmuyor'. İngiltere olsaydı şampiyon olduklarında marka değeri gelebilirdi. Leicester gibi Tottenham gibi Chelsea gibi bilmem ne... Türkiye'de 2 çok büyük, 1 çok büyük, 1 de büyük olmaya yakın önemli bir kent takımı var. Onun dışında ülkenin böyle bir potansiyeli ne yazık ki yok.'' dedi.

 

''FENERBAHÇE-GALATASARAY DERBİSİ 100 SENEDE OLUŞMUŞ BİR ŞEY''

Fenerbahçe ile Galatasaray'ın arasında oynanan ve ülkenin en büyük derbisi olarak algılanan derbiyi kendi gözlemleyen Altaylı, ''Bugün Halil Özer ile röportaj yaptık. Bana, 'Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin en önemli ve büyük derbi olması Beşiktaş'ı gıcık ediyor' dedi. Bazı şeyler öyle hemen olmaz 100 senede olur! Bu 100 senede oluşmuş bir olgu. Beşiktaş küçük takım mı? Değil. O başka bir şey. Oluşmuş... Halil Özer'e dedim ki, 'El Clasico denen büyük maç kimle kim arasında? Barcelona ile Real Madrid arasında...'' Peki, Atletico Madrid kötü ve küçük takım mı? Birçok başarı kazanmış süper bir takım ama bazı şeyler uzun sürede oluşuyor'' şeklinde konuştu.

''SON 16'YA KALIP 8 YİYORSUN AMA 'SON 16'YA KALDIM' DİYE ÖVÜNÜYORSUN''

Beşiktaş'ın Avrupa'da yaptıklarının çok önemli olduğunu söyleyen ama iki maçta toplam 8 gol yemesinin kabul edilemez bir olay olduğunu dile getiren Altaylı, ''Beşiktaş'ın son 16'ya kalması çok önemli bir şey. Çok kıymetli bir şey. Son yıllarda tüm Türk takımları patır patır dökülrken önemli bir şey ama sen son 16'ya kaldıysan; buraya kalmayı bir tatmin nedeni sayamazsın. Böyle kupalarda mesele hep bir adım sonrasıdır. Dağa tırmanır gibi... Tepe tepe tırmanıp en son zirveye çıkayım... Bazı noktadan sonra işler zorlaşır. Real Madrid, Barcelona, PSG, City, United her kim gelecekse hepsi çok zor ama son 16 maçına kalıp da 8 gol yiyip geliyorsun burada bununla övünmeyeceksin. Tamam, şahane ama 8 tane yemeyeceksin. Eğer oraya gelip iddialı bir noktadaysan ve kendini dev aynasında görmeye başladıysan 8 tane yediğin bir turda sevinme hakkına sahip değilsin. 2-1, 3-1 hadi 4-1 elen ama 8-1 elenme! Kimse yanlış anlamasın bu başarıyı küçümsemiyorum. Gurur duyulacak bir başarı ama toplamda 8 tane yemeyeceksin. Sonra 'ya boşverin' demeyeceksin. 'İyi yere geldik ama 8 yememeliydik' demelisin. Seneye buraya gelince '8 tane seneye yemememiz lazım' demelisin. Gelmiş olduğun noktayı inkar ediyorsun. Kendi kendine haksızlık ediyorsun. Ben buraların takımı değilim diyorsun. Bazı takımlarda adrenalin boşalması oluyor. Tabii ki taraftarları sevinebilir ama şahaneydik gibi bir durum yok.'' dedi.

''DAHA AZ EFOR SARFEDİN AMA AYNI TAKIMLA OYNAYIN''

Şenol Güneş'in tercihlerini değerlendiren Altaylı, ''Eğer takım yorgunsa bazı oyuncuları dinlendirebilirsin. Bir takımın beraber oynaması iyi bir şeydir. Daha az efor sarfedin ama aynı takımla oynamayı ben tercih ederim. Teknik direktör değilim ve Şenol Güneş takımı daha iyi tanıyor.'' ifadelerini kullandı.

''TOLGAY İYİ OYUNCU AMA OĞUZHAN KADAR YARATICI DEĞİL''

Beşiktaş'ın transfer politikası yüzünden omurga kurmasının engellendiğini belirten Altaylı, ''Beşiktaş'ın 10 numarasının adı neydi? Unutuyorum hep! Oğuzhan'ı neden kesti? Tolgay iyi oyuncu ama yaratıcılık konusunda bir Oğuzhan değil. Büyük hedefler koyan bir Beşiktaş, Cenk Tosun'u satar mı mesela? Satılır ben satılmaz demiyorum. Üçüncü şampiyonluğu alıp önümüzdeki sene Avrupa'da başarı peşindeysen Cenk Tosun'u satar mısın? Şimdi, Beşiktaş'ta çok sorun var. Beşiktaş bir yandan şampiyonluk kovalıyor ama o iki yılın önemli mimarı olan bir takım oyuncular neredeler? Hala bir golcüsü yok. Gomez'i alıyorsun sonra Ba'yı alıyorsun. Sürekli gidip gelen oyuncular. Tamam mali durumlar önemli ama bu yaptıkların omurga oluşmasını engelliyor. Larin'i hiç bilmiyorum, duymadım. Yakında onu Cihangir'deki turşucuya getirirler. Oynatmayacaklarsa neden aldılar? Beşiktaş'ın temel sorunu Quaresma değil ki. Sürekli orta yapıyor ama kaçı gol oluyor? Avrupa'nın en çok ceza alanına orta yapan adamı ama bu ortaların kaçta kaçı gol olmuş?'' dedi.

''ENES GELEMEYECEK DİYORLARDI AMA O DA GELMİŞ''

A Milli Takım'ın hazırlık maçları öncesinde açıklamalarda bulunan Altaylı, ''Cenk Tosun'u gördük iki tane attı. Enes de attı. Milli Takım'a Enes gelmeyecek diyorlardı ama çağrılmış. En son Enes gelemiyor demişlerdi ama iyi bir şekilde geliyor. Cengiz Ünder gibi... Çalhanoğlu geliyor... Burak da iyi golcü...'' dedi.

'' DURSUN ÖZBEK TEFECİLİK YAPMIŞTIR''

Galatasaray'ın geçtiğimiz hafta yapılan Divan Kurulu toplantısı hakkında konuşan Altaylı, ''Öncelikle Divan Kurulu toplantısına gidelim. O toplantıda yaşananlar başından sonuna kadar rezalettir. Dursun Özbek o toplantıya gelenlere doğru olmayan bilgiler vermeye devam ediyor. Bu durum Mustafa Cengiz'i çok sinirlendiriyor. Sürekli gerçek dışı bilgilerle insanları kandırmaya çalışan bir insan var. Fakat bundan daha vahim olan bir şey var. Divan Kurulu'nun ekranlara yansımayan ama gürültüsü duyulan bir pozisyonu var. Dursun Özbek'e Divan Kurulu'nda kendine bağlı bir grup var. Bunlar Mustafa Cengiz'e ağır hakaret ediyor. Benim TV'de söylediğim şeyleri Dursun Özbek hakaret olarak algılıyor. Ben orada bir kez bile sesimi yükseltmemişimdir ama orada Galatasaray başkanına hakaret ediyorlar, küfür ediyorlar. Bana, 'sen kim oluyorsun da Galatasaray başkanına hakaret ediyorsun?' diyen haysiyetsizler, kalktılar bana laf ediyorlar. Ben burada yorumcu olarak hakaret ediyorum. Orada Galatasaray üyesi sıfatıyla Galatasaray başkanına laf ediyorsun. Ben orada hiçbir zaman Galatasaray başkanına hakaret etmedim ki Dursun Özbek gibi biri başkanken... Geçtiğimiz dönemde Dursun Özbek'in ne kadar Galatasaray'a yakışmayan bir başkan olduğu tüm herkes gördü. Yapılan ve olanlar da çok utanç verici. Dursun Özbek denen zad, 'Galatasaray'a 20 milyon Euro para verdim' dedi. Benim burada söylediğim her rakamın kuruş kuruşa doğru olduğunu o gün de bugün de herkes biliyordu. Dursun Özbek'in buradaki yalanları demekten utanırım, gerçek dışı beyanları demek gerekirse; Galatasaray başkanlar kurulu dediğimiz kurulda, bu konu gündeme geldi. Başkan dedi ki, ''Nedir bu bize koyduğun temlikler? Kaldır bunları' dedi. Özbek de, 'Niye kaldırayım?' dedi. Biz kredi bulup günlük operasyon bulacaktık, belki de satacaktık' dedi. Niye bunu koydun? dedi. Özbek'in cevabı, 'Ne yani bankalar koymuyor mu? Onlar kaldırıyor mu?' dedi. Eski başkan Alp Yalman da, 'Sen banka mısın Dursun Özbek?' dedi. O da ben bankaya aracılık ediyorum dedi. Ben de, 'Kasa kolaylığı olarak verdim dediniz ama siz bankaya aracılık etmişsiniz' dedi. Özbek, 'Evet, ben bankaya aracılık yaptım' dedi. Türk Ticaret Kanunu'na göre Özbek'in yaptığı tefeciliktir. Bu parayı bulup ama ortağı olmadığım bir şirkete faizle bu parayı vereceğim. Bunun adı tefeciliktir. Bu suçun karşılığı, hazine hem bu paranın faizine ve aslına el koyar. Dursun Özbek'in faizine de ana parasına da el koyar. Çünkü ben Galatasaray olarak Özbek'in bu parayı bankadan hangi şartla aldığını bilmiyorum ama bu parayı bankalardan aldığını da bilmiyoruz. Getiriyor bu parayı Galatasaray'a faizle veriyor. Bir Galatasaray başkanının faizle kulübe para verdiği tarihinde görülmediği gibi faizle bu parayı kullandırıyosa eğer ve ortaklar hesabından sokmuyorsan; bunun adı sabahtan akşama tefeciliktir. Dursun Özbek, Galatasaray'a tefecilik yapmıştır ve bu bir suçtur. Kendi otelinde konaklamak, kendi tercihi midir yoksa Galatasaray'ın o otelde kalması başka birinin tercihi midir? Kendi otelinde Galatasaray'ı konaklatmıştır ve otelinin tanıtım reklamını yapmaktır. Ayrıca bunun için fatura kesip faiz işletmiştir. Bu ayrı bir rezalettir. Dursun Özbek, Riva ve Florya'nın satışı için onay isterken; buradan gelecek gelirin 500 milyon dolar olduğunu iddia etmiştir. Galatasaray genel kurulu da 500 milyon dolar olduğu için onayı vermiştir. Oradan gelen para 508 milyon TL'dir ama Dursun Özbek onu da kırdırarak 344 milyon TL'yi Galatasaray SK kasasına sokmuştur. Buna rağmen borçlar azalmamış ve artmıştır. Diyor ya, 'Biz onu sermaye için koyduk'. O da doğru değildir. Bugün Galatasaray'ın mevcut sermaye artışı ve girdisi sağlamak için hala koyması gereken para 19 milyon TL'dir. Onu bile eksik yapmıştır. 500 milyon dolar nere 500 milyon TL nere? Dörtte biri! Dursun Özbek, Galatasarayılların ceketini bin lira eder diyip 5 bin liraya satıp 900 lira getirmiştir. Bankalardan para alıp bunu Galatasaray'a yüksek faizle vermiştir. Florya'yı 500 milyon dolara satıp 90 milyon dolara satmıştır. Kendi otellerinde Galatasaray takımını konaklatıp buradan Galatasaray'a borç çıkartıp faiz izletmiştir. Bu alacaklar için de Galatasaray'a temlik koyup, bu masrafları Galatasaray Kulübü'ne ödetmiştir. Bunları yapan bir insan iyi niyetli bir olamaz. Bunları yapan başkan genel kurulda ibra edilemez. Faizleri silmiş mi? Silsin demiyorum. Alacağıdır, tabi alsın. Faizini işletme kardeşim! Sen tefeci misin? Biz, 'faiz işletme' diyoruz. 'Galatasaray'ın senin döneminde olduğu gibi otelde kalmaya ihtiyacı yoktu' diyoruz. 'Florya ve Riva'yı satıp 500 milyon dolar diyip neden 90 milyon dolar getirdin.' diyoruz.'' şeklinde konuştu. 

 

 ''RİVA'YA 500 MİLYON DOLAR DEDİ 90 MİLYON DOLAR GETİRDİ''

Özbek'in her söylediğinin gerçek dışı olduğunu ifade eden Altaylı, ''Banka kredisine aracılık ettim' dediğim durum ki bu para Galatasaray'a girmiş, ödenecek zaten Özbek'e! 6 milyon Euro otel parası diyorlar. Hemen dibimizde başkanın oteli var. Arkasında kaç lira yazıyor? Maksimum 100 Euro'dur. 6 milyon fatura kesilmiş. Bütün Galatasaray camiası o oteldemi yattı? De ki 20 maçtan önce yattılar, takım belli her şey belli. Sen orada herkesi ağırla, spor yazarları ağırla, onlara oda tahsis et niyeyse bilmiyorum ama bunları getir Galatasaray'a fatura et. Eğer hakikaten bunu yapacaksa; Galatasaray SK'ya bunu bildirir ve 'bunlardan vazgeçtim' deyip, 'iade fatura kesin' der. Veya 'bunları kulübe bağışlıyorum' der. Ben çıkıp, 'Galatasaray'a 200 milyon dolar veriyorum' deyim. Verdim mi? Vermedim ama dedim. Mali kurulda ibra edilmezse ne olur? Yönetim düşerdi ki zaten düştü. Yapılan tüm harcamalarla ilgili olarak kulüple davalık hale gelir. Bütçe artışı nedeniyle olan tüm paraları ve farkı kendisinden tahsis eder. Türk Spor Yasası hazırlanıyor şu anda. Orada da yanlış işler var. Kulübü bütün zararlarından başkanları zararlı tutamazsın. Genel kurul dışında yapılan tüm harcamaları başkanlardan sorumlu tutabilirsin ancak Özbek'in özel bir durumu var. Nedir bu? Özbek bu gidişatı hissettiği için Aralık ayında genel kurul yaptı. Orada ekstra yetkiler yaptı. Genel kurul da bu yetkileri verdi. İbra edilmemesi durumunda Özbek'e hiçbir şey olmaz. Dursun Özbek gibi bir kişinin yeniden Galatasaray'a başkan olmasının önü kesilir. Özbek bir daha Galatasaray başkanı olamaz ama bundan daha önemli şey, Dursun Özbek gibilerin Galatasaray'a başkan olması... Kulübün malını çarçur etmesinin en azından Galatasaray'da önüne geçmiş olursun. Böyle sorumsuz ve iş bilmez adamlar Galatasaray'ın canına okuyamazlar. Özbek ve etrafındaki bir grup, yeniden onu aday yapmak için uğraşıyorlar. Her gün çeşitli gazetecilerle görüşüyor ve akçeli işler olan ilişkiler olduğuna dair çok net iddialar var. Bunlara para aktardığı ve TV programı yaptırarak bunlara dandik olmayan kanallarda para aktardığı söyleniyor. Doğrudur değildir bilemem ama hala bir çaba içerisinde olduğu ve çeşitli başkan adaylarıyla görüşüp 'ret' yanıtı alan bir grup Özbek destekçisi etrafında toplanan insanlar aklına Galatasaray'da kim geliyorsa hepsine gittiler ama 'ret' cevabı aldılar. Bunlar Galatasaray'ı İş ve İşçi Kurumu'na çevirdiler. 600'den fazla çalışan var. Bunların ne yaptığını kimse bilmiyor. Bunla ilgili pek çok ayrı senaryo var. Özbek'in bu kulübü satmak için hazırlandığı ve ileride yapılacak satışta bir kısmına sahip olma amacıyla yaptığına dair söylentiler var. Birçok iddia var ama ben bu iddialara inanmamayı her zaman tercih ederim. Ben her zaman realiteye inanan bir insanım. Sadece Galatasaray değil Fenerbahçe'yi de çok zor bir süreç bekliyor. Onlarda da işler iyice çirkinleşiyor.'' dedi.

''AZİZ YILDIRIM'A KARŞI OLAN HERKES FETÖ'CÜ''

Fenerbahçe'nin seçim sürecine ve Aziz Yıldırım ile Ali Koç arasında yaşananlar hakkında yorum yapan Altaylı, ''Fenerbahçe benim çocukluğumdan beri gıpta ettiğim konulardan bir tanesi, kendisine hizmet vermiş futbolculara genelde gösterdiği vefa durumu. Fenerbahçe her zaman camiadan çıkmış parlak isimlere hatta parlak olmayanlara bile sahip çıkmış bir isim. Atıyorum Semih Yuvakuran, Fenerbahçe starı değildi ama ona her zaman sahip çıkmıştır. Fenerbahçe tarihinin en büyük oyuncularından birisi de Alex... Alex'ten duyulan rahatsızlığı anlamak mümkün değil. Alex geliyorsa Aziz Yıldırım demeli ki, ''Hoş geldin sefa getirdin büyük yıldız. Biz onu şeref tribününde ağırlamak isteriz'. Koy onu en ön sıraya oturt. Herkes sansın ki Aziz Yıldırım getirdi sansın. Ne olur ağabey? Alex kötü bir adam mı? Hadi Alex transfer döneminde Galatasaray ile imzalamıştır, bunu anlarım. Ulan bu adamı kaçırtan Aziz Yıldırım ile Aykut Kocaman. O gün yapılanlar hataydı de, kapat konuyu. Ne istiyorsun Alex'ten? Bu konu çok abuk subuk bir mevzu. Gelelim diğer tarafa. Diğer tarafta Aziz Yıldırım ne dedi? 'Sen niye aday oldun?' diyor. Ey büyük başkan Aziz Yıldırım, Ey en çok Galatasaray şampiyonluğuı görmüş Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım. Sen demedin mi 'Benim veliahdım Ali Koç' diye? Ali Koç ne yapacaktı? Aziz Yıldırım'ın vefatını mı bekleyecekti? Veliahdın sana karşı liste oluşturunca mı kötü oldu? Sana karşı liste oluşturunca mı Pensilvanya bağlantılı oldu? E hani o en iyi adamdı. Yargıdan sonra ona bırakacaktın? Ali Koç'u utanmadan FETÖ'cülükle suçluyorsan; kulübü o dönemki konuşmalarınla FETÖ'ye mi bırakacaktın? Yargıtay 20 sene karar vermedi ne olacak? Zaman aşımından sonra Aziz Yıldırım suçlu olmazsa; Ali Koç 20 sene daha mı bekleyecek? Ali Koç şahane bir Fenerbahçe başkanı olur falan demiyorum sadece olaya mantık açısından bahsediyorum. Benim dediğim Ali Koç'a yüklenen saçma suçlamalar. Daha dün FETÖ'cü dediğin Aydınlar'dan bilmem kaç milyonluk sponsorluk alırken ne oluyor? Sen demiyor muydun Aydınlar'a FETÖ'cü diye? Aziz Yıldırım'dan başka ve ona karşı çıkan herkes FETÖ'cü mü? Aziz Yıldırım'ın söyledikleri insaniyet boyutlarını aşıyor. Adilce yarış. De ki, 'Ben isterdim ki daha sonra aday olsun'. Yok o FETÖ'cü bu FETÖ'cü. Yarın öbür gün bu PKK'lı o YPG'li... Hükümet açısından kim kötüyse dönüp ona bu yaftayı yapıştırıyor. Yarın öbür gün başka bir adaya, 'YPG'nin adayı' da diyebilir. Koskoca Fenerbahçe'yi rezillik içine sokuyor.'' ifadelerini kullandı.

''ALİ KOÇ'A YAKIN BİR KONGRE ÜYESİ '2000 FARKLA AZİZ BAŞKAN SEÇİMİ KAZANIR' DEDİ''

Seçimle ilgili bir iddianın tarafına ulaştığını söyleyen Altaylı, ''Dün akşam zihniyet olarak Ali Koç'a yakın biri, 'Aziz başkan 2000 farkla alır' dedi. Ali Koç'un üyelere ulaşma durumu daha legal olmuş. Ali Koç inanılmaz bir çalışma yürütüyor. Aziz Yıldırım'ın höt zöt yöntemine karşın, Ali Koç, Divan Kurulu üyelerinin evine misafir oluyor. Yaşlı üyelerin evine gidiyor, ellerini öpüyor. O da ciddiye alıyor. Çok iyi çalışıyor. İki aday da yoğun bir biçimde çalışıyor.'' dedi.